Haberin Devamı
Bu hafta yeni başkanını ve yönetimini seçiyor Fenerbahçe...
Bugün bu tarihi kulüpte herkes Aziz Yıldırım’ın yanında saf tutmayı kendisi için gerekli görüyor...
Sonuçta Aziz Yıldırım tutukludur...
Aziz Yıldırım tutukluyken, Fenerbahçe’de hiçbir başkan adayının ona karşı seçim kampanyası yapması mümkün değil...
“Etik” olarak kimseyi arkasında bulamaz...
Onun için Fenerbahçe’de geçmiş günlerin en azılı Aziz Yıldırım düşmanlarının bile, Aziz Yıldırım’a oy atmak için 19 Mayıs’ta kongreye geleceğini haber alıyorum...
Bugünkü kupa finalinde Bursa karşısında sonuç ne olursa olsun, kongre rüzgarları etkilenmeyecek bu durumdan...
Allahı var...
Tutuklu olduğu süreçte, kendini ve Fenerbahçe’nin pozisyonunu iyi yönetti Aziz Yıldırım...
Kulüple kendisi arasında bir çizginin oluşturulmasına müsaade etmedi...
İkisi arasında çizilmesi düşünülen her atağı karşıladı...
Aziz Yıldırım bunu yaparken, son yönetim kuruluyla her konuda işbirliği içindeydi ve onları tutuklu haliyle mükemmel bir şekilde yönetmekteydi...
Yönetimden hemen hiç fire vermedi Fenerbahçe...
Bunun için, hemen aynı yönetimle, bu haftaki seçimlere girmek istiyor Aziz Yıldırım...
“Bir mücadelenin sembolü olarak görüyor son yönetim kurulunu Aziz Yıldırım...”
Vazgeçmek istemiyor...
Bir ara Ferit Şahenk’in Fenerbahçe Başkanlığı için adı ciddi olarak ortaya atıldı...
Ferit Şahenk çok iyi bir Fenerbahçeli...
Fenerbahçe Başkanlığı’nı istememesi sözkonusu değil...
Ancak başkanlık için mücadeleye girecek bir yapısı yok...
Genel talep vaki olursa “hayır” demiyor...
Seçimlere gidilirken bir başka önemli isim Ali Koç...
Ali Koç bu süreçte yönetimde Aziz Yıldırım’ın yanıbaşında olan isimlerden biriydi...
Aldığım haberlere göre Koç ailesi Ali Koç’un “son güne kadar görevini hakkıyla yapmasını sonra da görevi bırakmasını yeni yönetimde görev almamasını” istiyor...
Aziz Yıldırım Ali Koç’u bırakmak istemiyor...
Aile ise “Fenerbahçe’nin yeni yönetiminde kesinlikle yer almamasını istiyor Ali Koç’un...”
Zor bir karar olacak Ali Koç’un kararı...
Abdullah Kiğılı’nın sağlık nedenleriyle görev almaması mümkün...
Tabloya bir bütün olarak baktığımızda Aziz Yıldırım’ın şu anda tek aday olduğu görülüyor...
Kongrede hiçbir sürprizin yaşanması mümkün görünmüyor...
Ancak işte bu tablonun bizzat kendisi dikkate şayandır...
Bugün Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım’a karşı çıkılacak hiçbir nokta yok...
Tutuklu olduğu için, etik olarak kimse karşısına çıkamaz...
Taraftarın müthiş desteğini arkasına aldığı için, kimse bu ortamda “intihar anlamına gelecek” bir riske atılmaz...
Bizce Aziz Yıldırım’ın dikkat etmesi gereken nokta buradadır...
Eğer müzmin rakipleriniz bile sinmiş ve sizi destekliyor görünüyorlarsa, “Çok güçlü olduğunuza” zinhar inanmamalısınız...
Size açıktan karşı çıkanların ortalıkta görünmesi her daim yararınızadır...
Onları kontrol etmekte daha rahat olursunuz... Ancak rakiplerin hiçbiri ortalıkta görünmüyorsa, Fenerbahçe’de “doğa dışı bir denge oluşuyor” demektir...
Muhtemelen rakipler dip fokurdamanın bir taraflarındadırlar...
Böyle anlar demokrasilerde en fazla dikkat edilmesi gereken zamanlardır...
İNTİKAM LİSTESİ...
