Ecevit’i niye düşürmüştünüz?..

Haberin Devamı

Demokrasi sadece sandık değildir...

Elhak doğru...

Ancak sandık; demokrasi için ilk ve ön şarttır...

Yani sandıksız demokrasi; esasen demokrasi değildir...

Anlaşıyor muyuz bunda?..

***


Sandıktan çıkan iktidarın her yaptığı şey demokrasiye uygun değildir...

Elhak bu da doğru...

Ancak demokrasiye uygun olmadığını düşündüğümüz şeyi, operasyon veya darbeyle devirmek “demokratik değildir...”

Anlaşıyor muyuz burada?..

***


Rahmetli Ecevit’i sevebilir, rahmetli Erbakan‘ı sevmeyebilirsiniz...

Kemal Kılıçdaroğlu’nu sevebilir, Tayyip Erdoğan’dan haz etmeyebilirsiniz...

Ancak Ecevit’i seçim dışı bir operasyonla devirmekle, Necmettin Erbakan’ı demokrasi dışı bir operasyonla devirmek arasında bir fark bulunmuyor...

Anlaşıyor muyuz burada da?..

***


Keza Adnan Menderes’e yönelik darbeyle, Tayyip Erdoğan’a yönelik darbe, “aynıdır...”

Bunda da anlaşıyor muyuz?..

***


Mursi bir yıllık iktidarında demokrasiyi uygulamada çok hata yapmış bir lider olabilir...

Ancak Mursi demokrasi sonucu seçildi doğru mu?..

Bir yıl gibi kısa bir sürede “Mısır’ı geri dönülemez bir faşizme götüremeyeceğine göre” ne oldu da Mursi demokrasi dışı bir darbeyle aniden gidiverdi?..

Mursi’ye karşı çıkanlar demokrasi, Mursi’den yana olanlar diktatörlük istiyorlar olamaz doğru mu?..

Mursi’nin çıktığı sandığa da bir söz hakkı tanımak gerek asgarisinden...

Anlaşıyor muyuz bu konuda da?..

***


Sandıktan seçilen iktidarların, bir süre demokrasiye uygun davranmama durumları var olabilir...

Elhak doğru...

Fakat bunların demokrasiye uygun olup olmadığına kim karar verecek?..

Suudi Arabistan Krallığı mı?..

İçerdeki zengin bir elit mi?..

Subaylar mı, generaller mi?..

Amerika mı, İngiltere mi, İsrail mi, Almanya mı?..

Kim?..

Anlaşıyor muyuz, anlaşamıyor muyuz bu konunun cevabında?..

***


En hoşuma giden eleştiri; “Ecevit’le, Tayyip Erdoğan’a aynı tip operasyon yapılmaya çalışıldığını” söylediğimde geliyor...

Bazıları diyor ki; “Reha Bey; Ecevit’le Tayyip Erdoğan aynı değil ki!..”

Elhak bu da doğru...

Hem de hiç aynı değiller...

Ecevit İskandinav tipi sosyal demokrasiye inanırdı...

Tayyip Erdoğan Ortadoğu’da Neo Osmanlı’lığa...

Ecevit demokratik

solcuydu...

Tayyip Erdoğan muhafazakar sağcı...

***


Ecevit koalisyonların demokrasilerde uzlaşma kültürünü geliştirdiğine inanırdı...

Tayyip Erdoğan tek parti iktidarının ve başkanlık sisteminin ‘istikrarı’ getireceğine inanıyor...

Ecevit’in laiklik konusundaki hassasiyetleri çok fazlaydı...

Tayyip Erdoğan’ın “Osmanlı’ya yönelik hassasiyetleri” çok fazla...

Birbirlerine taban tabana zıt iki kişilik, iki lider, iki portre onlar...

***


Ancak mevzu demokrasiyse, aralarındaki farka değil, muhatap oldukları tavra bakmak gerek...

Denebilir; hatta deniyor ki;

- “Tayyip Erdoğan demokrat değil... Otokrat... Hatta diktatör... Demokrasi istemiyor... Tek başına karar vermek istiyor...”

Peki o zaman şöyle soralım!..

