Dengir Mir Fırat'a sorularım...

Ak Parti (Özellikle Ak Parti diye yazdım) Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Fırat avukatı kanalıyla bana bir cevap ve düzeltme metni gönderdi...

Yandaki bu metni lütfen dikkatle okuyun...

Şimdi benim bazı sorularım olacak...

Medya üzerinde son günlerde yaşanan olaylara çarpıcı bir örnektir bu...

Dengir Mir Fırat’ın avukatı beni ve Vatan Gazetesi’ni neyle suçluyor?..

“Konunun bir kez daha gündeme getirilmiş olması YAYINCI GAZETENİN VE YAZARIN KÖTÜ NİYETİNİ AÇIKÇA GÖZLER ÖNÜNE SERMEKTEDİR...”

Avukat Fatih Şahin benim ve Vatan Gazetesi’nin kötü niyetli olduğunu ne zaman yazmış:

19 Haziran 2008’de...

Gece yarısı yazıp postaya veremeyeceğine göre, 19 Haziran sabahı herhalde gazetelere bir göz attı avukat bey değil mi?..

En azından tekzip metnini gönderdiği gazeteyi ve müvekkiliyle ilgili yazının çıktığı köşeye bir bakmış olması gerekmez mi?..

Size 19 Haziran tarihli Vatan Gazetesi’nin bu sütununda benim imzamla çıkan yazıyı aynen yayınlıyorum... Kısa bir yazıdır ve çok çarpıcıdır... “Dengir Mir Fırat: Ben Şeyh Sait’in torunu değilim...” Başlıklı yazıyı dikkatinize
sunuyorum...

*****

CEVAP VE DÜZELTME METNİ

Reha Muhtar tarafından kaleme alınan ve Vatan Gazetesi’nin 18.06.2008 tarihli nüshasının altıncı sayfasında yayınlanan “Bir Cumhuriyet Belgeseli... Babalar ve Oğulları...” başlıklı köşe yazısında Adana Milletvekili ve Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ın kişilik haklarını ihlal eden küçük düşürücü ifadelere ve bir takım gerçeğe aykırı bilgi ve açıklamalara yer verilmiştir.

Yazıda Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, Doğu’da halkı İslam dini adına ayaklanmaya çağıran ünlü Şeyh Sait’in torunu olduğu ileri sürülmüştür.

Şeyh Sait, İngiliz kışkırtmasıyla 1925’te Cumhuriyet’e karşı İslamcı-Kürtçü ayaklanmanın liderliğini yapan bir asidir.

Şeyh Sait’in Doğu’da halkı İslam dini adına ayaklanmaya çağırdığını söyleyip salt bir soyadı benzerliğinden yola çıkarak müvekkilim Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ı da asilik ve vatan hainliği ile itham etmek ve yaftalamak haksız ve hukuka aykırı bir yaklaşımdır.

Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ın adı geçen kişi ile hiçbir soy bağı ve akrabalık ilişkisi bulunmamaktadır.

Müvekkilimin dedesi Bedir Fırat (Hacı Bedir Ağa) Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşlığı yapma bahtiyarlığına erişmiş, 3 dönem milletvekilliği yapmış ve İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiş bir gazidir. Ayrıca amcası Hüseyin Fehmi Fırat üç dönem milletvekilliği yapmıştır. Bir dayısı M. Sırrı Turanlı Adıyaman Senatörlüğü, diğer dayısı Ali Avni Turanlı da Adıyaman milletvekilliği yapmıştır. Müvekkilim Yüce Meclisimizde ailesinin beşinci temsilcisi olma onurunu taşımaktadır.

Benzer nitelikteki yayınlar daha önce birçok kez tekzip edilmiş olmasına rağmen konunun bir kez daha gündeme getirilmiş olması yayıncı gazetenin ve yazarın kötü niyetini açıkça gözler önüne sermektedir.

Okuyucularda oluşabilecek yanlış bir kanının ortadan kaldırılması için köşe yazısı ile ilgili olarak işbu düzeltmenin yapılması zarureti doğmuştur.

Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ı zor durumda bırakma amacına matuf, hiçbir dayanağı olmayan tamamen gerçek dışı bilgiler ve hakaretler içeren bu köşe yazısı nedeniyle yasal yollara başvuru haklarımızı kullanacağız.

Saygılarımla. 19.06.2008

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Adana Milletvekili

Dengir Mir Mehmet Fırat

Vekili Av. Fatih Şahin

*****

DENGİR MİR FIRAT: “BEN ŞEYH SAİT’İN TORUNU DEĞİLİM...”

“İnsanın adı çıkacağına canı çıksın demişler... Dün sabah önce AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Fırat, arkasından da CHP Genel Sekreteri Önder Sav adına ünlü avukat Şahin Mengü aradı...

“Merhaba, ben Şeyh Sait’in torunu Dengir Mir Fırat “ diye söze başladı... Sonra da anlattı ki, kendisinin anne tarafından Şeyh Sait’in torunu olduğu iddia edilir, alakası yoktur ve kim çıkarmışsa bu haberi bir türlü gerçek, sahtesinin yerini alamamaktadır... Dengir Mir Fırat Şeyh Sait’in torunu olmadığı için, bir sürü kişiden tazminat aldığını söylüyor, ” Osman Paksüt’ün İstiklal Mahkemesi Başkanı dedesinden nasıl etkilendiğini bilmem... Ama benim dedemin İstiklal Madalyası vardı “ diyor...

