Haberin Devamı
Olayların gerisinde, çok hayati makas değişikliklerinin olduğu, kurumlar arası bir yetki mücadelesinin ayak izlerini yaşamakta olduğumuz haberleri geliyor...
Genelkurmay geçtiğimiz günlerde en son teknik teçhizatla donatılmış "güçlü dinleme ve istihbarat sistemi"ni sivil bir kuruma devrediyor...
Dünyanın her tarafındaki konuşmaları, hiçbir yardıma ihtiyaç duymadan dinleyebilen bu sistem, Genelkurmay tarafından, Başbakan'ın isteğiyle MİT'e geçiriliyor...
Bu gelişmenin paralelinde "istihbarat dünyasında çok büyük ve derin anlamları olacak" bir başka haber daha düşüyor kulislere...
MİT bundan böyle, polis istihbaratı da dahil tüm istihbaratın tek elde ve kendisinde toplanmasını istiyor...
Bu istek Başbakan'a bildiriliyor...
Başbakan bu isteğe pek olumsuz bakmıyor...
Kesin bir "evet" gelmiyor ancak, "olabilir" bir durum olarak görüyor...
Emniyet istihbarat ise, bugüne kadar üzerine gittiği ve istihbaratını topladığı olayların operasyonel başarısını gözönünde tutarak, "Kendi istihbaratının MİT'in elinde toplanmasına yol açacak bir örgütlenmeye" karşı çıkıyor...
MİT'in kompartıman usulü çalışmasının, Emniyet istihbaratın merkezi operasyonel çalışmalarına, uygun olmayacağını düşünüyor...
MİT'in istihbarat tekelini tamamen eline almasına karşı çıkıyor Emniyet istihbarat...
Son olaylar bir süredir varolan görüş ayrılığını iyice su yüzüne çıkartıyor...
Bütün istibarat MİT'in tekelinde mi toplanmalı?..
Yoksa Emniyet istihbarat bugüne kadar olduğu gibi merkezi operasyonel çalışmasını kendi istihbarat biçimiyle yürütmeli mi?..
Karar Başbakan tarafından verilecek...
Bu arada savcının MİT Müsteşarı'nı ifadeye çağırdığı krizle ilgili gelişmelerin "Başbakan'ın da devreye girdiği siyasi bir depreme dönüşmesinin nedeni" de ortaya çıkıyor...
"Oslo'daki MİT-PKK görüşmeleri sorulacak" dendiğinde, Başbakan'ın çevresindeki algı "Bu işin Başbakan'ı hedef alacak bir siyasi sorgulamaya" gideceği biçiminde oluyor...
Oysa hükümetlerin "siyasi kararlarını" sorgulamaya başlarsanız, hiçbir hükümet siyasi açılım ve karar alamaz duruma düşer...
Sorgulanacak şeyler, "siyasi kararları uygularken, o kararların dışına taşıp taşmadığınız, suç örgütünün içine sızayım derken sızan güçlerin bizzat bağımsız birer suç örgütü haline gelip gelmediği"dir...
Bu konu aslında Susurluk'un da ana konusudur...
Susurluk meselesinde de, Emniyet içindeki güçler "terörle mücadeleyi bir devlet politikası olarak yürüttüklerini" söylüyorlardı...
Şu anda sanık konumunda olanların eylemleriyle, devletin terör politikası "paralellik" gösteriyordu...
O günlerde bu kişiler bunu söyleyenlere "Biz devletin politikasını uyguluyoruz" diyorlardı...
Zaman ve olaylar arada ince bir noktanın var olduğunu gösterdi...
Devletin teröre karşı amansız mücadelesi demek, bazı görevlilerin, devlet adına hareket ettiğini belirterek kendi inisiyatifleriyle değişik bir amansız mücadele vermeleri anlamına gelmiyor...
Mesele bu noktada düğümleniyor...
MİT'in içindeki yapı "Susurluk benzeri bir yapı mıdır?.."
Yoksa siyasi iradenin çerçevelediği bir görevi yapmaktan ibaret midir söz konusu olan?..
Cevabı bulunmaya çalışılan soru budur...
HÜZÜN GÜNLERİNDE AŞK...
