Fatih Terim bunları kime söyledi?..

Haberin Devamı

Fatih Terim önceki akşam maç sonrası basın toplantısında acaba şu sözleri kimin için etti ve sözler ne anlama geliyordu?..

-”Ben sanırdım ki başarısızlık durumlarında futbol camiaları ve kulüpleri karışır... Halbuki son 1.5-2 yıldır yaşanan ve yaşatılan sürekli başarıya, alınan puanlara, ilk 16 sıralamalarına rağmen, bir camia durduk yerde içerden çözülebiliyor, karıştırılabiliyormuş...”

Fatih Terim’in sözlerinin anlamı: Geldiğim sezon, Galatasaray Avrupa Kupaları’na bile gidememişti...

Avrupa Kupaları’na katılamayan bir takımdan şampiyon yarattık...

Şampiyon yapmakla kalmadık, Şampiyonlar Ligi’ne soktuk...

Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıktık...

Son 16 takıma kaldık...

Ligde lideriz...

Bunu sadece 1-1.5 yılda yaptık...

Bunu yapan bir kulübü içerden karıştırabiliyorsunuz...

Sözlerin direkt hedefi Başkan ya da çevresi...

***


-”Buradan herkese ama herkese sesleniyorum...

Bir Galatasaray’lı bir Galatasaray sevdalısı, aşığı olarak bu kulübe 40 yıl hizmet etmiş, sadece hocası olarak değil, divan kurulu üyesi olarak, Galatasaray’ın bir elemanı olarak, tekrar ediyorum Galatasaray’ın bir elemanı olarak rahat ve huzurlu çalışacağım, kişilerle ve olaylarla değil, oyunla futbolcuyla ilgileneceğim ve bir zahmet konsantrasyonumuzun saha dışı olaylarla bölünmediği bir ortam rica ediyorum...”

Fatih Terim’in sözlerinin anlamı:

Bana “başarılı bir eleman” diyen Galatasaray Başkanı’na söylüyorum...

Bu kulübe 40 yıl hizmet veren hem futbolcu, hem kaptan, hem teknik dirkektör hem de divan kurulu üyesi bir Galatasaray’lı olarak Galatasaray’ın bir elemanıyım... Sizin elemanınız değil, Galatasaray’ın emrindeki bir elemanım... Bana profesyonel eleman muamelesi yapamazsınız... 40 yıldır bu camianın içindeyim ve divan kurulu üyesiyim... Sizin Galatasaray üyeliğinizden daha uzun bir süredir Galatasaray’ın üyesiyim...

***


-”Buradan tek tek yaşananlara, söylenenlere cevap vermeyeceğim... Bilin ki sustuğum için rahat değilim... Değilim ancak düşünmek zorunda olduğum bir takım var... Ve bu takımın başarısı söz konusu...

Daha fazla buna mani olacak kişilere ve olaylara müsaade etmeyeceğimden emin olabilirsiniz...

Unutmamamız gereken önemli bir gerçek var...

Ne teknik direktör olarak ben, ne başka teknik direktör, ne oyuncu, ne yöneticiler, ne Başkan, ne de transfer edilen ve edilmesi düşünülen oyuncular, hiçbiri Galatasaray’dan büyük değildir... Aslolan Galatasaray’dır...”

Fatih Terim’in sözlerinin anlamı:

Başkan’ın Sneijder’in transferiyle ilgili tutumundan rahatsızım... Ne Sneijder ne de bir başkası Galatasaray’dan büyük değil... Saha içindeki işimize karışmayın...

***


Bunlara ek olarak “Çok yoruldum ve sıkıldım...” yolunda sözleri var Fatih Terim’in...

Bu sözlerin anlamını ayrıca belirtmeye gerek duymuyorum...

Sanıyorum bunun anlamını Başkan ve yakınları gayet iyi anlarlar...

Bu konuda tanıdığım Fatih Terim’i tercüme etmeye gerek yok...

Sözlerin içinde tercümenin kendisi var...

*****


BİR MİLANO KAFESİ...

Hayatınızın bir yerinde bir tıkanma olduğu zaman, anlayın ki başka yerlerde sonsuz açılmalar sizi beklemektedir...

Geçenlerde Bebek’te hep gittiğim yerlerden birine, bir süre uğramamaya karar verdim...

Sabah geç saatte işbaşı yapıyorlardı...

İyi bir isim yapmıştı ve açık olduğu saatlerde genelde dolu oluyordu...

Hayatın enerjisini başka yere kanalize etmem lazım diye düşündüm...

Spor yaptığım günlerde bir tanıdığım Cafe Nero’ya götürdü beni...

Bebek’in göbeğinde Mc Donald’s’ın yanında bir kafeydi...

***


Uzun zamandır fast-foot hamburgerciler gündemimden çıktığından, Mc Donald’s bitişiğindeki, bu koyu mavi renkteki dükkan hiç ilgimi çekmemişti...

