Haberin Devamı
Fenerbahçe yönetiminin dün akşamki açıklamasını çok iyi okuyun...
Ne diyorlar;
-”Metin Feyzioğlu’nun söylediği gibi Özel Görevli Mahkemeler’in 2 Temmuz 2012’de kaldırılması Meclis tarafından karara bağlanmıştır...
Bu mahkemelerin o tarihten sonra verdiği kararlar, hukuk dışı, yok hükmünde ve geçersizdir...
Fenerbahçe yönetimi 2011’den bu yana karşılanması mümkün olmayan türlü mağduriyetlere mazur kalmıştır...
Yargıtay’ın gelinen aşamada taraflı yorumlanabilecek bir acelecilikle hareket etmeyip, son gelişmeler ışığında, davayı görmeyi BEKLETECEĞİNİ umut ediyoruz...”

Ne demek bu?..
-”Ey Yargıtay...
Fenerbahçe yöneticileri hakkında SAKIN KARAR ÇIKARTMA... Biz zaten oluşan yeni durumla yeniden yargılanacağız... Hakkımızdaki cezayı azaltarak da olsa kararı onama... Biz beraat edeceğiz...”
Hiç merak etmeyin!..
Fenerbahçe’nin açıklamasının üzerine, şike davasının destekleyici figürü Beşiktaş’ın iki yöneticisi anında atlayacak, onlar da aynı yönde yeniden yargılama talep edecekler...
Sonra Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın “hak mahrumiyetlerinden doğan milyar liralık tazminat taleplerine” gelecek sıra...
Bitmedi...
Markaların değer kaybından kaynaklanacak, milyarlık tazminatlar da bekliyor sırada... Yine bitmedi...
Tek tek yöneticilerinin yüz milyonlarca liralık tazminat talepleri olacak daha...
Diğer kulüpler, diğer sanıklar, diğer tutuklananlar da var sırada... Saymıyorum daha yüzlerce kişiyi henüz...
Yukarıda Allah var...
3 Temmuz 2011 gününden başlayarak, tek bir gün “Bu davalardaki cadı avından taraf olmadım...”
Hep itidalle, hep mutedil yaklaştım...
Televizyon programlarında “Sen de mi eyyamcı oldun” yollu saldırılara bile uğradım...
Şikenin sonuna kadar üstüne gidilmesini savundum...
Fakat o kampanyanın bir tarafı olmamak için çok didindim durdum...
Bunu şunun için söylüyorum...
Şimdi gelinen noktada ortaya atılıp;
-”Ben size demiştim arkadaş... Bu kadar olmaz... Hadi yeniden yargılama olsun da görelim bakalım Hanya’yla Konya’yı...” diye böbürlenmek için elimde her türlü pozisyon ve belge mevcut...
Üstelik kendi kulübüm Beşiktaş da bu işin mağduru olmuş, bu yüzden Avrupa’ya gidememiş... Gelecek yüzmilyonlarca lira mağduriyet paraları Beşiktaş’ın kasasına girecek, başka yere değil!..
Yine de günlerdir, bu işi “Bir olağanüstü afla bitirin, mağduriyetleri sonlandırın, fakat yeni hesaplaşmaların zeminini açmayın...” demekten dilimde tüy bitiyor...
Şöyle örnekleyeyim:
Yeniden yargılama olursa...
Aziz Yıldırım ve diğer suçlanan yöneticiler normal mahkemede yargılanırsa...
Bu yargılamalardan beraat çıkarsa...
Fenerbahçe’li olmayan kamuoyunun vicdanında Aziz Yıldırım ve arkadaşları aklanmış olacaklar mı?..
Hayır...
Ya Beşiktaş’lılar?..
Hayır...
Ya Sivaslılar ya diğerleri...
Hayır...
Örneğin Trabzonspor “Hay Allah biz de Fenerbahçe’nin hakkını yemiştik mi?..” diyecek...
Kupayı istemekten vaz mı geçecek?..
Ya da Galatasaray camiası;
-”Gördün mü bak kıç üstüne oturduk... Fenerbahçe suçsuz çıktı... Yanılmışız demek ki... Ezeli rakibimiz tamamen suçsuzmuş...” mu diyecek?..
Sevgili Metin Feyzioğlu kardeşim...
Bunları da düşünüyor musun?..
Peki Aziz Yıldırım ve arkadaşları “şikeden mahkum olursa” Fenerbahçe camiasının gözünde “mahkum sayılacaklar mı, suçlu görülecekler mi?..”