Ecevit’i de mi “Demokrasi istemediği, otokrat bir kişiliğe sahip olduğu, diktatörlüğe kaydığı” için operasyonla düşürüvermiştiniz?..”

Bana bu Ecevit‘i tarihte iki kez, kuyrukla, patlayan dolarla, devalüasyonla, anayasa kitapçığı kriziyle, tam sayfa gazete ilanlarıyla, yağ stoklarıyla, iş görmez raporlarıyla, ‘bunadı ve ölüyor’ nidalarıyla, niye devirdiğinizi bir açıklasanız?..

Yoksa yeterince laik ve Cumhuriyetçi mi bulmamıştınız Ecevit‘i...

Veya diktatör, otokrat, faşist ve Neo Osmanlı...

Pardon!..

Onu hangi yüksek idealler için düşürdüğünüzü hele bir açıklayıverin, sonrasını yeniden tartışalım...

GEZİ PARKI SORUŞTURMALARINDA TWEET ATANLAR...

İki gün önce tweeter’la ilgili yazdığım yazıya gelen mailler bitmek bilmiyor...

Mailleri şöyle tasnif edebilirim...

Birinci kısımdakiler;

Bugüne kadar takma adla yaptıkları küfürlü eleştirilerin bir suç olduğunun farkında değillerdi, ya da fazla umursamıyorlardı...

Ne yaptıklarını yeni yeni fark ediyorlar...

***


İkinci kısımdakiler;

Takma adla değil, kendi adlarıyla hakaret ve küfür edenler...

Ne yapmış olduklarını yeni yeni anlıyor ve durumu kotarmaya çalışıyorlar...

***


Üçüncü kategoridekiler;

Yaptıkları eylemin tamamen bilincindeler...

Yapmaya devam ediyorlar ve yakalanmayacaklarını umuyorlar...

Takma adla, yapılan psikolojik operasyonları, gayet kurnazca haklı gösterecek formüller bulmaya çalışıyorlar...

- “Reha Bey... Bırakın bu ülkede zaten demokrasi yok... Bari sistemin eleştirileri de takma adla yapılsın... Ne zarar var?..” gibi kurnaz bir yöntemle suç şebekelerinin devamına zemin hazırlıyorlar...

***


Dördüncü kısımdakiler;

Neye uğradıklarını şaşırmış durumdalar...

Onlara birileri “tweeter çağdaş dünyanın özgür platformu” demiş, onlar da tweeter’dan istediklerini söylemişler...

Bunların içinde kendi adlarıyla Gezi Parkı olaylarında ‘çağdaşlık ve demokrasi’ adına onlarca tweet atmış insanlar var...

Gezi Parkı olaylarının geldiği nokta ve soruşturma haberlerinden sonra, tweet’lerini silmişler...

Bir daha da böyle tweet’ler atmamaya yeminliler...

Ancak yaptıkları işten dolayı başlarına bir iş gelip gelmeyeceğinin endişesini taşıyorlar...

***


Gezi Parkı soruşturmaları sürerken, bir konuya açıklık getirelim...

Türkiye’de tweeter olayı çok yeni...

Birçok kişi bunların ne anlama geldiğini, ne kadarının hak ne kadarının suç olduğunu bilmiyor...

Hukukta “bir şeyin suç olduğunu bilmemek, suçun niteliğini değiştirmez” ilkesi var...

Fakat toplumsal boyutu taşkınlığa varan eylemlerde, kitle psikolojisini ve tweet atma eyleminin yeni bir kültür olduğunu hesaba katmak gerek...

Bu olayda kendi adıyla tweet atanları, çok ağır kelimeler ve ifadeler içermedikçe, “demokrasinin hoşgörüsü ve töleransıyla” değerlendirmekte yarar var...

Slogan atmayla tweet atmayı karıştırdıkları anlaşılıyor birçok göstericinin...

Sloganlara ne kadar hoşgörü gösteriliyorsa Gezi Parkı olaylarında tweet atanlara da o kadar hoşgörü gösterilmesi doğru olacak...

Sıradan insanların, kişisel tepkilerine gösterilecek bir miktar hoşgörü ve tahammül, gerçek suçluları da ortaya çıkartacak...

DİĞER YENİ YAZILAR