Galatasaray'a sıçrayan "teşvik"...

Haberin Devamı

Futbolda şike olayı başlayınca, herkesi derin bir sessizlik aldı...

Konu çok dallı ve budaklıydı...

Futbol dünyasında her kulübün bir diğeri hakkında ağır ithamları ve iddiaları vardı...

Daha birkaç ay önce, hakkında herhangi bir soruşturma, kovuşturma yokken, ya da biz öyle biliyorken, Aziz Yıldırım çıkmış, “Denizli’den kaybettiğimiz sezonda Galatasaray şike yaptı... Bunu ispatlayabilirim...” demişti...

Kendisi hakkında “şike iddiaları” ortaya konup, mahkemece tutuklanınca, “Ben son 13 yıldaki her şeyin ortaya çıkmasını istiyorum... Esas temizliği ben istiyorum zaten” demişti...

***


Tahir Kum isimli gazeteci arkadaşın, Bülent Tulun’un Adnan Polat’a yazdığı söylenen “mektup”la ilgili açıklamaları bir tesadüf değil...

İlk haberlere göre, 1.5 milyon liralık bir teşvik parasının Song’a transfer parasıymış gibi gösterilip, Denizlispor’a teşvik olarak verildiği iddia ediliyor...

Galatasaray kulübünde inceleme yapılmasına yol açan soruşturmada iki önemli noktayı gözden kaçırmamak lazım...

Futbolda Şiddet Yasası 14 Nisan 2011 tarihli...

Şike her zaman suçtu ancak bu yasadan önce, “teşvik primi” ne ölçüde suç kapsamına giriyordu burası tartışmalı...

O tarihlerde gazeteler bizlere soru soruyorlardı:

“Teşvik de şike gibi suç mudur değil midir?..” diye...

***


Şiddet yasası bunun da suç kapsamına soktu...

Galatasaray kulübünden bir yetkilinin Denizlispor’a teşvik vermesi kanıtlansa bile, “teşvik o tarihte suç muydu” konusu muallakta olduğundan konu tartışmalı...

Ancak, Song‘un transfer parası denilerek bir para çıkartılması söz konusuysa bu evrakta sahteciliğe gireceğinden zaten farklı bir mecradan suç kapsamına alınıyor...

Bu soruşturma başladığından beri hep şunu yazıyorum...

Fenerbahçeli dostlar, bu soruşturmayı bir Fenerbahçe meselesi olarak görüp, ona göre davranıyorlar... Oysa bu şike konusu sadece bir Fenerbahçe meselesi değil...

Bunu ‘bu bize yapıldı’ deyip, üstüne almak pek gerçekçi değil...

***


Galatasaray ve diğer kulüpler için de şunu söyleyebilirim...

Futbolda şike ve teşvik primi meselesi kimsenin “ellerini ovuşturarak ‘bakalım şimdi neler olacak’ diye keyifle ve heyecanla izleyebileceği bir oyun değil...”

Bir de bakarsınız oyun dediğiniz şey elinizde patlar...

Öyle “oh olsun”lara falan girmesin onun için kimseler...

*****


FUTBOLU YÖNETENLERİN MEKANINDA BİR AKŞAM VAKTİ...

Yirmidört saatliğine İstanbul’a geldiğimde, futbol dünyasındaki her şeyin yüzseksen derece değişmiş olduğunu gördüm...

Futbol dünyasının ünlülerinin rağbet ettiği, öğlen akşam masalarını doldurup taşırdığı ünlü mekan Papermoon’da “artık futbol dünyasından kimsenin masası kalmamış gibiydi...”

Masalara baktım, oradan buradan müşteriler...

O cıvıl cıvıl futbol muhabbetlerinin aktığı, masadan masaya laf atmaların gırla gittiği, her dakikasında adrenalin, her saniyesinde futbolu yönetme tutkusunun endorfinin hormonunun salgılandığı masalarda, artık kimsecikler yoktu...

***


Temmuz’un başında hava değişimi için, önce Papermoon‘a sonra İstanbul’a ara verdim...

Meğer şike soruşturmasının başladığı Temmuz’un ilk haftasından itibaren, futbol dünyasının ünlüleri uğramaz olmuşlar, hergün gırgır şamata yapıp, futbolu yönettikleri ünlü mekana...

