Haberin Devamı
“Eşyalar toplanmış seninle birlikte...” diyordu Tanju Okan...
“Anılar saçılmış odaya her yere...
Sevdiğim o koku yok artık bu evde... Sen kadınım...
Kıyıda köşede gülüşün kaybolmuş...
Ne olur terk etme yalnızlık çok acı...
Bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte...
Sen kadınım...
Hatırla o günü karşıki sokakta
Seni öptüğümü ilk defa hayatta
Kollarımda benim ilkbahar sabahı
Sen kadınım...
Sönmüş bak ışıklar, ev nasıl karanlık
O ılık aydınlık yuvamız solumuş...
Geceler bitmiyor; ağlıyorum artık...
Sen kadınım...”
Tanju Okan’ın Kadınım şarkısındaki melankolisi miydi beni 15 yaşımda melankolik aşklarımın kucağına atan?..
Yoksa ben zaten melankoliye davetiye yazan bir aşıktım da, bu şarkılar mı melankolime yoldaş oldular?..
Hep sordum kendime bu soruyu...
Vurgusunu, vücut dilini, sazını, sözünü, nihayet kronik mazoşizmini ezbere aldığım Tanju Okan şarkıları değil miydi gençliğime yön veren?..
“Benim en iyi dostum içkim sigaram...
Onlar da terk ederdi olmasa param...
Canım kadar yakınım el oldu şimdi...
Dünyada dost denilen kelime yalan...”

TRT Müzik kanalı Tanju Okan’ın, 18. ölüm yıldönümü nedeniyle bugün bir anma programı düzenliyor...
Saat 15’de Urla iskelesinde sevenleri toplanıyor, ünlü şarkıcının...
Öldüğü sırada; 1996’nın Mayıs günlerinden biriydi...
SHOW’da her gece 23’te Ateş Hattı programı yapıyordum...
37 yaşında hayatımın en büyük patlamasını yapıyor, ratinglerde rekor üstüne rekor kırıyordum...
Henüz ana haber bülteni yapmaya başlamamıştım...
Tanju Okan’ın ölüm haberi geldiğinde, bütün program akışını bir kenara bırakmış, gençliğimin bu büyük idolünün parçalarından ve hayatından potburilerin yer aldığı bir akış hazırlamıştım...
Hayatımın programlarından birini yaptığıma inanıyordum...
“Kadınım“ şarkısı, Ateş Hattı programının yapımcısı için; “mazide kalmış bir liseli gencin, bir türlü tam kavuşamadığı sevgilisine ithaf ettiği, yarım kalmış, çeyrek yaşanmış bir aşkın hüzünlü melodisiydi...”

Bir Mayıs günü, liseli genç, şarkıyı ve Tanju Okan’ı, aşkını doyasıya yaşayamadığı sevgilisine ithaf etmişti...
Tanju Okan, sanki “bir ayrılığa“ ithaf edildiğini bilmişcesine, 21 yıl sonra Mayıs’ın aynı günlerinden birinde veda etmişti hayata...
Liseli genç, hayatını ve aşkını etkileyen o duygusal adama; gönül borcunu yaptığı programla ödemeye çalışmıştı...
Yine bir Mayıs günündeyim...
Yine onun ölümünün yıldönümü...
“Kadınım“ şarkısını dün akşam üstü internetten indiriyorum...
Sanki ilk günkü gibi, aynı etkiyle, aynı duygusal armoniyle dinliyorum...
Yine bir aşk, yine bir sevgili gidiyor, hayatımdan yıllar öncesinde olduğu gibi... Yine “Kadınım“ şarkısı eşlik ediyor “sevgili vedasına...”
Hayatıma geri gelmeyecek sevgiliyi “Kadınım“ şarkısıyla uğurluyorum...
Asaletle ve tevekkülle...
“Eşyalar toplanmış, seninle birlikte...
Anılar saçılmış odaya her yere...
Sevdiğim o koku yok artık bu evde
Sen kadınım...”
Tanju Okan’ı ve “Kadınım“ı ilk dinlediğim o Mayıs gününden bugüne aradan 39 yıl geçiyor...
Yine mayıs günlerinde o şarkı eşliğinde sevgililerden ayrılsam da, artık şarkı çalarken, umutsuz bir hüzün kaplamıyor içimi...
Bir duygu seli kaplıyor benliğimi...
Yaşanmışlığın ve yaşanmakta olanın hüzünlü keyfine varırcasına, artık huzur kaplıyor içimi...
Yaşam, yaşanan onca girdap ve içindeki kadınların katkısıyla; liseli genci biraz olgunlaştırıyor, bir miktar bilgeleştiriyor, her halükarda tevekkülü öğretiyor ve tekamül ettiriyor...
“Kadınım“ şarkısı; hüzünlü, ama huzurlu; yaşadığım aşkların kapanış şarkısı haline geliyor...
“Eşyalar toplanmış seninle birlikte...
Anılar saçılmış odaya her yere...”
İlham verdiğin kalbimden gönül dolusu sevgilerimle Usta!..
“HEP SEZER; SEZDİKÇE YENGİLER DE HÜZÜN GELİR..”
“Duyguluysan işin zor,
Yaşamda yeniksindir.
Duyguluya sor...

Ona aşkları da acı verir...
Hep bir karanlığa uyanır yalnız;
Düşleri gerçekleri, gerçekleri düşleridir...
Aldatsanız, aldansanız,
O hep bir karanlığa uyur gibidir.
Hiç ölüsü yoktur,
Herkes her şey anısındadır.
Geleceği geçmişin gözünden okur,
Hep bir yangının bacasındadır.
Gülerken bir düğündür, acı-son’lu,
Aldatılara uğurlayan gelinlerini,
Bir çocuk bahçesidir, renk renk balonlu,
Savaşlara uğurlayan bebeklerini...
Sinmiş bir şarkıya, her uyanı’ya uykuya,
Ölümün yaşayan kardeşidir...
Hep sezer, sezdikçe duyguluya
Yengiler de hüzün gelir...
ÖZDEMİR ASAF

