Haberin Devamı
Kemalettin Göktaş AKP’nin Trabzon milletvekili...
Dört dönemdir parlamentoda milletvekilliği yapıyor...
Trabzon halkının son günlerdeki hassasiyetlerini dile getirmeye çalışıyor...
Ankaragücü’nün üst düzey bir yöneticisi Ankaragücülü futbolcularla, Fenerbahçeli Emre Belözoğlu ve menajeri Ahmet Bulut’un görüştüğünü söylüyor...
Kemalettin Göktaş da bu iddiayı kamuoyuna açıklayarak gündeme getiriyor...
“Bu iddia doğru mu diyor?.. Trabzon’un hakları mı yeniyor?..” diye soruyor...
Sanıyor ki, Türkiye’de futbol herhangi bir konu gibidir...
İddia edilen konuyu, kamuoyunun önüne getirip tartıştırırsın, muhataplarına sorarsın, bu konulara uluorta girip kafanı ve gözünü yardırmadan sıyrılırsın...
Kemalettin Göktaş futbol denilen olayın, dışardan göründüğünden çok daha zor, komplike ve çetrefil bir yapı olduğunu önceki gece televizyonda farketti...
Dört dönem milletvekilliği yapmış bir parlamenterin, konu futbol oldu mu, çok daha farklı davranması gerektiğini önceki gece anladı...
Futbol objektif olgulara dayanan, rasyonel bir uğraş değil...
Futbol subjektivizmin en kesif biçimde yaşandığı, olgulardan çok değiştirilmesi mümkün olmayan inançlara dayalı bir değerler bütünü...
Futbolda insanlar duymak istediklerini duyarlar...
Futbolda insanlar duymak istemediklerini duymazlar...
Öyle uluorta “Emre Ankaragücülü futbolcularla konuştu, ‘maça asılmayın’ dedi” türü sözler söyleyemezsiniz...
Söylediniz mi bütün bir camianın okları üzerinize batar “ispatlamazsan namertsin” diye bütün bir camia ayağa kalkar...
Emre’yi ve nice futbolcuyu güçlü kılan silah işte bu silahtır...
Futbolu bilmeyenler, onu bir “top oyunu” zannederler...
Milyar dolarlık rantları bilmeyen, futbol endüstrisinden bihaber olanlar, futbolun popülaritesini, futbol dünyasının afra tafrasını, ‘küçük dağları ben yarattım’ edasını hor görür, küçümserler...
Önceki gece milletvekili Kemalettin Göktaş’ın en çok Emre’nin “kendisiyle nasıl böyle konuşabildiğine hayret ettiğini” farkettim...
Milletvekili bilmiyor, bir Fenerbahçeli futbolcunun arkasındaki inanılmaz moral desteğini...
Emre hakkında söylediklerinin “şaibe” yarattığının farkında, ancak bu şaibenin diğer şaibelerinden çok farklı olduğunun farkında değil...
“Siz nasıl milletvekilisiniz, benim hakkımda böyle bir şaibe yaratıyorsunuz” diyor Emre, yanıbaşında yattığını söylediği çocuğunun üzerine yemin ederek...
O noktadan itibaren, bütün silahlar Emre’nin eline geçiyor...
Arkasındaki müthiş Fenerbahçe desteğiyle, ettiği yeminin gücü ve şampiyonluğa bir hafta kala biriken duygusal patlama Emre’nin arkasında birikiyor...
Kemalettin Göktaş “dürüst” bir manevra yaparak, “Bu söylenenlerin gerçek çıkmaması halinde Emre’den ve Fenerbahce camiasından özür dileyeceğini” söylüyor...
Ancak hala, bir futbolcunun bir milletvekiliyle hangi güçle böyle konuşabildiğinin farkında değil...
Konuşabiliyor çünkü, futbol Türkiye gibi futbolla yaşayan Brezilya tipi ülkelerde böylesine sihirli bir güç...
Futbolcular, sanatçılardan, siyasetçilerden, mankenlerden ve bilimum sho business esnafından daha kıymetli...
Türkiye’de futbolcuların isimleri doğan çocuklara veriliyor...
Türkiye’de futbol, hele hele büyük takımlarda oynanan futbol “bir ilah mertebesinde değer görüyor...”
60 yaşını geçmiş dört dönem milletvekilliği yapmış bir siyasetçinin önceki gece ilk kez futbolun bu ilahi gücüyle tanıştığını hissediyorum...
Kemalettin Göktaş “Emre’nin gücünün büyüklüğü” karşısında hayrete düşüyor...
Kim bilir bugüne kadar hangi soruşturma komisyonlarında kimler hakkında iddialarda bulundu, o iddiaların yanıtlanmasını hesap sorarcasına istedi...
