Haberin Devamı
Suçlanan taraf, kamuoyundaki algılanma açısından mağdurdur...
Hakkındaki iddialar, suçlamalar arka arkaya sıralanır...
Suçlamalar fazla, savunmalar az yer bulur...
Çünkü suçlamalar yeni olduğu için flaş haber, savunmalar ise, flaş haberin etkisini azalttığı için yeknesak bulunur...
Buna rağmen, şike iddiaları gündeme geldiğinden beri, Fenerbahçe’li yöneticilerin her düzeydeki savunmaları “medyada geniş yer buluyor...”
Kimse Fenerbahçe’ye yargısız infaz yapmıyor...
Keza Beşiktaş’a ve Trabzon’a da...
Fakat nedendir bilinmez, Fenerbahçe’nin halen üç üyesi tutuklu bulunan yönetimi, “Federasyon’la birebir çarpışma ve vuruşarak hesaplaşma” yöntemini benimsiyor...
Nihat Özdemir, Cihan Kamer, Ali Koç gibi çok yakından tanıdığım insanlar var Fenerbahçe yönetiminde...
Onlara bütün samimiyetimle söyleyebilirim ki, önceki günkü maçta gösterilen tutum, Federasyon’la vuruşarak hesaplaşma stratejileri, Fenerbahçe’nin marka değerini, toplum içindeki statüsünü ve prestijini fena halde çiziyor...
Ne oluyoruz?..
Niye bu kadar olayları geriyoruz?..
“Süper Kupa finali, niye oynanmıyormuş?..”
Bu soru mudur Allahaşkına?..
Şu ortamda Fener-Beşiktaş Süper Kupa finali oynanır mı?..
Oynansa bu kimseye keyif verir mi?..
Yeni soruları ve spekülasyonları ortaya çıkarmaz mı?..
Niye bir parça sakin, biraz cool davranamıyor Fenerbahçe yönetimindeki dostlar?..
Neyi geriyorsunuz?..
Sadece Fenerbahçe’ye yönelik bilmediğimiz bir emperyalist işgal falan mı var da haberimiz yok?..
Sonuçta Fenerbahçe’nin Başkanı ve iki yöneticisi tutuklu...
Beşiktaş’ın bir yöneticisi, teknik direktörü ve bir görevlisi tutuklu...
Trabzon’un Başkanı yüzbin lira kefaletle ancak serbest kalabildi...
Elbette yöneticine, başkanına tutuklama çıktığında itiraz edeceksin, protesto hakkını saklı tutacaksın...
Ancak ortada bir soruşturma var...
İddialar var, bantlar var, itiraf olduğu söylenen ifadeler var...
Böyle durumlarda bir kulübü “büyük” yapan şey, “vakur durmak, adalete yardımcı olurken, kendi suçsuzluğunu ve mağduriyetini anlatacak bir strateji yürütmektir...”
Fenerbahçe yönetimi ise, sanki ortada hiçbir konuşma, suçlama, belge yokmuşcasına “kısasa kısas bir mantıkla vuruşarak hesaplaşma” yoluna gidiyor...
Bu belki bugün sonuç verir gibi gözükebilir...
Karşınızdaki tavrınızdan, duruşunuzdan etkilenebilir...
Ancak bu olaylar Fenerbahçe’nin yüzyıllık marka değerini düşürür, prestijini azaltır, toplumsal sistemdeki yerini sorgular...
Fenerbahçe yönetimi, Fenerbahçe’nin marka değerini, prestijini ve şerefli tarihini güçlendirecek hamleler yapmalı...
Fenerbahçe bu büyüklüğe şike iddialarıyla gelmedi...
Fenerbahçe’nin “büyük”lüğüne herkes saygı göstermeli...
Suçsuzluğunu söylemeye çalışırken, adalete yardımcı olmalı...
Beşiktaş ve Trabzon’un hakkındaki iddialar bu kadar fazla değil...
Buna karşın, onlar çok daha sakin ve cool davranıyorlar...
İlerde duygular geçecek, kim ne yaptığıyla kalacak...
Fenerbahçe’liler, büyük Fenerbahçe’nin taraftarı gibi davranmalı...
Çarşı’ya saygım, duruşundaki vakurluğadır...
Vatan ve Milliyet YAŞAYACAK...
Gazetecilikte 32. yılımı sürüyorum...
Bu meslekte önceleri “gazete nasıl çıkartılır” onu öğrettiler bize...
Harıl harıl çalışırdım, bir gazetenin nasıl çıkartıldığını öğrenebilmek için...
Nasıl tiraj alınır, nasıl vurucu gazete yapılır, nasıl her sabah merakla o gazetede ne var diye okuyucu gazeteyi eline alır diye çırpınıp durdum...
Televizyonu yaparken de meslek büyüklerimin bana öğrettikleri “gazete nasıl çıkartılır” öğretilerine sadık kaldım hep...
Ne yazık ki meslek hayatımın sonraki bölümlerinde, “gazete nasıl çıkartılır” sorusundan çok “Başka gazeteler ve televizyonlar nasıl batırılır” sorusunun sorulduğunu gördüm...
Medyada iki tip insan vardı...
“Gazete çıkartıp, tiraj ve rating alan gazete ve televizyon yapanlar...”
Tiraj ve rating alan gazete ve televizyonları, batırmaya çalışanlar...
Geçenlerde bir yazı yazdım...
“Hiç kuşkunuz olmasın Vatan ve Milliyet” yaşayacak ve hiçbir şey olmayacak diye...
Bugün de aynısını düşünüyorum...
Vatan ve Milliyet ayakta kalacak, yeni atılımlar yapacak ve daha da büyüyecek...
Başka laflar söylemek böyle bir günde benim gazetecilik etiğime sığmaz...
Gazeteci gazetesini yapar, yazısını yazar, en iyisini en iyi şekilde okuyucusuna sunar...
Gazetecilerin gazete yaparken harcadıkları emek kutsaldır...
O emeği hiçbir gazeteci, çiğnetmez...
Ben çok “gazete batırmaya çalışan” gördüm bu meslekte...
Ancak gazeteyi çıkarmaya çalışanlar kutsal oldular hep gözümde...
Merak etmeyin...
Vatan ve Milliyet ayaktadır ve sağlam kalacaktır...
Alın teri döken gazetecisi, güçlü sermayesi ve aydın okuyucusuyla birlikte...

