Deniz Baykal'la konuşurken...

Haberin Devamı

Dün akşam Deniz Baykal‘la evinden bir görüşme yapıyorum...

İklim Bayraktar‘ın canlı yayındaki konuşmaları hakkında konuşuyoruz...

“15 dakikalık görüşmede taciz ettiğim söyleniyor” diyor;

“Ben bu görüşmeden sonra aynı kişi tarafından en az beş kez evimden telefonla aranıyorum... Arayan kişi kendisine taciz ettiğimi söyleyen kişi... Ben taciz etmişsem en az beş kez niye telefonla aranıyorum?..

Evine davet ediliyorum... Evde kimse yok deniyor... Taciz edildiğiniz kişi sizi aramazken, siz onu beş defa arka arkaya arayıp eve, alışverişe, yemeğe çağırır mısınız?..

Hani beni yemeğe götürecektin der misiniz?..

Bu konuşmaların hepsi telefonum dinlendiğine göre, poliste kayıtlı... Benim bir kez bile kimseyi aramadığım da...”

***


İklim Bayraktar canlı yayında “Ben bu işi kocam dışında kimseyle paylaşmadım... Bir de o istediği için CHP’li bir yetkiliyle görüştüm...” diyor...

Oysa açığa çıkan telefon konuşmaları İklim Bayraktar’ın “sadece bir taciz kurbanı” olmaktan öte bir durumu olduğunu gösteriyor...

YARSAV eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’yla görüşmesinde İklim Bayraktar, Kemal Kılıçdaroğlu’na bir büyük balıktan söz ediyor...

Teknik altyapıyı hazırlamasını talep ettiğini söylüyor ve o kabul etmediği için onu suçluyor...

“Büyük balık” dediği AKP’li üst düzey bir politikacı...

İklim Bayraktar’ın Deniz Baykal’ın taciz ettiği iddiasından sonra bir de “AKP’li Büyük Balık’a operasyon yapılmasını istemesi”, kendisinin bir taciz mağdurundan çok öte bir durumunun olduğunu gösteriyor...

***


Öyle ya hangi taciz mağduru, bir de hükümetteki “Büyük Balık’tan” bahsedip, bunu telefonlarının dinlendiğini bildiği eski YARSAV Başkanı’na bizzat telefonda söyler?..

Deniz Baykal’la uzun sayılacak bir telefon konuşması yapıyoruz...

Deniz Baykal’a ve sonra da AKP’li “Büyük Balık”a yapılması düşünülen operasyonlar, tüyler ürpertecek cinsten...

Bu işler “İklim Bayraktar” arkadaşın tacizini çoktan aşacak boyuttalar...

ODA TV dün yarı resmi bir açıklama yaparak “İklim Bayraktar’ın ‘uçtuğunu’ söyleyerek onun eylemlerine arka çıkmayacağını” açıklıyor...

Bilinen bir şey var...

Operasyon tutmadı...

Bilinmeyen ise çok şey var...

Nedir bu operasyonun arkasındaki esrar?..

Önce CHP eski genel başkanı sonra AKP’deki “büyük balık...”

Arada Kemal Kılıçdaroğlu‘ndan yardım istemeler...

Allahtan Kılıçdaroğlu yardımcı olacağına dair en ufak bir imada bulunmamış...

Niye YARSAV eski Başkanı telefonla işe karıştırılıyor?..

İklim arkadaş bunlara da cevap verecek mi acaba?..

Yoksa bütün bu görüşmeleri yapmasını, “büyük balık”lar üzerine çalışmasını da kocası mı söyledi kendisine?!.

*****


BU OLAYLAR SEKSİ DEĞİL, SİYASİ RAGIP ARKADAŞ!..

Ahmet Hakan’ın programında, Ragıp Duran çok ilginç bir saptama yaptı...

“İklim Bayraktar’ın taciz olayının, basın özgürlüğü tartışmalarına gem vurduğunu” söyledi...

“Tam Nedim Şener’ler, Ahmet Şık’ların tutuklanmasını ve basın özgürlüğünü konuşacakken, taciz gibi dişi konular, olayın gündemini saptırıyorlar...” demeye getirdi...

Hayır Ragıp arkadaş, bence öyle olmuyor...

Tersine Nedim Şener’ler, Ahmet Şık’lar, yazdıkları yazılarla, kitaplarla ve haberlerle bu olaylardan çok farklı konumda olduklarını bizzat hayatın içinde bize gösteriyorlar...

Onların bu tür “grift ve siyasi yönlere muamma esrarengiz taciz”ler içinde yer almamış olmaları, onlar için verilen basın özgürlüğü mücadelesinde “farkı” ortaya koyuyor...

***


Türkiye’nin sağduyulu kalemleri de zaten “basın özgürlüğünün” mücadelesini veriyorlar...

Bir gazetecinin kim olursa olsun sonuna kadar eleştirmek, araştırma yapmak, kitap yazmak hakkı var ve olmalı...

Kitaplarında ya da araştırmalarında suç unsuru varsa, onun yargılanacağı maddeler ve yerler belli...