Hayır...
Çünkü Fenerbahçe’liler zaten şöyle düşünüyorlar:
-”Diğer camialar ne kadar suçsuzsa biz de o kadar suçsuzuz...”
Kamuoyu şike davasında kendi vicdani kararını kendisine göre verdi...
Suçlu görenler gördü, şike yapıldığına inananlar inandı, inanmayanlar inanmadı...
Bu saatten sonra bir şey değişir mi?..
Vicdani kanaat olarak değişmez...
Ama ne değişir söyleyeyim...
“Milyonlarca insanın yargı hakkındaki algısı...”
O bir daha hiç gelemeyecekmişçesine yok olur gider...
Eğer Türkiye’yi yıllarca sarsan bir davanın sonunda mahkeme “sanıkları suçlu, suçu hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde sabit” bulursa...
Bu süreç zarfında gözaltılar, tutuklamalar, belgeler, tutanaklar, bantlar, konuşmalar, tapeler, çantalar ortalıkta yıllarca uçuşursa...
Herkes ağzı bir karış açık, tapeleri ve yapılan tezviratları “Arkası Yarın” heyecanıyla izlerse...
Türkiye birbirine girer, kulüpler birbirini suçlar, her şey darmadağın olur, altüst olur, futbolu yeniden diriltmek içim play-off dahil binbir türlü fikir uygulamaya sokulmak zorunda kalınırsa... Şimdi bunca yıl bütün bunlar olmamış gibi;
-”Bir hata yaptık, şimdi her şeyi sıfırlıyoruz...” diyemezsiniz...
Milyonlarca insan hukukun, mahkemelerin, savcıların, polisin, avukatların; nihayet devletin karşısında oyuncak haline gelemez... Tek tek mahkumiyet alanlar isterlerse yeniden yargılanma talep ederler...
Fakat devlet bu işe taraf olmaz...
Olağanüstü dönemin olağanüstü affıyla mağduriyetleri giderir...
Yeni ve bir daha kolay tazmin edemeyeceği zararların altına girmez...
Yargı hakkında “toplumun bütün algısını bir daha geri gelmemek üzere tarumar etmez...”
Şöyle mi olacak sanıyorsunuz?..
Fenerbahçe’li ve hatta Beşiktaş’lı yöneticiler yeni yargılamada beraat ederlerse; geniş kamuoyu vicdanı;
-”Helal olsun Türk adaletine... Bak sonunda eğrisi doğrusuna denk düştü ve objektif karar verildi...” mi diyecek insanlar?..
Öyle mi zannediyorsunuz?..
Metin Feyzioğlu kardeşim; hukukla ilgili olduğu kadar futbolla ilgili değil besbelli...
Biraz ilgili olsaydı, bunları söylemezdi...
Ya da özellikle söylerdi...
Patlamak üzere olan dinamiti tam ortaya bırakmak için!..
Yazının başlığında bir madde daha var...
Cem Uzan da “kendisine komplo yapıldığını“ söylemiş ve yeniden yargılama isteyeceğini açıklamış...
Elbette sonuna kadar hakkı... Fakat daha neler gelecek neler?..
Bana; ilk bir haftada iki yazıdan başka hiçbir şey yazmadığımı gören okurlar soruyorlardı:
-”Hayırdır Reha Bey!.. Türkiye’de kan gövdeyi götürüyor... Siz niye bu konulara hiç değinmiyorsunuz yazılarınızda...”
Neden değinmediğimi umarım şimdi anlıyordur o okuyucular...

Oynanan dört başı mamur bir komedidir çünkü...
Bu komediyi yazıp bir de ciddi ciddi analiz etmek ayıpmış gibi geliyor bana!.. Aklıma ayıp her şeyden önce...
Zekama...
Beynime...
Dante’nin ‘İlahi Komedya’sını okumak daha ilginç ve heyecan verici...
“İlahi Komedya”, sanıldığının aksine bir komedi değildir aslında...
Ortaçağ’da Komedya, Tragedya’nın aksine “sonu iyi biten hikaye” anlamına gelir...
Şimdi yaşadığımız gibi bir komedi değil İlahi Komedya...
Bizim yaşadığımızı Dante’nin dönemiyle anlatmaya kalkarsak olsa olsa şu ifadeyi kullanabiliriz:
-”İlahi Tragedya...”

