Eşin Tansu Özkök, gözümde daha da büyümekte Ertuğrul abi!..

Haberin Devamı

Sevgili Ertuğrul;

Sanıyorum gündemde olmamak rahatsız ediyor seni...

Böyle durumlarda seni gündeme getirecek bir konuyu apar topar çıkartıveriyorsun, mutlaka çıkartıveriyorsun zulandan...

Geçen gün Ahmet Hakan arkadaşın son yıllardaki köşe yazılarıyla “bütün gazetelerde yeni bir tarz yarattığını ve taklit edildiğini” söylemişsin...

Arkadaşı kim taklit ediyor ve nasıl bir tarz yarattı doğrusu bilmiyorum...

Senin beyninin arka lobuna “Ahmet Hakan’ın nasıl böyle bir flaş yarattığını” da çözemiyorum...

***


Ancak sana bir şeyi itiraf edeyim Ertuğrul Abi...

Uzun yıllardır senle aramızdaki “insan değerlendirmedeki kıstas” farkının ne olduğunu bir türlü çözememiştim...

Şimdi anladım...

Benim bir insanda aradığım “makbul” ölçüler, “o insanın samimiyeti, dürüstlüğü, geçmişinde şaibeli nokta olmaması, varsa da o şaibeli noktayı bilip uluorta sallamaması” diye özetlenebilir...

Sen ise, “kullanılacak adamları makbul adam”dan sayıyorsun...

O adamların görüş değişikliklerindeki, vaziyete göre duruş alışlarındaki çıkar saikini hiç gözönüne almadan...

Daha doğrusu gözönüne alıyorsun da...

Bu konudaki kıstasın “amaç için her yol mübahtır” diyen Machiavelli...

Şimdi seni anlıyorum...

Senden neden ve niye bu kadar farklı olduğumu da...

Sevgili eşin Tansu Özkök şimdi gözümde daha da büyümekte Ertuğrul Abi!..

*****


KIRMIZI ET VE KANSER...

İki hafta önce Ayşe Nazlı ile akşam saatlerinde deniz kenarında yürüyorduk...

- “Etin ya da balığın yanında servis edilen sebzeleri sevmiyorum... Patates kızartması yemek istiyorum baba...” dedi...

- “Bundan 15-20 yıl sonra patates kızartması pek kalmayacak gittiğin yerlerde...” dedim...

Büyük bir hayret ifadesi kapladı yüzünü...

- “Nasıl yani?..” diye sordu...

- “Çok basit...” dedim;

“Hayat değiştikçe yediklerimiz de değişiyor... Taksim’e ilk Mc Donald’s açıldığında bütün İstanbul’un en burjuva aileleri çoluk çocuk oradaydılar... Şimdi o ailelerin ve yeni moda gençlerin hiçbirini o hamburgercide bulamazsın... Dünyada fast-foot’a karşı öyle bir kampanya yürütüldü ki, modası geçti hamburgerci ve patates kızartmacıların... Onbeş yirmi yıl sonra ızgara somonburger, levrek burger, kılıçburger çıkarsa hiç şaşma... Yanında da ızgara sebze buketi olur herhalde...”

***


- “Nasıl olur baba?..” diye hayret nidaları göstermeye devam etti Ayşe Nazlı...

Ona Paris’in en ünlü caddesi Champs Elysee üzerinde 15-20 yıl önce adım başı hamburgerci varken, şimdi onların yerine nasıl taze meyve suları satan, sağlıklı sandviçler servis eden dükkanların çıktığını anlattım...

“Bir zamanlar Londra’nın her tarafında kızarmış balık ve kızarmış patates satan ‘Fish and Chips’ dükkanları vardı... İngilizler’in milli yemekleriydi kızarmış patatesle kızarmış balık... Şimdi o dükkanların hiçbirisi kalmadı... Yerini pirinç üstüne çiğ ve tütsülenmiş balık satan suşi dükkanları aldı...” diye devam ettim...

“Hiç merak etme, patates kızartmasıyla hamburgerin yerini levrek, kılıç, somon ızgara burgerin alması da yakındır...”

***


Dün Dünya Kanser Araştırma Fonu’ndan Profesör Alan Jackson’ın “Salam, sucuk gibi ürünleri toptan kesin... Kırmızı eti de haftada yarım kilodan fazla tüketmeyin...” açıklamasını duyunca “Süreç hızla devam ediyor” dedim içimden...

Yunanistan’da kokoreçin ve işkembenin Avrupa Birliği hijyen standartlarına uygun olmadığı gerekçesiyle yasaklandığı günleri hatırlıyorum...

Ortalık nasıl ayağa kalkmıştı...

Sonra her şey değişti, herkes alıştı yeni tarza ve şekle...

“Eski çamlar bardak oldu” derdi eskiler de anlamazdım...

Bir zamanlar çok sevdiğim “döner”i bir yıldır bir kez yemiş miyimdir acaba?..

Kim bilir?..

*****


SEKS KASETLERİ SADECE MHP İÇİN Mİ VAR?..

Seks kasetleri şunu gösteriyor;

Birilerinin elinde;

CHP’nin kasetle düşürdükleri devrik Genel Başkanı Deniz Baykal için olduğu gibi...

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcıları ve Başkanlık Divanı üyelerini istifayla zorladıkları gibi...

AKP’nin veya BDP’nin üst düzey bir politikacısı için de onu istifaya zorlayacak kasetleri var...

Ya da bu kasetleri her an imal edebilirler...

HHH

Kasetler gölgesinde “demokrasi” olmaz...

Yakın bir dostumun verdiği habere göre, Ankara’da bugünlerde herkes “acaba benim de kasetim var mı?..” sorusunu soruyor...

Eğer “kasetlerle” herhangi bir siyasi parti MHP’de olduğu gibi altüst edilebiliyorsa, bu herkes için geçerli demektir...

Herkes gözden çıkartılacağı gün, “itinayla imal edilmiş kasetlerden” nasibini alacaktır...

Hükümet bu işin üzerine “herkese şamil eşit bir duyarlılıkta gitmek zorunda”dır...

Kasetler gölgesinde “siyaset ve demokrasi” kimseye nasip olmamıştır...

Kimseye de nasip olmaz...

DİĞER YENİ YAZILAR