Haberin Devamı
İlginç bir şekilde, kendisine her yıl için önerilen 3.1 milyon euro’yu kabul etmiyor Fernandes...
Bu para kura göre değişse de artı eksi 8 milyon Türk Lirası civarında bir para...
Üç yıl için Fernandes yaklaşık 9.3 milyon euro, yani 25 milyon lira para alacak...
Bu para Avrupa liglerinde futbol oynayan futbocuların yüzde 80’inden fazlası için, çok büyük bir para...
Yüzde 20’lik bölümde; Christian Ronaldo, Messi gibi “çok nadir bulunan nadide futbolcular“ var ki, Fernandes de o kadar büyük çapta bir futbolcu değil...
Buna karşın Portekiz’li enteresan bir biçimde Beşiktaş kulübünün, kendisine önerdiği rakamı kabul etmiyor...
Sözleşmesi sezon sonu bitecek onu bekliyor...
4.2 milyon euro, yani yıllık yaklaşık 12 milyon lirada diretiyor...
Futbolcuyla kulüp pazarlıklarına girmem...
Doğal ki, bütün futbocular gibi Fernandes de bir profesyonel ve “en yüksek paraya oynamak isteyecek...”
Burada tartışma yok...
Soru şurada;
“Fernandes’e sezon sonu için; kim nasıl bir teklifte bulunuyor ki, Portekiz’li 3.1 milyon euro gibi kendi klasındaki bir futbolcu için astronomik sayılacak bir rakamı kabul etmek istemiyor?..”
Fernandes için Türkiye dışında 3.1 milyon euro’dan fazlasını gözden çıkartacak bir kulüp yok...
O paraya Katar‘da oynayabilir belki...
Fakat hiçbir Katar kulübü şimdiden Fernandes için pazarlığa başlamaz...
Böyle bir sistem Katar kulüplerinin fıtratında yok...
Ayrıca Fernandes Katar kulübüne gitmek uğruna, bunları yapmaz...
O zaman tek bir alternatif kalıyor geriye... Fernandes’i Türkiye’de bir kulüp, gelecek sezon için istiyor...
İsterken de “bonservisiyle Beşiktaş’tan alamayacağını bildiği için, yeni sözleşmeyi imzalamamasını istiyor Portekiz’linin...”
Fernandes’in, görüşme yaptığı Türkiye’deki kulüpler, “sözleşme imzalama telkinlerinde” bulunuyorlar...
Fernandes de bu yönde hareket ediyor...
Bana ulaşan bazı bilgilerle birleştiğinde, bu konu gayet açık ve kuşku götürmez bir hale bürünüyor...
Meselenin bu yanı da profesyonel futbolun gerekleri içinde addedilebilir...
Başka kulüpler Beşiktaş‘ın futbolcusuyla görüşebilirler...
Bu da çok etik olmasa da anlaşılabilir...
Fakat bir olay var ki, ne profesyonel futbol, ne etik hiçbir kural ve değer, olayı haklı çıkaracak güçte değil...
Fernandes iki hafta önceki Fenerbahçe maçından bu yana, üç haftadır hiç oynamıyor...
Beşiktaş son üç haftadır Fernandes’le çıktığı maçları 11 kişi değil, bir eksikle 10 kişi oynuyor...
Fenerbahçe derbisinde herkes “10 kişi kalan Fenerbahçe karşısında, Beşiktaş’ın 11 kişiyle nasıl olup da galibiyeti koruyamadığını sorguluyor...”
Sorgulamaya gerek yok...
Beşiktaş o maçta başından itibaren 10 kişi oynuyor...
Sonraki hafta da aynı...
Önceki gün Kasımpaşa maçında da keza...
Fernandes‘in kulağına birileri; “Sen oynama... Böylece elden çıkartılman kolaylaşır... Sorun olmadan Beşiktaş’tan koparsın...” diye fısıldıyor...
Profesyonel bir futbolcu, 4.2 milyon euro yani yaklaşık 12 milyon lirayı bir sene için talep edebilir...
Profeyonel bir futbolcu, o düzeyde olmasa da, teklif aldıysa fiyatında da uçabilir...
Fakat profesyonel bir futbolcu, bu rakamları telaffuz ederken, “takımda oynamamayı, takımını eksik, 10 kişi bırakmayı seçmez...”
Bu ahlaki bir davranış değil...
Guti Beşiktaş’ta 10 numara oynarken, Fernandes savunma önünde ön libero oynatılmaya çalışılıyordu...
