Deniz Akkaya'ya annelik önerileri!

Haberin Devamı

Beraber Pişti programını yapmıştım bir ara Deniz Akkaya’yla... Bir gün beraber olduğu adamdan hamile kaldı ve “bebeği doğuracağım” dedi...

O sırada Çok Farklı programını yapıyordum...

“Bir annenin, babanın rızasını almadan çocuğunu doğurması uygun mu?..” diye bir konuyu tartışmaya açtım...

Konuklar kendi dünyalarından, yaşamlarından örneklerle ilginç bir sohbete imza atıyorlardı...

Rejiden yönetmen kulaklığıma “Babanın birilerini aradığını” ve bu konunun tartışılmasını istemediğini o birilerinin bana iletilmesini istediğini söyledi...

Beynimden vurulmuş gibi olmuştum...

***


Neye tepki göstereceğimi şaşırmıştım...

Bir kere “baba niye tepki gösteriyordu?..”

Böyle bir konunun tartışılmasına anne tepki gösterse anlardım...

Oysa “baba”nın tepki göstermesi abesti...

Biz zaten “Babanın onayı olmadan annenin çocuğunu doğurması uygun ve etik midir?..” diye tartışıyorduk...

Komediye bak ki, anne olan Deniz Akkaya değil, “Baba” haber gönderiyordu, “bu konunun tartışılmaması için...”

“Baba”nın bu kadar fütursuzca kendisine güvenmesinin ve canlı yayına müdahale hakkını bulmasının nedeni, programı yaptığım CNN kanalının kuruluşunda görev yapmış olması ve kanalın Amerikalı ortaklarıyla güçlü bağlantılarının olmasıydı...

Sonra o bağlantılar, tuzla buz oldular...

Yine Amerikalılar bir diğer bir kanalı yönetirken o kanalı yüz milyonlarca dolar zarara uğrattığı için kendisiyle fena halde papaz oldular...

Amerikalıların hala yüz milyonlarca doların hesabını sormaya çalıştıklarını duyuyorum...

Neyse konu o değil...

Canlı yayında konuları değiştirme fütursuzluğunda bulunan “Baba”ya çok sinirlendim...

Üstelik tanıdığım ve gördüğümde konuştuğum, dostluk gösterdiğim, sohbet ettiğim birisiydi...

***


Şimdi Deniz Akkaya’nın kızını babaya verdiği gece, “Baba”nın başka kadınlarla birlikte olduğunu kızının onları tanımasından anladığını ve “Baba”ya twetter’dan “Kızımı kirli dünyanla kirletmeye hakkın yok” diye büyük tepki gösterdiğini görüyorum...

Deniz Akkaya’nın ve zoraki kocasının hayatlarının iniş ve çıkışları beni ilgilendirmez...

Fakat çocukları için hala arkadaşım ve dostum olarak gördüğüm Deniz Akkaya’ya bazı önerilerim olacak...

Sevgili Deniz Akkaya;

(Sana sadece Deniz diye hitap etmiyorum, kendi çocuklarımın annelerine hitap ettiğim sanılacak...)

Çocuğunun babasını sen seçtin, sen hamile kaldın ve çocuğunu sen doğurdun...

Ona ‘Bu çocuğu ister misin... Babalık yapacak mısın?..’ diye sormadın...

Fazla sorumlu bir vatandaş olmadığını biliyordun...

Yine de çocuğu o güzeller güzeli kızını doğurdun...

Haftada bir çocuğunu ‘Baba’ya veriyorsun...

***


Bu saatten sonra amacın kızının, “İyi bir babasının olmasını sağlamak...” olmalı...

Çok sevdiğin kızının babasıyla tartışmalarını, ona uyarılarını, eleştirilerini ve suçlamalarını medya üzerinden yapma...

“Baba”nın egosunu medya üzerinden yaralama...

Söylediklerinin çoğunda haklı olabilirsin...

Yine de, bunları tweeter üzerinden “Seni tüm dünyaya rezil ederim” yollu tweet’lerle görmeye kalkma...

Kızının babasına her zaman ihtiyacı olacağını düşün...

Kızınla babasının ilerde tamiri güç bir sevgisizlik moduna girmesine müsade etme...

Yaptığın suçlamalar, ilerde kızının da babasına yönelik suçlamalarının bilinçaltı şifrelerini oluşturur...

Kızının bu tweet’leri de ilerde okuyacağını unutma...

Her şeye rağmen kızının babasını kazanması, babasıyla kızı arasında iyi bir ilişkinin sağlanması, senin annelik görevlerinden birisi...