Levent Kızıl ifade verdikten sonra eşiyle gelmiş bir akşam yemek yemiş ünlü mekanda...

“Bir daha futbol mu?.. Halı saha maçlarına bile gitmem...” diyormuş...

***


Başka insanların çok başka muhabbetler yaptıkları o masalara baktım...

Kimbilir masaların yeni sahipleri şimdi neler konuşuyordu o masalarda?..

“Futbol dünyasından gelen giden yok...” dedi bana Papermoon’cular...

Yine dolu fakat farklı renkler var masalarda...

Bazen mekanlar sizi içine alıverir...

Kendinizi o mekana ait hissedersiniz...

Milyonların gönül verdiği sihirli futbol kulüplerinin en yetkili mercileri olduğunuza inanarak, yaldızlı dünyaların uçutması gibi hissedersiniz kendinizi...

O masalar, o restoranlar, o mekanlar milyonlarca insanın takip ettiği sihirli bir oyuncağın, kurulduğu yer gibi gelir...

Siz de o yerin vazgeçilmez “kahramınısınız“dır...

Öyle hissedersiniz...

Çocukken tuttuğunuz takımın, milyonlarca taraftarı olan kulübünüzün içlerine girmiş artık “Şehir kulübünün” vazgeçilmez bir üyesi olarak, düşsel kahramanınızın ülkesinde yeldeğirmenlerine karşı savaşlar verirsiniz...

***


Sonra bir gün düşlerinizde yaratıp, hayatınızda yaşattığınız Don Kişot ve Sancho Panza öyküsü bir anda sona erer...

Gerçek dünyada yaşadığınız şeylerin rant hesaplarıyla dolu, pek de temiz olmayan bir oyunun parçası olduğunu fark edersiniz...

Çok sevdiğiniz atınız Rosinante aslında yanınızda değildir...

Uşağınız Sancho Panza da sizin bir parçanız olmaktan çıkmıştır...

Sevdiğiniz kız Dulcinee du Toboso aslında bir seraptır...

Futbol dünyasının ünlüleri Papermoon’da yoklar artık...

Kim bilir masalarda hangi renkli dünyalar konuşuluyor şimdi?..

O masaların yeni sahipleri, bir önceki kiracıların nerede olduklarını hiç akıllarına getiriyor mudur ki?..

*****


MİNA 100 YAŞINI MI GÖRECEK?..

“Bugün doğan kız çocuklarının 100 yaşına erişme şansı yüzde 33.7” diyor araştırma yapan İngiliz bilim adamları dünkü açıklamalarında...

1931 yılında doğan bir erkeğin 100 yaşını bulma şansı yüzde 2.5’ken, bugün doğan bir erkek çocuk için bu oran yüzde 26’ymış...

1930 doğumlu dedesi, yani babam Allah’a şükür hayatta oğlumun...

Umuyorum ki, dedeleri ve büyükanneleri daha uzun yıllar sağlıkla yaşayacak o yüzde 2.5 olan şansı yakalayacak...

Çocuklar ise yüzde 33’ler, yüzde 26’larla yüz yaşını yakalama şansına erişecekler...

***


Mutlu olsunlar...

Keyifle yaşasınlar...

Başkalarının hayatına, yaşam hakkına, özgürlük alanına, sevgi dolu dünyalarına tecavüz etmesinler...

Kendilerininkine edilmesine de müsade etmesinler...

“İyi insan” olsunlar...

O “iyilik” mutlaka onlara geri dönecektir...

Hayatta hesapsız kitapsız iyilik yaparsanız, iyilikler size kat be kat gelecektir...

Hayatınız mutlu ve keyifli olacaktır...

Verirseniz alırsınız...

Vermezseniz, almazsınız...

Mutluluk verirseniz mutluluk size döner...

Mutluluk vermeyen, mutluluk alamaz...

Çocuklarım mutluluk versinler...

Dedeleri büyükanneleri gibi başkalarına kötülük yapmasınlar...

Hayatta misli misli onlara döner...

Merak etmesinler...

DİĞER YENİ YAZILAR