Haberin Devamı
Evet biliyorum tam 25 yıldır PKK diye bir örgüt var, bugüne kadar yüzlerce saldırı yaptı, onbinlerce insanımız öldü...
PKK’nın eylemlerinin nedenini, niçinini sorgulamak, bir çoğumuza beyhude bir çaba gelir...
“Ne diyorsun arkadaş sen?..
Yine şehit verilmiş işte...
Şu nedenle saldırsa ne olur?..
Bu nedenle saldırsa ne?..
Sonuçta öyle veya böyle saldırıyor işte...
Terör örgütünün eylemlerinin arkasında neden aramak, terörü mazur göstermek demek...” diyebilirsiniz...
Oysa terör “cani” de olsa, sıradışı her eylemin bir nedeni vardır...
Gizli veya açık bir amaca hizmet eder...
Siz terör örgütünün sorumlusu olsanız, amacınız Türkiye’den “toprak, federasyon, özerklik” falan olsa, böyle bir zamanda yeni ve topyekün bir çatışmayı ister misiniz?..
Niye isteyesiniz?..
Özerklik tartışmaları almış başını gidiyor...
Federasyon, özerk yerel yönetimler, barış konseyi gibi her türden ezber bozan, dogma kıran tartışmanın dibine vuruluyor...
BDP Meclis’te...
Toplumun büyük çoğunluğunda “Şu terör bitsin artık haykırışları” yükselmekte...
Böyle bir dönemde bugüne kadar verilmiş binlerce şehidin acısını bu toplumun bütün damarlarına yeniden hatırlatacak bir neden yapılır?..
Niçin Türk savaş uçaklarının baştan aşağı Kandil’i bombalamaları arzulanır?..
Niye koskoca bir silahlı kuvvetlerin yeniden bütün gücüyle teyakkuz halinde, “imha” planını yürürlüğe koyması arzulanır?..
Geçmişte söylediği çok şeyi konjonktürün de yardımıyla elde etmiş görünen bir örgüt, yeni ve topyekün bir savaşı neden arzular?..
Ne elde edecektir bu yeni savaştan?..
Mehmetçiğin şehit edilmesine bu soruları sormayan bakış “topal” bir bakıştır...
Terörün dünyada hangi gizli aktörler tarafından bir maşa olarak kullanıldığını bilenler, son saldırıları “25 yılın devamı olarak” nitelemekte zorlanacaklardır...
PKK artık uluslararası güçlerin elideki bir oyuncudur...
Böyle bir gücün, uluslararası dayanakları olmadan varlığını sürdürmesi, uyuşturucu trafiğinden, dünyanın belli merkezlerindeki ticari faaliyetlere kadar birçok kazanç kapısını içinde barındırması mümkün değildir...
PKK eylemini elbette PKK yapıyor...
Ancak PKK eyleminim arkasında kim var PKK mı o belli değil...
Size bir olay hatırlatacağım...
Bu olayın şifrelerine dikkatli bakın...
9 Ocak 1996 günü Türkiye’yi sarsan bir suikast meydana geldi...
Sabancı Center’ın 25. katına çıkan DHKP-C militanları Mustafa Duyar ve İsmail Akkol, Özdemir Sabancı ve biri sekreter iki çalışma arkadaşını öldürür...
Suikasttan sonra Özdemir Sabancı’nın odasına, propaganda amaçlı üstünde DHKP-C yazan bir pankart bırakılır...
Medya günlerce Özdemir Sabancı’nın katillerinin bıraktığı DHKP-C pankartını yayınlar...
Olaydan 11 ay sonra, tetikçi olduğu söylenen Mustafa Duyar, Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği’ne telefon açarak teslim olur...
Türkiye’ye getirilen Duyar 15 şubat 1999 günü cezaevinde öldürülür...
Mustafa Duyar’ı 25. kattaki Özdemir Sabancı’nın ofisine çaycı kartıyla çıkartan Fehriye Erdal da bir yıl önce öğrencisi olduğu İstanbul Ünivresitesi’nde bir pankart asma eyleminden dolayı gözaltına alınmıştır...
Katil ve suikastçilerin DHKP-C militanı, sempatizanı ve örgüt üyesi oldukları açıktır...
Açık olmayan nokta, katilin neden cezaevinde öldürüldüğüdür...
DHKP-C’nin neden bu eylemi yaptığıdır...
Bir sol terör örgütü, böyle bir eylemi yapıyorsa, eylemi yapan neden sonra öldürülmektedir?..
Bu nasıl bir ideolojik suikasttır ki, arkasında öldürenlerden yana da iz bırakılmamaktadır...
Cezaevindeki öldürülme eylemi için Yeşil’in telefon açtığı söylenmektedir...
Yeşil’le DHKP-C arasında nasıl bir ideolojik bağlantı olabilir ki?..
