Dünya kadınlar günündeki televizyon programım...

Haberin Devamı

Geçen yıl Dünya Kadınlar Günü’nde beni TV8’e davet ettiler...

Kendimin özne olduğu hiçbir televizyon programına yıllardır katılmıyorum...

TV8’ciler de defalarca aradıkları halde katılmamı sağlayamamışlardı...

Fakat bu seferki tekliflerini reddedemiyordum...

Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla çağırıyorlardı ve o günde, programa katılmamak kadınlara saygısızlık anlamına gelecekti...

***


Çaresiz katıldım...

Kanalın program müdürü ve program ekibi, Mina’ya Mektuplar kitabından ve yazılarımdan tahmin edemeyeceğim mükemmellikte bantlar hazırlamışlardı...

Çok duygusal bir program yaşattılar bana...

Sonra kadınlarla ilgili bir yazı yazdım Dünya Kadınlar Günü’nde...

Kadının erkek karşısındaki gücünün sonsuzluğunu, erkeğin bu güç karşısındaki biçareliğini anlatan...

Yarın Dünya Kadınlar Günü...

O yazıyı bugünden yayınlıyorum...

Yarına “Mina’ya Mektuplar kitabındaki Mina’dan; kızım Mina’ya kadar uzanan” bir öyküm olacak; Kadınlar Günü’nde, kadınlar için...

Yarına...

KADIN...

Kadın popülizminin eteklerine sığınmak istemem, Dünya Kadınlar Günü’nde...

Kadını kutsayıp, vazgeçilmezliğini tekrarlayıp “Dünya Kadınlar Günü” yazısı niyetine vasat bir güzelleme yapmak yakışmaz bana...

Gerçek şudur...

Bir erkek; kadının sonsuz ve sınırsız dünyasının duygusal yoğunluğunu, çeşitliliğini, duygusal ve tensel isteklerini tatmin edebileceğine inanmaz...
Dünya kadınlar günündeki televizyon programım...
Erkek bir kadını tatmin edebileceğine inanmadığı ölçüde böbürlenmeye heveslenir...

Ne muhteşem bir karşı konulmazlıkta olduğunu ispata yönelir...

Ne çok kadınla ne “kusursuz çapkınlıklar” yaptığını anlatmaya yeltenir...

***


Erkek kadını tatmin edemediği ölçüde, başka kadınlara seyirtir...

Farklı kadınlarla oldukça zevahiri kurtaracağını düşünür...

Gerçek yetersizliklerini kapatabilmesi çerçevesinde, günlük çapkınlıklarla idare-i maslahata sürüklenir...

Doğa dengesizdir...

Kadının ruhu komplikedir...

Duyguları ve yoğunluğu derindir...

Cinselliği erkek cinselliğinin fersah fersah üstündedir...

Erkek kendi bilinçaltında yetersizliğinin farkındadır...

Yetersizliği, karşısındakini hor görerek aşağılamaya sürükleyecektir ...

***


Kadınlara karşı “kendini güçlü gören” sanıldığından çok daha azdır çevrede...

Kadını idare edebileceğine, onu çekip çevirebileceğine inanan erkek, nadidedir...

Sadece beyin değil, sadece cinsellik değil, sadece para ve güç değil, belki bunların hepsi, belki de bunların hepsinden fazlası gereklidir...

Kadın erkeklerin kendine göre “güçsüz” olduğunu bilir...

Arayışı da bu yüzdendir...

Bir türlü ne aradığını bilememesi “esasen güçlüyü görememesindendir...”

Aslında güçlü bir erkek portresini ne kadar uzaktan görürse görsün gözlerinden fark edeceklerdir...

***


Kadın Kokusu filminde kör bir emekli yarbayı oynayan Al Pacino böyle bir erkek karakteri çizer...

Alexis Zorba “kadınla baş edebilen erkek karakterinin” tarihteki en nadide örneklerinden biridir...

- “Yatağında yalnız yatan her kadından bir erkek sorumludur...”

