Fatih Altaylı’ya; Mustafa Sarıgül ve Sırrı Süreyya Önder cevabım...

Haberin Devamı

Fatih Altaylı geçenlerde bir yazı yazıyor...

Haberim olmadı, çok sonraları söylediler bana...

Güya Sırrı Süreyya Önder’e mesaj veriyormuşum:

- “Zenginler ve güçlüler lobisi Mustafa Sarıgül’ü destekliyor...

Mustafa Sarıgül’ün muhalefetin tek adayı olarak alternatifi olmadan girmesini istiyorlar...

HDP’den aday olacağı düşünülen Sırrı Süreyya Önder’in adaylığını koymamasını; Sarıgül’den yana tavır almasını; AKP’yi İstanbul’da düşürmek için uğraşmasını arzuluyorlar...”

Ben de Sırrı Süreyya’nın bu çerçevede tek başına aday çıkması gerektiğini savunuyormuşum...

Bugüne kadar Sırrı Süreyya niye açıklamadı diye soruyormuşum...

Fatih Altaylı’nın programında açıklamış Sırrı Süreyya bu durumu...

Ben o programı ‘izlememişim...’

Böyle yazıyor Fatih...

***


Oysa izledim...

Fakat özellikle izledikten sonra Sırrı Süreyya’nın müphem konuştuğuna kanaat getirdim...

O programdan sonraları bile; Sırrı Süreyya Önder’in gönül ibresinin nerede olduğunu bilmiyorum...

Çünkü Sırrı Süreyya hem kendisi aday olmak istediğini söylüyor, hem de başkalarıyla doğru temeller üzerinde ittifak kurulursa, buna evet diyeceğini açıklıyor...

Siyaset dilinde bunun adı; “şiş ve kebap arasında şimdilik kesin tercih yapmamaktır...”

***


Olabilir...
Fatih Altaylı’ya; Mustafa Sarıgül ve Sırrı Süreyya Önder cevabım...
Bu Sırrı Süreyya’nın tercihi...

Peki benim; Sırrı Süreyya’nın; Mustafa Sarıgül’ü desteklemeyip tek başına aday girmesini istediğimi nereden çıkartıyor Fatih?..

Belli değil...

Fatih Altaylı kardeşime bazı şeyleri açıklığa kavuşturmanın zamanı şimdi;

Arkadaş;

Benimle senin aranda geçmişten bu yana önemli bir fark bulunur gayet iyi vakıf olduğun gibi...

Ben “gazetecilik mesleğinde siyaset dizayn etmeye çalışmam, siyaset dizayn etmem...”

Sen siyaset dizayn etmeyi çok seversin...

Eder misin edemez misin bir şey söylemeyeyim fakat en azından dizayn etmeye uğraşmaktan büyük keyif alırsın...

Bundan kendine güç alırsın...

Sen siyaset dizayn etmeyi, güçler arasında siyaseten güçlü olmayı, onu yıktım bunu çıkardım demeyi seven bir gazeteci tipisin...

***


Ben ise senin bu sevdiğin şeylerin hiçbirini sevmem...

Bunlardan kendime hiç güç vehmetmem...

Umrumun teki olmaz benim bir gazeteci olarak “siyaseti dizayn etmek”, onu belirlemek, kimin nerede bakan, nerede Başbakan, nerede Belediye Başkanı, nerede muhtar olacağına karar vermek...

***


Aramızdaki fark basit bir fark gibi görünüyor...

Oysa çok büyük bir anlayış farkı bu fark...

Bir gazeteci, muhalefet edebilir...

Benim de defalarca geldiği gibi binbir türlü bela başına gelebilir...

Ne ki bir gazeteci, siyaset dizayn etmez...

Kavga da etse iktidarla, muhalif de olsa, yandaş da, candaş da olsa, siyaset dünyasını siyasetçiye bırakmasını bilir...

Egolarımız kendi meslek sınırlarımız içinde kalmalı, ötesine taşmamalıdır...

***


Sırrı Süreyya Önder seçimlere yalnız başına girse ne olur, Mustafa Sarıgül’ü desteklese ne?..

Onlardan bir şey mi isteyeceğim?..

Hayır...

O değil, öteki gelirse, bir yerleri ucuza ya da avantajlı kapatıp yeni bir rant kapısı mı elde etmeye niyetliyim?..

Hayır...

Başbakan benim istediğimi bakan seçerse, gücüme güç mü katmış olacağım?..

Hayır...

O zaman niye gerçekte bana güç katmayan bu güç gösterisine gireyim?..

***


Ben gazeteciyim...

İstanbul’a belediye başkanı danışmanı olmayacağım...

Kadir Topbaş’ı makamında mı gördüm ki bunca yıl, Mustafa Sarıgül‘e veya Sırrı Süreyya’ya başkanlık danışmanlığı yapayım?..

Benim ne görevim, ne haddim, ne yetkim, ne misyonum ne da başka bir şey İstanbul’a belediye başkanı, Türkiye’ye de bakan ya da başbakan seçtirmek...

***


Fakat bir konu var ki; gazeteci olarak umurum, görevim, misyonum ve hedefim...
Ben bu ülkede her şeyin şeffaf yapılmasını arzuluyorum...

Mustafa Sarıgül‘ü, Sırrı Süreyya’yı, Kadir Topbaş’ı kim ya da kimler destekliyorsa ortaya çıksın, dürüstçe söylesin ve öyle oy istesin istiyorum...

Amerika’dakinin benzeri bir şeffaflık sağlansın istiyorum...
Ben bir gazeteci-yazarım...

Şeffaflık istemek benim görevim...

Şeffaflık için mücadele etmek, yazı yazmak benim misyonum...
Açıklık, şeffaflık ve kimin ne yaptığını ortaya çıkarmak, zor ve imkansıza yakın şartlarda bile benim gazetecilik oksijenim...

Oksijenim yok olmasın; hala gazeteci kalabileyim diye uğraşıyorum bu zor koşullarda...

Sen “bana belediye başkanlığı misyonları” biçiyorsun... Bu misyon alışkanlığı bana hiç uymuyor arkadaş!..

Kimlere ve hangi gruplara uyar...

O bugünlük bu yazının dışında kalsın istersen!..

DİĞER YENİ YAZILAR