Bir gazeteci, yalan haber yapıyorsa, iftira atıyorsa, haysiyet cellatlığı, karakter suikasti yapıyorsa, onun yargılanacağı yerler açıklığa kavuşturulmalı...

Herşey birbirine karıştırılıp, herkes aynı şeyden içeri alınmamalı...

Gazetecilik faaliyetinin özgürlüğü için, gazetecilik dışı faaliyetler ayıklanmalı...

***


Bu olay bir “taciz” olayı değil...

Bu CHP’nin halen siyasette etkili olan ve akrabaları üzerinden bir televizyon kanalı üzerinde etkili olan eski genel başkanına yönelik, yeni bir seks skandalı iddiası...

Üstelik o lider, bir başka seks skandalıyla eski görevinden ayrılmak zorunda kalmışken...

Bu olaylar seksi değil, siyasi Ragıp Arkadaş...

Dünyada en önemli siyasi suikastler seks kasetleri üzerinden yapılır...

Üstelik bu olayda sadece Baykal yok, bir e AKP’li “büyük balık”a yapılması düşünülen operasyon var...

Yoksa Clinton’un Monica Lewinski’yle “oval ofis macerası”nın dünyada yarattığı skandalı sen sadece bir “seks skandalı” olarak mı görüyorsun?..

Yoksa Marilyn Monroe’nun ölümünü bir intihar, John F. Kennedy’nin ölümünü de “bir delinin arızi bir saldırısı” olarak mı görmektesin?..

Siyasi müktesebatın bunları böyle düşünmene elvermez..

Öyleyse niye acaba, bu konu sana bu kadar önemsiz geldi?..

Burada karakter suikasti üzerinden besbelli ki bir siyasi suikast var Ragıp Arkadaş...

Medya özgürlüğünü de savunacaksın...

Bu siyasi karakter suikastinin ne amaçla yapıldığını da...

Asgari gazetecilik bunu gerektiriyor...

*****


KOLPAÇİNO VE MUCİZEVİ BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ...

Onu birkaç yıl önce tanıdığımda Sabah gazetesinin geceleri dolaşan acar magazin muhabiriydi...

Televizyon haberlerini bir süre önce bırakmış, köşe yazılarına ek bir de Sabah gazetesine “Mekanlar”ı yazıyordum...

İnanılmaz bir sevgi ve saygıyla “Abi nerede gece bir ihtiyacın olursa emrindeyim” demişti...

Bazen bir görüşte bir insanı anlarsınız...

Zehir gibi bir çocuktu...

Rol yapmıyordu, laf olsun konuşmuyordu...

Gerçekten sevgi dolu bir yüreği, saygı dolu bir duruşu vardı...

Ne zaman bir şeye ihtiyacım olsa, sırf sesindeki sıcaklığı duymak için onu arardım...

***


Bir gün “Abi televizyon programları yapmak istiyorum...

Sana istediğin programı yapalım, biz yapımcın olalım...” deyiverdi...

Daha hiç program yapmamıştı...

Yazılı basında çalışıyordu...

Farkındaydım cevvaliyetinin, iş bitiriciliğinin, leb demeden leblebiyi kavrayışının...

Ne ki, “Oğlum Tayfun” dedim, “Bir dur bakalım hele... Sen benden önce başka programları yap... Benim programımı yapmana daha çok var...”

Piyasanın kurt yapımcıları peşimde koştururken, daha televizyon piyasasına tam adımını atmamış Tayfun’un (Topal) bana program yapmasını kabul etmemiştim...

***


Çok değil üzerinden 3-4 yıl geçti...

Tayfun televizyon programları, diziler yaptı kanallara...

Bununla da yetinmedi geçen hafta beni telefonla aradı...

“Abi, Kolpaçino filminin özel gösterimi var... Senin gelmeni istiyorum lütfen” dedi...

-”Filme senin ne ilgin var, arkadaşın mı yapımcısı” dedim...
-”Filmin yapımcısı benim abi” dedi... “24 bin metrekarelik platom var...”

Birkaç yıl önce televizyon programı yapıp yapamayacağını bilemediğim o genç muhabir çocuk, şimdi film yapımcısı olmuş en ünlü starların filmlerini yapıyordu...

O saatte yazı yazıyorum yetişemem dedim...

Dün gördüm ki bütün büyük gazetelerin ve televizyonların en tepe isimleri o galada buluşmuşlar...

Tayfun Topal 2-3 bin liralık maaşı bırakıp, televizyona atıldığında, herkes ona “Sabah gibi bir gazetenin muhabirliği bırakalır mı?..” demişti...

Şimdi Kanyon’un en şık restoranı Gina’da gala yemeği veriyor, milyonlarca dolar bütçeli filmi için, medyanın en kafa isimlerine...

***


Kolpaçino’ya gidin...

Kolpaçino’yu görmenin ötesinde, 4-5 yıl önce birkaç bin lira maaştan, milyonlarca dolarlık bütçeli filmler yapan genç yapımcısının mucizesini görceksiniz o filmde...

DİĞER YENİ YAZILAR