“Baba”nın bana yapmış olduğu fütursuzluktan dolayı, kendisine karşı olmam sevgili kızının geleceğini düşünmemi engellemez...

Kızının babasına ihtiyacı var ve ilerde de olacak...

Babasını suçlayacağın en son yer, gazetelerin magazin sayfalarının manşetleri olmalı...

***


Gazatecilerin “Aman ne güzel söylemişsin... Helal olsun sana...” yollu gazına gelme...

Onlar sayfalarını ve televizyonlarını kurtaracaklar...

Sen ise kızının hayatını kurtaracaksın...

Sana kızınla mutlu ve sevgi dolu bir beraberlik dilemekteyim...

*****


BİR KİŞİYİ AFFETMEK...


“Bir kişiyi affetmediğinizde, o kişiyi adeta sırtınızda kendinizle birlikte taşıyor gibi olursunuz...

Bu ağır bir yüktür...

Ancak o kişiyi affettiğinizde onu sırtınızdan atar ve hayatınıza rahatça devam edebilirsiniz...

Artık sizi aşağıya çekemez...

Çok daha özgür bir insan olabilirsiniz...”

Robin Sharma...

***


Açık konuşayım...

Yıllarca “Affetmek özgürleşmektir” dendiğinde, “Ne diyor bunlar?.. Yapılanlar ortaya çıkmadan, haksızlık giderilmeden nasıl affetmek mümkün olabilir ki?..” diye düşündüm...

O zamanlar hayatın fotoğrafını beş duyu organımla çekebileceğimi zanettiğim günlerdi...

‘Gönül gözüm’ün yaşamımda yarattığı mucizelerin farkında olsam da, “affederek manevi yüklerden kurtulmak” gibi duygulara uzaktım...

***


Son birkaç yıldır, “hayata ve bana yapıldığına inandığım haksızlıkların intikamını kendi başıma almaya çalışmaktan vazgeçtim...”

Bana yapıldığına inandığım bir haksızlığı hissediyorum, söylüyorum ve onu orada öylece bırakıyorum...

Hayatı, kendi mecrasında kendi akışına bırakıyorum...

Onun bedelini ve hesabını kendi görme zavallılığına sapmıyorum...

Hayat herkese ve her şeye yapılması gerekeni yapıyor zaten...

***


Fakat bundan daha önemlisi şu...

Bana yapılan haksızlıkları kafamda tuttuğum, beynimde yaşattığım, o insanlara bilinçaltı ve bilinçüstü tepki duyduğum müddetçe, o insanlara karşı suçlayıcı tavrımın beni belli belirsiz huzursuz ettiğini fark ettim...

Huzursuzluğumun altında, onlarla kafamın içinde bitiremediğim hesapların olduğunu, kafamda ve içimde yaşattığım o savaşların, beni kendi hayatımı yaşarken savaşın bir parçası haline getirdiğini gördüm...

Oysa o kişileri affettiğimi hissettiğimde, onlara kötü enerji göndermediğimde ve bu affetme süreciyle ilgili özel bir iki teknik denediğimde, onlardan da bana olumsuz enerji akımının azalacağını hissettim...

***


Affetmem, bana haksızlık yapanların kurnazlıklarına ve sahtekarlıklarına karşı uyanık olmamam anlamına gelmiyor...

Tersine onların her an bir şeyler yapabileceğini tahmin edebiliyorum...

Fakat kızmadığım ve eski olaylardan dolayı affetme duygusunu hakim kıldığım insanların, yeni hamlelerini savuşturmak da eskisinden çok daha kolay oluyor...

En önemlisi, onlara yönelik kafamın içinde savaş stratejileri oluşturmuyorum, planlar yapmıyor, onları nasıl yeneceğimin hesabına girmiyorum...

Nasıl yeneceğimi düşünmezsem, nasıl yenileceğim de aklıma gelmiyor...

Yenmek duygusundan uzaklaşınca, yenilmek duygusundan da uzaklaşıyor insan...

Bu da huzursuzluğumu alıyor ve hafifletiyor beni...

Özgürleştiriyor da diyebilirsiniz...

***


Herkes hangi diyetle zayıfladığımı merak ediyor...

Espri olsun diye cevap olarak “karakter zayıflamasın önemli olan o” diyorum...

Oysa esas attığım yükler, “yapılan haksızları affetmemenin üzerimde yarattığı yüklerdi...”

O yüklerden vicdanım kurtulurken, kilolardan da vücudum kurtuluyordu...

DİĞER YENİ YAZILAR