Bu olayı anlatma nedenim bir terör örgütünün gerçekleştirdiği eylemlerin perde arkasında “hangi gizli senaryoların yürürlüğe konduğunu” göstermek...
Yunanistan’da 17 Kasım diye bir terör ögütü yıllarca, bu ülkeye kan kusturmuştu...
Oysa esasen 17 Kasım, Yunan politeknik öğrencilerinin cuntaya karşı direnişlerini başlattıkları sembolleşmiş günleriydi...
Yıllar sonra ortaya çıkan 17 Kasım örgütü, o günü kendisine isim olarak almıştı, ancak eylemlerini kimin adına yaptığı yıllarca anlaşılamadı...
Taa ki bir gün, Yunanistan olimpiyatlara aday olana kadar...
Atina, olimpiyatları rakiplerinin elinden aldı...
Olimpiyatlara kısa bir süre kala da 17 Kasım, yıllardır izine dahi rastlanmayan 17 Kasım terör örgütü çökertildi...
Örgütün başkanı Türkiye’ye yakın bir Ege adasında sohbetler ettiği bir tavernanın yanıbaşındaki evinde yakalandı...
Elbette eylemleri 17 Kasım örgütü yapıyordu...
Elbette Özdemir Sabancı’yı da DHKP-C militanları öldürdü...
Biliyoruz Mehmetçikleri de de PKK terör örgütü şehit etti...
Hepsini biliyorum da....
Bilmediğim esasen şu:
“Eylemi esasen kim yaptı?..”
SORUMLU KİM BİLECEĞİZ!..
Babakan Tayyip Erdoğan’ın askeri yetkililerle yaptığı güvenlik zirvesinin masa etrafındaki fotoğrafları...
Milli Güvenlik Kurulu’nda askerlerle, sivillerin karışık oturma düzenleri...
Son günlerde bu fotoğraflara baktığımda rahatladığımı hissediyorum...
Uzun zamandır kafamda muallak kalan sorular vardı...
“Asker, PKK meselesini tam bitirmek istemiyor mu?..”
“PKK’nın bir şekilde varlığını devam ettirmesi, Ordu’ya duyulacak ihtiyacı azamiye çıkartacağından, işler biraz savsaklanmış olabilir miydi?..”
“Hükümet ile asker arasındaki gerginlik, terörle mücadeleyi etkiliyor muydu?..”
“Teröre karşı zaaf, kurumların birbirine karşı kullandığı bir koz haline geliyor muydu?..”
Bir sürü spekülasyona açık, ipe sapa gelmez ya da gelir kelamla meşguldü kafam...
Şimdi rahatladım...
Bu terör meselesi çözülmezse, sorumlu bellidir...
Fotoğraflar gösteriyor...
Başarının da başarısızlığın da sorumlusu sivil hükümettir...
Kime döneceğimiz artık bellidir... Fotoğrafların gösterdiği yalın gerçek budur...
Hadi hayırlısı...
PKK’NIN ARKASINDA SURİYE Mİ VAR?..
Yeni teorimiz anlaşılan PKK eyleminin arkasında “Suriye” olduğu...
Enteresan!!! bir teori...
Türkiye, Suriye’ye ültimatom veriyormuş da!..
Suriye, Türkiye’nin ültimatomuna karşı PKK kartını kullanıyormuş da...
Eskiden de kullanırmış da...
Militanları varmış da...
Yine kullanması bir an ve bir tercih meselesiymiş de...
Falanmış da feşmekanmış da!..
Olay bu kadar sıcak ve büyük olmasa...
Komplo teorisi, olayı bu kadar saptırıp hedef şaşırtmasa..
Üstünde durmayacağım geçeceğim...
Ancak bu iş bu kadar masum gözükmüyor...
Zavallı Suriye!..
Şu anda bütün dünyayla uğraşmak zorunda...
Türkiye o Suriye’nin en son düşüneceği hedef...
Görüntüde, Türkiye’ye karşı “ülkesini savunuyor imajını” verse de...
Esasen Suriyeli yetkililer, Türkiye’nin bir şekilde Amerika ve Avrupa’yla arasında bir köprü olmasını istiyorlar...
Türkiye’ye sonuna kadar ihtiyacı var şu anda Suriye’nin...
Geçen yıl bu zamanlarda Suriye Devlet Başkanı Esad İstanbul’a gelmişti...
Tayyip Erdoğan ona iftar vermişti... O iftarda gördüğüm görüntüler ve samimiyetten bugün konjonktür gereği eser kalmamış görünüyorsa da...
Şam’ın elindeki tek koz aslında hala Ankara...
Bütün dünya Suriye’yi hedef alırken, Şam işi gücü bırakacak PKK kartını en kanlı biçimde Türkiye’ye karşı oynayacak...
Güldürmeyin beni...
Kendinizi de elaleme güldürtmeyin!..

