En zengin adamın kanserle mücadelesi...

Haberin Devamı

1955 doğumlu ve henüz 56 yaşında Steve Jobs...

Dünyanın en ünlü markası Apple Computer’u yaratan adam...

Milyarlarca dolarlık bir şirket, dünyanın en ünlü markasını yaratan bir adam olarak hayatta her şeyi olduğu gibi, birçok şeyi değiştirebilecek gücü de var Jobs’un...

Oysa pankreas kanseriyle boğuşuyor...

Nihayet uzun zamandır gördüğü kemoterapinin zayıflattığı vücudunun sesini dinleyerek, “sağlık sorunları nedeniyle işinden ayrıldığını” açıkladı...

Yazın başıydı...

Yıllardır “iş hayatımda doğru düzgün huzuru bulup”, doyasıya tatil yapmamıştım...

Hep ertelemiştim...

“Şunlar, şunlar da olsun, daha güzel ve keyifli bir tatil yaparım...” diyerek...

***


Hiçbir zaman gelmedi, o beklediğim koşullar...

Hep bir şeyler aksadı...

Aksamadığı zamanda da, aksamadığı için çok işim oldu ve yine tatili düşünmez oldum...

Çocuklarımın annesiyle buluştuğumuz o öğleden sonrayı hatırlıyorum...

“Çocukları annemlerin yazlığına götürmeyi düşünüyorum 15 gün, sana haber vereyim... Sen de programını yap...” dedi...

Onbeş gün çocuklar yazlığa gideceklerdi...

Sonra ben bir hafta ya da 15 gün, çocukları alıp bir yerlere gidecektim...

Sonra İstanbul’a dönecektik...

Yine hafta içi annede, hafta sonu bende, kavurucu yaz sıcaklarında mekik dokuyacaktık...

Çocuklar bir orada bir burada kavurucu sıcağın ortasında, doğru düzgün hiçbir şey yapamadan bir yaz geçireceklerdi...

***


O ana kadar arkadaşlar “yazın ne yapacaksın?..” diye sorduklarında, “bilmiyorum...” diyordum “bir planım yok...”

O gün çocuklarımla tatile çıkıp hiçbir şeyi düşünmemeyi, içimden inanılmaz bir kuvvetle hissettim...

Küçük çocuklarımın annesine, “Yazlığa benim araba götürsün sizi... Ben Bodrum’a gideceğim... Dört gün sonra sizi aldırırım... Gelirsiniz, çocuklar anneleriyle babalarıyla birlikte tatil yaparlar...”

O zamana kadar pedagoglar “tatilde çocuklar farklı bir düzene alışmasınlar... Ayrı yaşıyorsanız ayrı tatil yapın... Dönüşte, yeni düzene adapte olmakta güçlük çeker çocuk...” diye öneriler yapıyorlardı...

Bir arkadaşım “hiç oralı olmayın” dedi, “Çocuk anneyle babayı birarada gördüğünde arada sorun olmadığını anlıyor ve rahatlıyor...”

***


Önceleri bir hafta tatil yaparız diye düşünüyorduk...

Bir hafta sonra, bir hafta daha kalmaya karar verdik...

Sonra bir hafta daha, bir hafta daha...

İkinci haftadan itibaren ben kendimi tatil mood’undan çıkarmıştım...

Bodrum’da bir düzen kurmuş, günlük yazılarımı ve çalışmalarını Bodrum’da sürdürür olmuştum...

Bu düzen tam 6 hafta devam etti...

Büyük kızımı da annesi 10 günlüğüne yolladı...

Çocuklar, üzerlerindeki stresi her geçen gün atıyorlar...

Gittikçe mutlanıyor, keyifleniyor, gülüyor ve oynuyorlardı...

Çocuklar 31 yıllık iş hayatımda bana ilk kez doğru düzgün bir tatil yaptırıyorlardı...

Hiçbir şeyi umursamadığım, kepenklerimi indirdiğim, huzuru, dinginliği, denizi, güneşi ve çocuklarımla sevgi dolu iletişimi önemsediğim bir tatil...

***


Günlük yazının dışında, hiçbir işi kafama takmadığım, oralı bile olmadığım, sevgiye, dinginliğe ve huzura odaklı bir altı hafta geçtiğinde; dönüş yolunda şöyle düşünüyordum:

“Mutluluk yaşadığın bu anlar değil midir?..

Hayattaki mutluluk, gelecek kaygısını ve geçmiş hesaplaşmaları belirli bir süre arkanda bırakarak anı yaşamak ve anın mutluluğunu hissetmek değil midir?..

Altı hafta boyunca ne geçmiş tartışmaları düşündüm...

Ne tatil bitip İstanbul’a döndüğümüzde ne yapacağımızı?..

Sadece, yaşamakta olduğum o anlara odaklandım...

Çocuklarıma, sevgiye, denize, güneşe ve doğaya...

***


Şimdi İstanbul’dayım, kendi şehrimdeyim...

Çocuklarım bir gün annedeler, bir gün bendeler...

Bendeyken anneleriyle telefonda konuşuyorlar, annelerindeyken benimle...

Küçük kızımın arada bir yaşadığı stres yok oldu gitti...

Hep gülüyor ve hep eğleniyor...

Ben eve yenilikler yapıyorum sürekli...

Hayatımda ilk kez, evde çalışan ustalar bana keyif veriyorlar...

Her yaptıkları yenilik hoşuma gidiyor, keyfime keyif katıyor...

***


Yaşadığım ana odaklandığımdan, sadece o anı hissettiğimden, geçmiş hesaplaşmalardan gelecek kaygılarından beynimi kurtardığımdan beri, ben ve çevremdeki herkes keyifle yaşıyor hayatı...

Steve Jobs, çok başarılı bir işadamı...

Milyarlarca dolarlık bir dünya markasını yarattı...

Başarılı olduğu için, güçlü, zengin ve her istediğini yaptırabilecek kudrette...

Ne ki, gördü işte bir hastalık karşısında herkes gibi o da çaresiz...

Milyarlarca doların hiçbir kıymet-i harbiyesi yok...

Apple’ın sahibi olmak da kanser karşısında birşey ifade etmiyor...

Kanser hücreleri “Beyefendi Apple’ın sahibidir diye torpilli muamele çekmiyor vücudunuza...”

Siz yaşadığınız “an”larda mutluysanız, yaşıyorsunuz, gelecek planları, geçmiş hesaplaşmaları hiçbir şey ifade etmiyor o anda...

Steve Jobs istediği hayatı ne kadar yaşadı bilemem...

Ancak bundan sonra yaşayacağını biliyorum...

Çünkü en değerli şeyin kıymetini anlamıştır artık...

Yaşadığınız an ve o andaki mutluluğunuz en kıymetli hazinenizdir...

Apple’dan bile kıymetlidir o...

DİĞER YENİ YAZILAR