Gazetecilerin duygusal tahminleri...

Haberin Devamı

Annem çocukken bir tekerlemeyi beynime sokmaya çalışırdı...

“Bana arkadaşını söyle!.. Sana kim olduğunu söyleyeyim...”

Bu seçim kampanyası sırasında en çok annemin beynime soktuğu bu tekerlemeyi hatırladım...

Hafif bir değişiklikle...

“Bana seçim tahminini söyle... Sana hangi partiye oy atacağını söyleyeyim...”

***

Son bir aydır her bulunduğum ortamda, seçim toto oynanıyor...

Herkes seçim tahmini soruyor, herkes bir seçim tahmini yapıyor...

Gizli ve açık parti yandaşlarıyla karşılaşıyor, onların “gayet duygusal” seçim tahminlerini dinliyorum...

Şöyle ki:

1) Gizli AKP’liler; Ser verip sır vermemeye çalışıyorlar...
Kendilerini genelde AKP karşıtı gibi gösteriyorlar...

Bu tiplerin gerçekte AKP’li olup olmadıklarını iki şifreyi kullanarak anlıyorum...

Onlara “Kemal Kılıçdaroğlu’nun son konuşmasını nasıl buldunuz?..” diye soruyorum...

“Pek gerçekçi değil... Nasıl yapar ki bunları?..”
gibisinden bir cevap veriyorsa, ne kadar AKP karşısı görünürse görünsün, gizli bir AKP’li olduğunu anlıyorum...

2) Gizli AKP’lilerin uyanık olanları, Kemal Kılıçdaroğlu oltasına düşmüyorlar...

Nötr bir cevap veriyor, ya da destekler gibi konuşuyorlar...

O zaman “Seçimlerde sizce ne olur?..” diye soruyorum...

Burada herkes kendisini ele veriyor...

CHP’nin oyunu yüzde 30’lara varacağını savunanlar CHP’ye sempatik bakanlar...

AKP’nin oyunu yüzde 42’lerin üzerinde görenler AKP’ye karşı olsalar da, en azından tarafsız davranmaya çalışanlar...

***

3) AKP’yi yüzde 30’lu rakamlarda gösterenler, müzmin AKP düşmanları...

AKP’nin ne alacağını bilmiyorum, ancak AKP’yi o oranlarda gösterenlerin AKP’ye değil CHP, MHP ve BDP’den birine oy atacağını biliyorum...

4) CHP’yi yüzde 23-24’lerde gösterenler kendilerini hemen ele veriyorlar...

Onlar AKP’ye oy atacaklar ve CHP’de hiçbir şans görmüyorlar...

***

Bu tahminlerde esnasında her türlü manipülasyon yapılıyor...

Rakibi az gösterme, kendi partisini çok gösterme, bilinçaltına yönelik gizli oylardan bahsetme, inanılmaz bir sürprizi bekleme türünden değişik akıl yürütmeler var...

Gazetecilerin “duygusal” tahminleri ise akıllara ziyan...

Gizli gizli AKP’nin kazanmasını isteyenler, yüzde 48’lerden 50’lerden aşağı inmiyorlar...

Gizli ya da açık kaybetmesini isteyenler ise, yüzde 40’a çıkmayı bile kabullenmemekte...

***

Seçim kampanyasında eğer muhatabınız, “MHP’nin oy patlaması yapacağını” söylüyorsa, gayet açıktır ki kendisi MHP’ye oy atacak...

Barajı geçer mi geçmez mi sorusuna “büyük sürpriz yapıp yüzde 15’leri 17’leri bulur” diyorsa, emin olabilirsiniz muhatabanız MHP’ye oy atacak...

Sonunda bana seçim tahminimi soruyorlar...

Doğrusu elimde ne kağıt var ne kalem, ne de kendi yaptığım kamuoyu yoklaması...

Ben, parti taraftarlarının tahminlerinden “notu kıt hocalar” gibi makul bir miktarı kırpıyorum...

Her birinin “uçuş tahminlerinden” 4-5 puan kırpıp, bütün tahminleri kendi ölçülerime göre makul bir düzeye çekiyorum...

Fanatik tahminlerden 4-5 puan düştünüz mü, kendi makulünüzü buluyorsunuz...

***

Peki benim seçim tahminim doğru mu?..
Hayır bunu söyleyemem...

Ben sadece fanatik parti taraftarlarının uçmuş tahminlerini makul miktarda kırptım...

Kendime kırpıntılardan bir uçak yaptım...

Bindim gitmekteyim...

Sürpriz çıkarsa...

Çıkar valla, hiç bilmem...

Hiç de iddia etmem...

Bu oyunun adı demokrasi...

İyi olan kazansın...

*****

DEMOKRASİDE KİMLER KAZANIR KİMLER KAYBEDER?..

Bu seçimin galibi demokrasinin kendisidir...

Mesele mümkün olan en yüksek miktarda seçmenin görüşünün yarın akşam temsil edildiği bir Meclis’in oluşması...

Yarın sandıktan seçilecek iktidar muhalefete saygılı olmalı...

Yarın sandıktan çıkacak muhalefet de iktidara...
Hayata egemen olmak istemek, hayatı yönlendirmeyi amaçlamak, ülkeyi kendi istediğin şekilde yönetmeyi arzulamak, doğal ve insani duygular...

İnsan elbette kendi fikriyatının hayata egemen olmasını arzular...

Doğalı budur...

***

Ne ki...

Ben hayatın uzun zamandır, kendi arzularımdan ibaret olmadığını anladım...

Kişisel egomun, evrenin geniş kütlesel enerjisinin içinde sadece küçücük bir parça olduğunu kavradım...