Hayatımın çok daha üzüntülü 14 Şubat'ları oldu...
Yaşamımın çok daha keskin dönüşlerinin gerçekleştiği Sevgililer Günleri varoldu...
Sevgilimden ayrılmaya bile karar verdiğim derecede keskin, "Sevgililer Günü" yaşadım ben...
Çocuklarımı beklediğim Sevgililer Günü'nü tattığım gibi...
Dünyanın dört bir yanında Sevgililer Günü yaşadım...
Bazen üzgün, bazen çok mutlu, bazen bezgin, bazen umutlu...
Fakat bu kadar hüzünlü bir Sevgililer Günü hatırlamıyorum...
Hüznün nedeni, sanıyorum umut kırıntılarının gittikçe azalması...
Yeşeren bir neşe, çevreye saçılan bir heyecan, geleceğe dönük bir yaşamsal isyan, varolmaya dönük bir hezeyan yok bu ağız tadında...
Bazen üzgün, bazen mutlu, bazen bezgin, bazen umutlu çok Sevgililer Günü geçirdim...
Dünyanın dört bir yanında sayısız iniş çıkışlar, nice keskin virajlar aldım 14 Şubat'larda...
Ne ki en keskin virajım sanırsam bu yıl olacak...
Hiç böyle faili meçhul nedenlerden muzdarip, hüzünlü bir Sevgililer Günü yaşamamıştım...
Büyük değişiklikler olacak anlıyorum ki hayatımda...
Dün sabah ipuçlarını kendi kendime yaşamaya başladım...
Bakalım ne olacak bundan sonra...
GÜNÜN ANLAMLI SÖZÜ
YAŞADIKLARINIZ VE SİZ...
"Hayal dahi etmediğiniz kadar önemli birisiniz...
Şu an ne yaşıyor olursanız olun, her şeyin iyi ve sizin çıkarınıza olduğuna güvenin...
Çok hoş görünmeyebilir, ama bu olmak istediğiniz insan olabilmeniz için kesinlikle öğrenmeniz gereken bir derstir...
Yaşamınızda meydana gelen her şey, bir insan olarak mümkün olduğunca gelişmenizi sağlamak ve gerçek gücünüzü kazanmanız için mükemmel bir uyumla hazırlanmıştır...
Hayattan dersler çıkarın ve sizi olmanız gereken noktaya götürmesine izin verin...
Hayatın içinde size çok fazla yarayacak şeyler bulunuyor...
Robin Sharma..."
Şu anda yaşanan çok şey size hoş görünmeyebilir...
"Fakat öğrenmeniz gereken dersler var buradan" diyor Robin Sharma...
Kızmak yerine, bloke edilen enerjinizi kendinizi geliştirecek yöne akıtabiliyorsanız, yaşanan hoş olmayan olaylardan gereken dersleri çıkartıp makas değişikliklerine gidebiliyorsanız, hayatın ve evrenin rüzgarını kendi rüzgarınızla uyumlu hale getirebiliyorsanız, 'tekamül' ediyorsunuz demektir...
Şu anda Türkiye inanılmaz bir laboratuvar...
Keskin olaylar, tahmin dahi edilmeyecek hesaplaşmalar, öngörülmeyen çarpışmalar ve insanların insanları çiğ çiğ yemeye çalıştığı pusular kuruluyor...
Laboratuvarın yaşamımıza kattığı tehlikeli çeşitlilik, labirentlerin virajlarında varolan öldürücü keskinlik ve insanların gün geldiğinde neler yapabileceğine dair korkutucu gerginlik, sizin hayata karşı güçlenmenizi sağlayacak...
Yeni donanımlar elde edecek, yeni beceriler kazanacaksınız...
Bunların olmadığı günlerde üzerinize sinen gevşeklik, vurdumduymazlık, kişiliğinizi geliştirmek konusunda arada bir yaşadığınız aymazlık sizden uzaklaşacak...
Yepyeni ve çok daha sağlam bir kişilik inşa edeceksiniz...
Büyük bir sınavdan ve sırat köprüsünden geçiyor insanlar...
Yaşadıkça gördüklerimiz, kişiliğimizin gelişmesi ve tekamülü için inanılmaz bir fırsat...
Hayata güçlü bakın!..