Oysa dükkana gidip gelmeye başladıkça, bunun bir Milano kafesi olduğunu fark ettim...

Dükkanın girişindeki koyu mavi renk, Inter takımının formasındaki koyu mavi renkti...

Inter de bir Milano takımıydı...

İçerde çok ilginç tipler vardı...

Değişik bir müşteri portföyü olduğunu anlamıştım...

Kafede klasik müzik çalıyor, sağlıklı bir mönü sunuluyor, Amerikan tarzı yulaflı, meyve salatalı kahvaltı seçenekleri bulunuyor, İtalyan-Amerikan tarzı kahve seçenekleriyle, tam bir Milano kafesi tarzı benimseniyordu...

***


“Kırk yıl dursam bu dükkanın içinde böyle bir ambiyans ve auranın olacağını tahmin etmezdim” diye geçirdim içimden...

Ancak aldığım esas ders Milano kafesinden daha önemli bir gerçekti...

“Hayatta bir şeyler iyi gitmedi mi zorlamayacaktınız... İyi gitmeyen enerjide, blokajlar varsa, dışardaki sonsuz enerji seçeneklerinde sizi bekleyen alternatifler var demekti...”

O alternatifleri de hayatınıza sokmak, enerjinin evrensel akışını kolaylaştırıyor, alma-verme sürecini işletiyor ve hayatın akışını kolaylaştırıyordu...

Şimdi eski yerime de gidiyorum, Kafe Nero’ya da...

Onun tam buğdaylı ve yulaflı meyveli yoğurtlu kahvaltıları müthiş bir seçenek oluşturmakta çünkü...

*****


ÖLÜM VE HAYAT ÜZERİNE...

Dün Prof. Dr. Toktamış Ateş’i kaybettik...

Toktamış Hoca gibi barışçı, uzlaşmacı ve hoşgörü sahibi bir aydının ölümü, Burhan Doğançay ve Mehmet Ali Birand’ın vefatıyla birleşince, yoğun bir ölüm duygusu yaşadı Türkiye...

Hayatı ve ölümü en fazla sorguladığımız günler bugünler...

Yaşadığımız hayat nedir?..

Nasıl yaşamalıyız?..

Hayatın yasaları var mı varsa neler?..

Ve ölüm?..

Neyin sonu ya da neyin başlangıcı?..

Bugün bu sorulara biraz cevap olabilir diye, Deepak Chopra ve onun alıntıladığı Buda’dan birkaç söz aktaracağım...

Deepak Chopra ve alıntıladığı Gautama Buda’dan alıntıladığım bu sözlerin, Pazar gününüze katık olmasını diliyorum...

***


“Evrensel zihin milyarlarca galakside olan her şeyi, hassas bir kesinlikle, tereddütsüz bir zekayla düzenleyip yönetir...

Zekası nihai ve yücedir...

Varlığın her hücresine nüfuz eder...

En küçükten en büyüğe atomdan kozmosa...

Yaşayan her şey bu zekanın bir ifadesidir...

***


Bedendeki her hücrenin iç diyaloğu; “Nasıl yardım edebilirim?..” diye sormaktır...

Kalp hücreleri bağışıklık sistemi hücrelerine, bağışıklık sistemi hücreleri mide ve akciğer hücrelerine yardım etmek ister...

Beyin hücreleri de diğer tüm hücreleri dinler, yardım eder...

Bedendeki her hücrenin sadece bir fonksiyonu vardır...

O da diğer hücrelere yardım etmek...

Kendi bedenimizdeki hücrelerin davranışlarına bakarak hayatın ve evrenin yasasını görebiliriz...

***


Bizler kozmik bir yolculuğun gezginleriyiz...

Bir yıldız tozuyuz...

Sonsuzluğun girdabında dönen, dans eden...

Hayat ölümsüzdür...

Fakat hayatın ifade şekilleri geçici, kısa ve fanidir...

Budizm’in kurucusu Gautama Buddha şöyle der:

‘Bizim şu varlığımız sonbahar kadar fanidir...

Ölümü ve doğumu seyretmek bir dansın hareketlerini seyretmek gibidir...

Ömür gökyüzündeki bir şimşeğin çakması kadardır...

Sarp bir dağdan sel gibi hızla inmektedir...’

***


Biriyle karşılaşmak, birini görmek, sevmek, paylaşmak için durduk bir an...

Bu çok değerli bir andır, ancak geçicidir...

Ölümsüzlükteki küçük bir parantezdir bu...

Sevgiyle ilgiyle, yumuşak bir kalple paylaştığımızda birbirimiz için bolluk, bereket, neşe ve mutluluk yaratırız...

Ve o an yaşamaya değer bir andır artık...”

DİĞER YENİ YAZILAR