Kişisel egomdan, bütün bir hayatı düzenleyemeyeceğimi anladım...

Benden başka ülkemde milyonlarca, evrende milyarlarca ego olduğunun farkındalığını yaşıyorum...

Milyonlarca egonun ortasında, bütün bir hayatı ve ülkeyi düzenleyemeyeceğimi biliyorum...

Düzenlemek istememin doğru olmayağının da bilincindeyim...

Sonuçta benle beraber nefes alıp veren milyonlarca ego, ortak bir gerçekte buluşacağız...

Hepimizin yarattığı o ortak gerçeği, bir süre kendi gerçeğimiz olarak kabulleneceğiz...

Bu gerçeğe karşı çıkanlara saygı duyacak, bu gerçeğin ortak noktasını da benimseyeceğiz...

***

İktidarda veya muhalefette güçlü ve taşkın egolardan özel bir isteğim var...

Kendinizi dünyanın tek ve en büyük parçası saymayın...

Kendi gerçeğinizin olmaması halinde “bu ülkenin bütünüyle batıp yok olacağına” inanmayın...

Siz olmazsanız, sizin fikirleriniz iktidarda olmazsa, mahvolacağımızı düşünmeyin...

Eğer iktidardaysanız, bu sefer muhalefette kalanların, gaflet uykusu içinde olduklarına inanmayın...

Tek bir ego, ülkedeki milyonlarca egonun içinde, evrendeki milyarlarca egonun arasında sadece küçücük bir parçadır...

Onu “bir hiç” saymak saygısızlık ve ayıptır...

Onu “her şey” sanmak ise, zavallılık...

*****

FUTBOL FEDERASYONU BAŞKANLIĞI İÇİN GİZLİ KULİSLER...

Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzon ve tüm kulüpler harıl harıl önümüzdeki 3 yıl için Türk futbolunu yönetecek ismi belirlemek üzere kulis çalışması yapıyorlar...

Benim bulunduğum her masada, 29 Haziran’da yapılacak Federasyon seçimleri için kimin kimi öne süreceğinin hesapları yapılıyor...

Durumu şöyle özetleyebilirim:

1) Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, İstanbulspor Başkanı Göksel Gümüşdağ’ın Futbol Federasyonu Başkanı olmasını arzuluyor...

2) Gümüşdağ, Aziz Yıldırım’ın yakın dostu...
Uzun zamandır aynı kaderi paylaşıyorlar, Kulüpler Birliği’nde beraber çalışıyorlar...

Aziz Yıldırım Göksel Gümüşdağ’ı Kulüpler Birliği çatısından aday olarak çıkartmak istiyor...

***

3) Göksel Gümüşdağ’ın; Emine Erdoğan’ın kardeşinin kızıyla evli olduğundan Başbakan’a yakınlığı dolayısıyla avantajlı olduğunu düşünenler var...

Erdoğan kazanırsa Göksel Gümüşdağ’ı işaret edeceğini söyleyenler bu teze dayanıyorlar...

4) Buna karşı tezi savunanlar ise şu fikri öne sürüyorlar:
Başbakan Erdoğan, Aziz Yıldırım ve Alex’i son kabulünden sonra, Trabzon camiasındaki tepkileri gözönünde tutarak Federasyon başkanlarıyla ve futbolla arasına kesin bir mesafe koymayı arzuluyor...

Bursaspor’a verilen cezanın, politik olarak kendisini ve partisini etkilediğini düşündüğünden, çok yakınındaki bir kişiyi Federasyon Başkanlığı için işaret edip, ilerdeki tepkileri üzerine çekmek istemiyor...

Gümüşdağ’dan yana davranmayacak...

Gümüşdağ’a karşı tavır alan Trabzon ve Beşiktaş’ı karşısına alır bir tavır sergilemeyecek...

***

5) Galatasaray anahtar rol oynayacak Federasyon seçiminde...
Şu ana kadar iki aday var görünen...

Biri Trabzon’un desteklediği Mehmet Atalay...

Diğeri Fenerbahçe’nin desteklediği Göksel Gümüşdağ...

Beşiktaş Gümüşdağ’a karşı...

Gümüşdağ Galatasaray kongre üyesi...

Ancak Aziz Yıldırım’la çok samimi...

Fenerbahçe Başkanı, geçtiğimiz günlerde Les Ottomans otelinde, Galatasaray’ın yeni seçilen Başkanı Ünal Aysal’a “Hayırlı olsun” ziyaretine gitti...

Aziz Yıldırım’ın bu ziyareti medyanın bir bölümünde “Göksel Gümüşdağ’ın Başkanlığı konusunda anlaştılar” şeklinde çıktı...

Oysa henüz böyle bir anlaşma yok...

Galatasaray, Gümüşdağ’a şimdilik uzak duruyor...

***

6) Mahmut Özgener’in yanındaki bir kesim Gümüşdağ’a çalışıyor...

Bu kesimin içinde Mahmut Özgener federasyonunda yönetim kurulu üyeliği yapan birkaç yönetici var... Mehmet Atalay ise Trabzon, arkasından etkileyeceği Beşiktaş ve Galatasaray camialarıyla Anadolu kulüplerine güveniyor...

SÜRPRİZ MEHMET ALİ AYDINLAR

Seçimlerden Başbakan olarak Tayyip Erdoğan çıkarsa, inanılmaz bir kulis en tepelerde, yaşanmaya başlanacak...
İki adayın olmayacağı anlaşılırsa “Mehmet Ali Aydınlar, Şenez Erzik, Murat Aksu isimleri bile sürpriz olarak çıkabilir...”

Pazar’dan sonra futbolda şenlik var...

DİĞER YENİ YAZILAR