Fenerbahçe dosyasının gizli kodları!..

Haberin Devamı

Dün Sabah gazetesi Futbol Federasyonu Etik Kurulu’nun “Çok Gizli” raporunu yayınlıyor...

O rapora göre, 14 maçta şike, teşvik ya da teşebbüs olduğu Etik Kurul’ca belirleniyor...

Nihayet fotoğraf kareleri şimdi birleşerek anlamlı bir resim oluşturuyorlar...

Rapordan sonra başta Rıdvan Dilmen, bazı yazarların; haftalarca haklı olarak sorduğu “Fenerbahçe ne yaptı da Şampiyonlar Ligi’ne katılamıyor?.. Beşiktaş ve Trabzon kupalara katılırlarken” sorusunun cevabı da ortaya çıkıyor...

Profesör Oğuz Atalay başkanlık ediyor Etik Kurul’a...

15 Ağustos’ta bütün belgeler incelendikten sonra “tek nüsha ve çok gizli” olarak yazıyor Etik Kurulu raporunu...

İşte o raporda “Fenerbahçeli yöneticilerin içinde yer aldığı toplam 14 maçta şike, teşvik ve teşebbüs suçlarının işlendiğine, kanıtlarıyla kanaat getirildiği” söyleniyor...

***


Bu rapor çok önemli...

Profesörler ve hukukçuların bulunduğu Etik Kurul’un raporu, mahkeme kararından önceki mevzuata uygun yol gösterici tek “karar...”

O rapor “Beşiktaş’ın ve Trabzon’un maçlarında şike olmadığı belirlenmiştir” diyor...

Türkiye’de bunca fırtına kopmadan bu rapor bilinebilseydi, belki “özellikle neden Fenerbahçe hedef alınıyor” diye düşünülmeyecekti...

“UEFA niye Trabzon’u Fenerbahçe’nin yerine Şampiyonlar Ligi’ne aldı” diye sorulmayacaktı...

Fenerbahçe camiasının aylardır belki vicdanı böyle rahatsız olmayacaktı...

Ancak o zaman da şu korkunç soru beyinlerde zonklayacaktı?..

“Beşiktaş-İstanbul Belediyesi maçında şike olmadığı Etik Kurulu raporunda belirlendiğine göre, üç Beşiktaşlı neden tutuklu kaldılar?..”

***


Esas önemlisi kan gövdeyi götürecek şekilde yaşanan tartışmalardır...

Bu bağlamda UEFA temsilcisi Cornu’nün Federasyon yetkililerinin yediği akşam yemeği ve toplantı, çok büyük fırtınalar koparmıştı...

“Federasyon temsilcileri işgüzarlık yapıp, UEFA yetkilisine ‘Fenerbahçe’nin şike ve teşvik yaptığına kaniyiz mi’ demişlerdi?..”

Televizyonlarda günlerce kıyamet kopartan bu kavganın alt metinleri şimdi ortaya çıkıyor...

İtiraf etmiyor kimse fakat, bellidir ki Etik Kurul’un raporu UEFA temsilcisine bir türlü çıtlatılmıştır...

UEFA Türkiye’de “etkin” bir kurulun kararını dayanak alarak, bu riskli karara imza atabilmiştir...

***


Etik Kurul konumu itibariyle “spekülasyonlara en kapalı” olan Kurul’dur...

Hukukçular ve akademisyenler ağırlıktadır...

Mahkeme kararının olmadığı Ağustos ayında dayanak alınabilecek tek ciddi referans merkezidir...

ALİ YILDIRIM’IN BAŞKANLIĞI

Burada bir dakika duralım ve iddianamedeki belgelerde yer alan, Fenerbahçe camiası için çok önemli saydığım bir “telefon tapesine” gidelim...

Bu sanıldığı gibi bir şike veya teşvik konuşması değil...

Fenerbahçe’nin geleceğini şekillendirme konuşması belki de...

Üstelik bu konuşma “şike soruşturması ortaya çıkmadan önce yapılıyor...”

Yani şikenin yarattığı durum ortada yokken henüz...

Diyalog Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a hayatta en yakın kişi olan Ali Yıldırım’la, Fenerbahçe yöneticisi Murat Özaydınlı arasındaki konuşmadır...

Bu konuşmada Ali Yıldırım, Başkan’ın telefonlarından şikayet eden Murat Özaydınlı’ya defalarca “Gelecek sene ben geldiğimde bu sorunlar bitecek” diyor...

Murat Özaydınlı’nın kendi Başkanlık niyeti için, defalarca desteğini arıyor...

Ali Yıldırım herhangi birisi değil...

Aziz Yıldırım’ın kardeşi ve sağ kolu...

Futbolda bütün transferleri ve Başkan’ın işlerini o yürütüyor...

O Ali Yıldırım, Murat Özaydınlı’ya Aziz Yıldırım’ın kendisine çok güvendiğini söyleyerek, defalarca “Gelecek sene ben geldiğimde sorunlar çözülecek” yolunda sözler sarfediyor...

