Akşam üstü ani bir karar veriyorum...
Yarım sayfalık köşemin bütününü, Türk Milli Takımı’nın Romanya karşısında yaratacağı bir sürprize ayırmayı planlıyorum...
Romanya-Türkiye maçı saat 21’de başlıyor...
Romanya karşısında kaybeder, hatta berabere kalırsak, gecenin o saatinden sonra boş kalan köşeye yazabileceğim pek bir şey yok...
2014’te Brezilya’da yapılacak Dünya Kupası’na katılma ihtimalimiz tamamen suya düşüyor çünkü...
Tek bir ihtimal var...
Abdullah Avcı’nın yönetimindeki Milli Takım’ı kendi sahasında yenen Romanya’yı Bükreş’te yenebilmek...
Yüzde 90 gibi görünüyor beraberlik ya da mağlubiyet ihtimali...
Tınmıyorum bile...
Galibiyet gelecek ve yazacağım çok şey olacak diye, bembeyaz sayfayı bomboş bırakıyorum gecenin ta 23’üne kadar...
Niye?..
Çünkü Fatih Terim’in yaratacağı mucizeye inanıyorum...
Abdullah Avcı ya da başka bir teknik direktör bu takımı çalıştırsa, ben yüzde on ihtimali hesaba katarak gecenin 23’üne kadar bu gazetedeki yarım sayfamı hiçbir şey yazmadan boş bırakıp beklemem...
Bende bu duyguyu uyandıracak tek dürtü, bir mucizeye inanma duygusudur...
Fatih Terim ve talebeleri bende bu duyguyu uyandırıyor işte...
Fatih Terim’in Milli Takım’ı çalıştıracağı ihtimali belirdiğinde, “Mutlaka Terim olmalı” dememin nedeni bu...
Şu anda benim ve milyonlarca Türk vatandaşının gözünde, Terim‘in yaratacağı mucize ihtimalini yaratacak, yerli ve yabancı dünyada hiçbir teknik direktör yok...
Bu on bir oynamıyor muydu Türk Milli Takımı’nda?..
Alaska’dan, Antarktika’dan mı seçti Fatih Terim dün Romanya karşısındaki Milli Takım’ı?..
Aynı futbolcular, aynı forma, aynı duygular, aynı amaç, aynı dünya kupası elemesi değil mi mücadele ettiğimiz?..
İki Milli Takım arasındaki fark, “Hoca’nın futbolcular üzerindeki etkisinin” farkıdır...
Terim, Milli Takım futbolcusuna motivasyon verecek, ince taktikler aktaracak, rakip sahada basmasını, golü bulduktan sonra topu kendisinde tutmasını sağlayacak diye düşündüm...
Hiç yanıltmadı Terim ve futbolcular beni...
Muhteşem bir ilk yarı oynadılar...
4-5 net gol pozisyonuna girerek...
Birini de gol yaparak...
İkinci yarı, üçgenler kurup, topu kendisinde saklayarak oynadı...
Berbat başladığı dünya kupası elemelerinde arka arkaya aldığı iki maçla, Milli Takım’ı mucizevi şekilde potaya soktu Fatih Terim...
Dün Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, Fatih Terim’e iki yıl için 5’er milyon euroluk teklif götüreceklerini söyledi...
Hiç lafım yok...
Götürsünler...
Fatih Terim Galatasaray’ın Hocası’dır...
5 milyon değil daha fazlası da hakkıdır...
Ancak tek bir şartla...
Ünal Aysal bilmeli ve anlamalı ki;
Fatih Terim Galatasaray’ı çalıştırırken, Milli Takım’ı da çalıştıracak!.. Çalıştırmalı...
Eğer Galatasaray’ın teklifinin içeriği “Milli Takım’la çalışmasına müsade etmiyorsa” Ünal Aysal ayıp ediyor...
Bu Fatih Terim Milli Takım’a yakışıyor...
Galatasaray’a yakıştığı gibi...
Onu Milli Takım’dan kopartacak teklifler sunmak, önce bu ülkeye ayıp olacak...
Bu Galatasaray’a yakışmaz...
Dolayısıyla Galatasaray Başkanı’na...
MİLLİ TAKIM-GALATASARAY KARARINI TERİM VERMELİ... FATİH TERİM ÇOCUK DEĞİL!..
Nihayet gerçek ortaya çıkıyor...
Fatih Terim’in, Galatasaray’ı çalıştırıyor olması, Milli Takım için dezavantaj değil, bir avantaj...
İstim üzerinde bir teknik direktör, Milli Takım’a daha iyi konsantre oluyor...
Milli Takım Hoca’ları, senede birkaç maç oynayacaklarından, uzun aralıklı programlar yapmak zorunda kalıyorlar...
Lig maçlarının arasına sıkıştıklarından, Milli Takım’a lig ve Avrupa yorgunu gelen futbolculara, yeni bir motivasyon vermekte zorlanıyorlar...
Milli Takım kamplarında, aylardır hazırlık yaparak kafasında maçı oynayan teknik direktörle, lig ve kupa yorgunu futbolcular arasında ten uyumu kolay gerçekleşmiyor...
Futbolcunun kafası ligde oluyor...
Onun konsantrasyonunu lig veya Avrupa Kupası maçlarından çıkartıp, Milli maça çevirmek, aylardır bu maçı bekleyen teknik direktör için çok zor bir mesele haline geliyor...
Fatih Terim de sadece Milli Takım’ı çalıştırdığı zamanlarda, bu dezavantajı yaşadı...
Uzun zaman “milli maçlarda futbolcuları kulübünde oynadığı mevkilerde değil, başka yerlerde denemesi eleştirildi...”
Terim Milli maçlarda hep şapkadan tavşan çıkarma sihrine girmek zorunda hissediyordu kendini...
O yüzden böyle davranıyordu...
Buna karşın, Milli Takım’ın başında Avrupa Şampiyonası gibi uzun süreli turnuvalara katıldığında Terim‘in Hoca’lık performansı gün geçtikçe artıyordu...
Milli Takım turnuvada her geçen gün açılıyor, Avrupa üçüncülüğünü kazanıyordu...
Bugün için de Fatih Terim’in Galatasaray’ı çalıştırması hiçbir kulüp takımı çalıştırmamasından daha iyidir...
Galatasaray, Milli Takım için bir avantajdır...
Milli Takım’ın da Galatasaray için bir avantaj olduğunu düşünüyorum...
Ünal Aysal Galatasaray’ın Başkanı olarak kulübünün menfaatlerini koruyacak elbette...
Ancak Fatih Terim çocuk değil!..
Tecrübeli Hoca iki takımı birden idare edebileceğini düşünüyorsa, eder...
Edemiyorsa etmez...
Kendi ipini çekecek bir adam değil o...
Kendi başarısızlığı için imza atmayacak Fatih Terim...
En doğru karar inisiyatifin Terim‘e bırakılmasıdır...
Hem Federasyon hem de Galatasaray tarafından...