İlk kez “nereden bu iddiada bulundum” dediğini aklından geçirdiğini hissediyorum...
Karşıda bir ırmak var gürül gürül akıyor...
O ırmağın içerisinde gazeteci, yazar, futbolcu, yönetici, taraftar herkes var...
Futbol ilahi bir güç...
Futbolun içini bilmeyenler, dışarda ancak top toplayıcı olabilirler...
ERTUĞRUL GÜNAY’IN FUTBOL DÜNYASINDAKİ MACERASI...
Hadi Kemalettin Göktaş, Trabzon milletvekilidir...
Ortaya attığı iddia bir türlü Trabzonspor’un şampiyonluk mücadelesiyle ilintilidir...
Fenerbahçe camiasından büyük tepki toplasa da, milletvekili olduğu Trabzon’da bir sempati rüzgarı estirecektir...
Gerçi Kemalettin Göktaş olayın bu kadar büyüyeceğini hesap etse, “Yerinde dursun o sempati” diyecek haldedir...
Ancak yine de Trabzon milletvekilidir...
Trabzon halkına bir parça sempatik görünmek istemiş, ancak iddiayı sağlam temellere oturtamadan seslendirmiştir...
Ertuğrul Günay geçen hafta Kayseri’de Türkiye Kupası finalinde yaşananları biliyor mu acaba?..
Abdullah Gül’ün stada girişiyle Beşiktaş tribünlerinin nasıl bağırdığının farkında mı?..
Sorarsa sanırım Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bilgilendirir kendisini...
Cumhurbaşkanı stada girdiği andan itibaren, kapalı ve kale arkası tribünündeki 20 bin Beşiktaş taraftarı;
“Stat kayıyor, stat kayıyor... Ertuğrul Günay stat kayıyor...” şeklinde tezahürat yaptı...
Ertuğrul Günay, bizim yazılarımızın taraftarı tetiklediğini düşünebilir...
Düşünmesin...
Öyle bir gücümüzün olmasını isterdim, ancak öyle bir gücümüz yok...
Kimsenin yok...
Ertuğrul Günay bilmeli ki, “camialar inanç derecesinde statlarına, amblemlerine, renklerine, futbolcularına ve takımlarına bağlıdır...”
Koskoca bir stadı yıkma kararını “Stat Dolmabahçe Sarayı’na doğru kayıyor” gerekçesine dayandırırsanız, tribünler her tezahüratta sizi anarlar...
“Stat kayıyor... Stat kayıyor... Ertuğrul Günay stat kayıyor...”
Futbolu bilmeden politika yapmak nakıs kalmış bir uğraştır...
Ertuğrul Günay, Tayyip Erdoğan’ın neden bu stat konularında uluorta konuşmadığını bir daha düşünmeli...
Tayyip Erdoğan tek hatayı Aziz Yıldırım ve Alex’i kabulünde “başka anlamlara çekilebilecek biriki söz” söyleyerek yaptı...
Onu da nötralize edebilmek için, ne Sadri Şener, ne Burak kabulü kaldı Başbakan’ın...
Türkiye neredeyse bir Brezilya gibi futbol ülkesi...
Ve ben Türkiye’nin Brezilya gibi bir futbol ülkesi olmasından çok memnunum...
Çünkü ben de futbolu, sonradan edinilen bir rant olarak değil, çocukluğumdan kalan ilk aşk olarak sevmekteyim...
ALEN VE BEN... MERHABA KIBRIS...
Siz bu satırları okurken, ben kısmetse Kıbrıs’a gitmiş olacağım...
Bu sabah erkenden, Kıbrıs’taki Doğu Akdeniz Üniversitesi’ndeki söyleşiye katılmak için Kıbrıs’a gidiyoruz...
Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin inanılmaz futbol aşığı öğrencileri var...
Beşiktaşlılar güçlü bir grup buradalar...
Ancak daha önceki gelişlerimden biliyorum Fenerbahçeli ve Galatasaraylı öğrenciler de hatırı sayılır güçlü gruplar oluşturmuşlar...
İki yıl önce Alen’le beni davet etmişlerdi aynı üniversiteye söyleşiye...
Gece Namık Kemal’in Magosa’da kaldığı zindanın karşısındaki kafede saatlerce sohbet etmiştik Alen’le...
Bir tribün liderinin ötesinde felsefi ve siyasi duruşları olan protest bir adamdır Alen...
O gece orada konuştuklarımızın üzerinden yıllar geçti... Ancak Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin gençlerinin sıcaklığı ve Namık Kemal’in zindanının karşısında gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren sohbetimizin tadı hala damağımda...
Özlemişim Kıbrıs’ı ve futbol sevgisiyle dolu gençleri...
Merhaba Kıbrıs...