Şike soruşturması bir yana, Aziz Yıldırım’ın daha geçen sezonun sonundan, bir yıl sonrası için yerini kardeşi Ali Yıldırım’a bırakmayı düşündüğünü anlamak zor değil...

Ali Yıldırım’ı yakından tanıyanlar, bu sözleri Aziz Yıldırım’a rağmen söylemeyeceğini bilirler...

***


Fotoğrafın kareleri birer birer belirince, Aziz Yıldırım’ın “içerden yaptığı direnci yüksek mücadelenin” kodları da ortaya çıkıyor...

Fotoğraf tamamlanıyor...

Aziz Yıldırım Mayıs 2012 kongresine “kendi Başkan adaylığı için hazırlanmıyor...”

Aziz Yıldırım’ın kafasında Ali Koç hatta Nihat Özdemir de yok ilk aşamada...

O, 2012 Mayıs kongresinde Fenerbahçe tribünlerine asılan büyük boy resimlerinin karizmasında “kendisi adına mücadeleye girecek Ali Yıldırım’ın başkanlığı adına” silahlarını hazır ediyor...

Telefon konuşmasındaki diyaloglar, Aziz Yıldırım’ın, yerini Ali Yıldırım’a bırakmayı daha bu olaylar olmadan önce düşündüğünü gösteriyor...

Şike soruşturması Yıldırım’lar açısından “önceden planlananın yürütülmesi” demek...

Yeni çıkan durum bu meselenin “Yıldırım’lar için ne kadar gerekli olduğunu” gösteriyor...

Fenerbahçe camiası derin bir ikilem içinde, bir seçimle karşı karşıyadır...

“Maçlarda şike ya da teşvikin belgelenmesi ihtimali ağır basıyor...”

Bu sancılı bir süreç...

Fenerbahçe bu süreci, Aziz Yıldırım’ın formülleriyle mi, yoksa camia ve yönetimden çıkacak yeni formüllerle mi aşmaya çalışacak?..

Bu sorunun cevabı kulübün de geleceğini belirleyecek...

Fenerbahçe’nin kamuoyundan gizlenen kodları böyle...

*****


İYİ Kİ TAYYİP ERDOĞAN’A RAST GELMEDİN MÖSYÖ SARKOZY!..

Ego savaşlarını çok önemsemem...

Hayata ve evrene katkı yapmanın “ego savaşlarından geçmediğini, insanlığa yapılan katkılar ve değerlerle ölçüldüğünü” bilirim...

“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?..” türü ego savaşını körükleyen, tetikleyenden nefret ederim...

Şişhane’de trafik kavgasından söz etmiyoruz sonuçta, uluslararası arenada bir diplomasi nezaketinden bahsediyoruz...

***


Abdullah Gül belli ki birkaç kez Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi telefonla arıyor...

Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcüsü Ahmet Sever “iki gün boyunca” diye açıkladığına göre, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı en az iki kez Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi telefonla arıyor...

Buna karşı telefona çıkan olmuyor...

Bu telefonlar Abdullah Bey’in “Monsieur Sarkozy bu aralar Paris’e gelmeyi düşünüyorum... Oralarda havalar nasıl?.. Kalın mı ince mi giyineyim?..” telefonları değil...

Ermeni tasarısı gibi hayati bir konuda “telefonla son bir istişarede” bulunmak istiyor Türkiye Cumhurbaşkanı, Fransız meslektaşıyla...

***


Telefonda “kusura bakmayın elimden bir şey gelmiyor” diyebilirsiniz...

“Ben ne yapayım milletvekilleri böyle istiyor” diye kıvarabilirsiniz...

Amerikan başkanları defalarca bu gerekçeleri söylediler Türk muhataplarına...

Fakat telefona çıkmamak, Akdeniz hele hele Ortadoğu coğrafyasının kaldıracağı hasetlerden biri değil...

Abdullah Gül önceden çok tartıp sonra söyleyeceğini söyleyen bir kişi...

Bu olayı gördükten sonra Sarkozy’nin “Fevri davranmadığı bilinen Abdullah Gül’ün telefonlarına bu saygısızlığı” yapmasını ehven-i şer olarak değerlendiriyorum...

Ya bu telefonlar Tayyip Erdoğan’ın telefonları olsaydı...

O zaman sanıyorum Sarkozy’nin literatürüne “une minute” isimli bir kavram da girecekti...

“One minute”ün Fransızcası’dır une minute...

Fransızca’da genelde bir yere yetişmek için, aciliyet durumunu belirtmek için söylenir...

İyi ki Tayyip Erdoğan’ın telefonu değildi çıkmadığı telefon...

Sarkozy “une minute”ün, acele işler dışında da kullanılabileceğini öğrenebilirdi...

Bu ihtimal hala geçerlidir!..

Hele Ermeni tasarısını geçirir, seçimleri kazanır Fransa’ya yeniden Cumhurbaşkanı olursa...

Bir de bakmış ki karşısındaki biri Sarkozy’ye şöyle sesleniyor;

“Une minute, Monsieur Sarkozy... Bir daha da gelmem... Böyle bilesin!..”

DİĞER YENİ YAZILAR