Bunu futbolu çok iyi bilen Schuster yapıyordu...
Dilimde tüy bitmişti, o sıralarda genç Fernandes‘in, yaşlanmış ve futbola doymuş Guti’nin yerinde oynaması gerektiğini söylemekten...
Schuster değil, ama Carvalhal Fernandes’i forvet arkasına çekmiş ve burada patlatmıştı...
Gün gelmiş Beşiktaş yönetimine “Fernandes’i Türkiye’de bir kulübe satarsanız, Beşiktaş’ın büyüklüğünü tartışma konusu yaparsanız...” diye eleştiride bulunmuştum...
Beşiktaş’la Fernandes’in birlikteliğini, onun gönderilmesinin düşünüldüğü ilk günlerden bu yana en fazla savunan kişiyim...
Maalesef gelinen nokta; Ferrari’de ne oluyorsa, Fernandes’de de aynısı oluyor...
Ferrari de iyi bir futbolcuydu...
Son günleri ve gidişi bir dramdır Beşiktaş için...
Fernandes de büyük katkılar yaptı fakat...
Onun Beşiktaş’tan gidişi de her geçen gün Ferrari‘ye benzemekte...
Anlayan anlıyordur...
Fazla söze hacet var mı ki?..
MAÇLARDA İKİNCİ TOP...
Dün Beşiktaş Başkanı Fikret Orman Kasımpaşa maçında hakemin kural hatası yaptığını söylüyor ve maçın tekrarını istiyor...
Maç oynanırken, tribünlerden atılan ya da futbolcunun saha içinde bilinçli şekilde tuttuğu ikinci top olayı Türkiye’de son zamanlarda sürekli gündeme geliyor...
Tribünlerin sahaya yaklaştırılmasıyla, top oyunda ve bir takım hücumdayken, gol tehlikesinin belirdiği durumlarda, ara ara ikinci topun saha dışından oyuna sokul- duğunu görüyorum...
Bunun sürekli yapıldığını ilk kez Şükrü Saraçoğlu’nda oynanan bir Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde görmüştüm...
Sonrası her sahada ve tribünde çorap söküğü gibi geldi...
Kasımpaşa-Beşiktaş maçında hakem “düdük çalmaya önceden karar vermiş olsa bile, düdüğünü fiili olarak Kasımpaşa’lı futbolcu elindeki topu oyundaki topa fırlattıktan sonra çalıyor...”
Bu durumda kural hatası açıktır...
Maç yeniden oynanmalı...
Fakat daha önemlisi şu;
İkinci top olayı, fiili bir “belden aşağı savunma biçimi” haline geldi...
Ya tribünlerden, ya saha dışından sürekli bir ikinci top atılarak, oyunun durdurulması ve gol tehlikesinin bertaraf edilmesi amaçlanıyor...
Bu bilinçli bir politika olarak yürürlüğe konmaya başlandı...
Verilecek bir maç tekrarı kararı, oyunda beliren ikinci top vakalarını, kökten kaldıracak nitelikte olmalı...
Türk futboluna yeni bir adet geldi...
Buna; “Gol tehlikelerinde sahaya sürülen ikinci top vakası...” diyebiliriz...
HAKAN ŞÜKÜR VE CEMAAT...
AKP Milletvekili Hakan Şükür‘ün, partisinden istifa ettiğini belirttiği açıklamasını okudum dün...
Şükür’ün açıklaması bence Cemaat tabanına Hakan Şükür gibi ağırlıklı bir ismin üzerinden verilen bir mesaj gibi...
Hakan Şükür sadece istifa etmiyor...
AKP-Cemaat tartışmasında, “neden AKP’den ayrılmak zorunda kal- dığını” da anlatıyor...
Bu davranışla, Hakan Şükür gibi Fethullah Hoca’ya yakın bir politikacı üzerinden Cemaat, tabanına ve kendisine sempati duyan insanlara “Bazı istisnai yerel adaylar dışında AKP’ye oy atmayacağını” ilan ediyor...
Hakan Şükür’ün tam seçim öncesi, “dershane konusundan başlayarak farklılıkları dile getirmesi ve istifa etmesinin arkasında yatan gerçek bu...”
Merakım şu şimdi;
Acun dershane konusunda hükümetten yana tavır alıyor...
Hakan Şükür ise; Cemaatten...
Peki Gökhan Şükür?..
O Hakan Şükür’ün kardeşi...
Acun Ilıcalı’nın da ortağı olur...
Zor durumda olsa gerek...