Bunu diyebilen bir erkek, “erkeğin güçsüzlüğünün kadının ise inanılmaz gücünün farkındadır...”

***


Her lafının başında “şeytan götürsün kadını” diyecek kadar korkutucu bulur buna karşın kadını...

Çünkü Zorba da “Kadınsız bir hayatı düşünemezken, kadınlarla dolu bir hayatın başına belalar açtığını düşünür...”

“Bu kararsızlık geçidini,

Bu günah testisini,

Bu şarlatanlık tapınağını

Bu hile otlarıyla kaplı tarlayı,

Bu cehennemin giriş yerini,

Bu kurnazlık taşan sepeti,

Bu bala benzeyen zehri,

Bu dünyaya bağlayan zinciri,

Yani bunların hepsi;

Kadını kim yarattı?..” sözleri onundur...

***


Bugün Dünya Kadınlar Günü...

Ezici çoğunluk, bugün kadının erkek tarafından dünyada nasıl ezildiğini örnekleriyle anlatacak...

Fiziksel olarak erkek ezer kadını...

Gerçekte ise güçsüzdür ve kadın karşısında ezilir erkek...

Maddi olarak ezmesi, manevi olarak ezildiğinin göstergesidir...

Erkek, kadın karşısında güçsüz ve biçaredir...

Güçsüzlüğün ve biçareliğin girdabında, zalimliğe ve gaddarlığa yönelir...

Olmayan gücünü, fiziksel şiddetle dengelemeye yeltenir...

En büyük zalimliklerin altında ezilen kadınlar bile, tek tek erkeklerinden çok daha güçlü olduklarını bilirler...

Erkeklerin zavallılıklarının farkındadır...

Kadınlar Günü, güçsüz erkeklerin kadınlar kadar ruhlarını güçlendirip, onlara zalimlik yapmayacakları zamana kadar, erkek barbarlıklarını konuşmaya devam edecek...

BİR KADINLA AŞK YAŞAMASINI ÖĞRENMEK...

Bir kadınla aşk yaşamasını bilen erkek var mıdır acaba?..

Hani gerçek anlamda, aşk gibi aşkı yaşayabilecek bir erkek?..

Bu soruya kadınların hemen hepsi “Hayır” cevabı verirler...

Erkekler bu soruyu iyi düşünürlerse “cevap veremeyecek duruma düşerler...”

Erkeğin aşkı küçümseme nedeni, gerçek aşkı yaşayabilecek potansiyele sahip olmamasındandır...

Erkek aşkı dört başı mamur olarak ancak kısa bir süre yaşayabilir...

Kadın ise aşkı “uzun süreli yaşamak isteyecektir...”

***


Geçmişte “sert erkeklerin, barda arka arkaya şat deviren, karizma çizen, güç sembolü erkek varlıkların” güçlü erkek profiline uygun olduklarını düşünürdüm...

Kadınların güçlü erkekten anladıklarının o olduğunu zannederdim...

Oysa kadınları kendi erkek bakışının terk edip onların bakışından, duygusundan ve dünyasından görmeye başladığımda, “güçlü erkek imajının” hiç de bu özelliklerle ilgili olmadığını kavradım...

Erkek için güçlü erkek portresiyle, kadın için güçlü erkek portresi arasında dağlar kadar fark vardı...

***


Ve ilginç bir şekilde kadınlar kendileri için hangi erkeğin güçlü olduğunu her seferinde bir bakışta fark ediyorlardı...

Bir erkek kendisini kadının baktığı yerden göremeyecek kadar, sorunları içinde debeleniyor...

Artık farkındayım ki;

Bir kadınla doğru düzgün bir aşk yaşamamış, o aşkın rahle-i tedrisinden geçmemiş bir erkek, erkek gibi bir erkek değildir...

Erkeğin iktidarı dört başı mamur bir aşkı yaşamaktan geçmektedir...

DİĞER YENİ YAZILAR