Alan Campbell işinde terfi bekleyen iyi niyetli yaşam karşısında çok güçlü olamayan bir profesyoneldir...
Terfi almayı beklediği gün, projesini çalan bir fırsatçının terfiyi aldığını öğrenir...
Birkaç gün önce aldığı borçları ödeyemediğinden tefeci görüntüsündeki mafyanın tuzağına düşmüş ve yediği yumruklardan gözü morartılmıştır...
Yıkılmış bir halde işinden evine doğru yol alırken, cep telefonundan defalarca karısını arar...
Ancak karısı evde bir yabancıyla birliktedir ve sevişmek üzeredirler...
Kadın ilginç bir şekilde çalan telefonu açmayı reddetmektedir...
Sonunda adam evine gider ve karısıyla en yakın arkadaşı dediği kişiyi beraber görür...
Yıkılmıştır ve kendini bir bara atar...
Arka arkaya viskileri atarken, barda oturan bir adamla konuşmaya başlar...
Adam “kendisinin profesyonel katil” olduğunu ve onun zayıf olduğu için bütün bunların başına geldiğini söyler...
Elinde olsa kimleri öldürmek isteyeceğini sorar ve bir liste yapmasını ister...
Listeyi beşinciden birinciye doğru yazmasını ister...
Sarhoş ve yıkılmış durumdaki adam, bir peçetenin üzerine beşinciden birinciye doğru kimlerin öldürülmesini istediğini yazmasını ister...
“Sana profesyonel bir tetikçi olduğumu ispatlayacağım” der...
İşinde ve evinde hayal kırıklığı yaşayan adam, sarhoş bir halde tuvalete gider ve çıktığında ne peçeteyi ne de adamı bulur...
Adam gitmiştir...
Geceyi arabasının içinde sefil bir halde uyuklayarak geçirir...
Sabah işe gittiğinde peçetede beşinci olarak yazdığı patronunun öldürüldüğünü öğrenir...
İnanılmaz keyifli ve öğretici bir film “İntikam Listesi...”
2011 yapımı film bugünlerde Digitürk film kanallarında gösteriliyor...
İbret alacağınız repliklerin olduğu filmi keyif alarak da izleyeceksiniz...
KENDİNİ BİLEN KİŞİ...
Kendini bilen kişi, ne yazı kış yapmaya çalışır...
Ne de kışı yaz haline getirmeye...
Bunun yerine her birinden ayrı ayrı zevk almaya çalışır...
Bunun gibi, kendini bilen kişi başkalarına göre üzüntü verici olan her hadiseden zevk almaya çalışır...
(Zevk alamayacağı olaylarda ibret vardır...RM)
Sevindirici olandan da elbette...
Halbuki, çevrelerinde egemen olmak isteyen kişiler, bu tabii seyirleri, kendi yücelikleri için basamak yaparlar ve kişinin karşılaştığı halleri bir ceza ve mükafat diye nitelendirerek karşılarındakileri bu yolla şartlandırırlar...
Onları bu şekilde arzuları ve çıkarları doğrultusunda sürüklemeye çalışırlar...
Kendini bilen ve gerçeğe vakıf olan kişi, her türlü olayı, sağ ayağının sol ayağının takip etmesi kadar doğal bir seyir içinde algılar...
Kendisini hiçbir olayın kaydı altına sokmayarak hayatını sürdürür...
Bu durumda o kişi için ne imtihan diye bir şey kalır...
Ne ceza ne mükafat...
Artık o hadiselerin ve şartlanmaların üstündeki “özbenliğine” yönelmiş biridir...
İnsan toplumsal şartlanmalardan kendini kurtarabildiği anda, iyi-kötü, güzel-çirkin veya doğru-yanlış zıtların çatışmalarından da kendini kurtarır ve bu kayıtların üzerinde yaşamaya başlar...
Böylelikle kendisini üzecek, azaplandıracak, olayların üzerinde bir hayat sürer...
Bu yaşayış içinde varlığının müstakil bir birim olmayıp, tümel aklın oradaki bir aksettiricisi olduğunu da fark ederse, bu defa tümel aklın sahip olduğu şeylerin aynen kendi özünde de olduğunu anlar...
Bu yolda ilerledikçe kendi özünü bulmuş olur...”
Ahmet Hulusi’nin Evrensel Sırlar kitabından...