Dengir Bey’in açıklamasını başlığa özellikle koydum ki, yavaş yavaş sahtesinin yerini gerçek alsın...

Ama ona bir sözüm var...

Yaptığı açıklamalar bazen Şeyh Sait’in torununu andırıyor gerçekten...

Yorumlarını kamplaşmadan uzak yaptığı gün, zaten Şeyh Sait’in torunu olsa da fark etmeyecektir... Sonuçta herkes aynı Türkiye’nin içinde...”

DENGİR MİR FIRAT’A SORULARIM...

Dengir Bey,

Bir değil, iki değil tam üç kez, sizin Şeyh Sait’in torunu olmadığınız bu köşede yayınlanıyor... İki kez benim kendi gazetecilik namusum ve bu gazetenin yayın sorumluluğuyla...

O kadar ki, avukatınızın gazeteye bakma zahmetine katlanmayıp ya da bakıp olsun ben yine de yaparım diyerek düzeltme gönderdiği günkü yazıda bizzat diyorum ki:

“Dengir Bey’in açıklamasını özellikle başlığa koydum ki yavaş yavaş haberin sahtesinin yerini gerçek alsın...”

Şimdi sorulara geçebiliriz:

1) Sizinle telefonla konuşup ertesi sabah, internette adınızın altında yazılı bu yanlış söylentiyi doğrulayan bir yazara ve gazeteye hangi vicdanla avukatınızın “kötü niyetli” damgasını vurmasını kabul edebiliyorsunuz?..

2) Kötü niyetliysem beni niye ertesi sabah telefonla arıyorsunuz ve durumu düzeltmemi istiyorsunuz?..

3) Aynı puntolarla, aynı gazetede, aynı köşede düzeltmenize yer verildiği halde ve hatanın internette isminizin altında yazan bigilerden kaynaklandığını bildiğiniz halde nasıl olup da “beni ve gazeteyi kötü niyetli olmakla” itham ediyorsunuz?..

***

4) Kötü niyetliysek niye aradınız?..

Kötü niyetliysek niye açıklamanız hemen ertesi günü hiçbir mecburiyet olmadan gazetecilik namusuyla yayınlandı?..

En doğru ve dürüst şekilde yayınlandığı halde, niye bir daha açıklama gönderme gereği hissetiniz üstelik “kötü niyetten, küçük düşürmekten” falan bahsederek?..

5) Bizim kötü niyetli değil, çok iyi niyetli oldtuğumuz çok açık Sayın Milletvekili... İzniniz olursa ben de bir soru sorabilir miyim?..

Acaba bu politika “sen ne yaparsan yap biz kafamıza koyduk sizi sindireceğiz politikası mıdır?..”

6) İdamlar ve tüm infazlar gerçekleşecek, savunmalar bilahare mi alınacaktır?..

7) Siz Joseph McCarthy’yi hatırlar mısınız sayın Dengir Mir Fırat?..

Belki hatırlamazsınız...

Ben hatırlamayan ve bilmeyen okuyucularım için kısaca Amerikalı senatör Joseph McCarthy’nin kim olduğunu anlatayım istedim...


*****

AMERİKALI SENATÖR MC CARTHY

Bütün Amerika’yı kasıp kavuran McCarthy rüzgârının mimarı ve isim babasıdır Amerikalı senatör McCarthy...

1950 yılında elinde komünist olduğunu iddia ettiği 205 kişinin listesini televizyonda sallayarak kamuoyunun karşısına çıktı...

Amerika’yı kasıp kavuran “Cadı avı”nın mimarıydı ve döneminde Amerika’daki aydın ve Holloywood çalışanları ile starları üzerinde müthiş bir itibarsızlaştırma ve soruşturma başlatıldı...

***

Gazabına uğrayıp işlerini kaybedenler arasında Bertolt Brecht, Charlie Chaplin, Arthur Miller, Orson Welles ve Pete Seeger gibi ünlü sanatçılar vardı...

Hakkında soruşturma açılıp mahkemeye çağrılanlardan Charlie Chaplin ABD’yi terk ederek İsviçre’ye yerleşti...

Yönetmen Joseph Loosey İngiltere’ye yerleşti, ancak burada da takma adla çalışmak zorunda kaldı...

Nazım Hikmet’in çok sevdiği siyahi şarkıcı Paul Robesson’un pasaportu iptal edildi...

Senarist Ben Barzman Fransa’ya sürgüne gönderildi, Oscar adayı yönetmen Paul Jarrico mesleğini bırakmak zorunda kaldı...

Ünlü Alman yazar ve şairi Bertolt Brecht sorgulandığı komiteyle dalga geçtikten sonra, Amerika’yı terk edip Doğu Almanya’ya gitmek zorunda kaldı...

***

O günleri yaşayıp arkadaşlarını ihbar eden Elia Kazan sonraki yıllarda Oscar’lı bir film çekip kendini aklamaya kalksa da sonra “Utanıyorum” demek zorunda kaldı...

McCarthy dönemi, dünya tarihine “Cadı avı”nın yapıldığı, yüzlerce sanatçı, aydın ve entelektüelin mesleklerinden, ideallerinden ve ülkelerinden uzaklaştırıldıkları dönem olarak hatırlandı...

McCarthy’nin elinde komünist olduğunu iddia ettiği 205 kişilik listeye ne olduğunu merak edebilirsiniz?..

McCarthy o listede bulunanların hiçbirinin komünist olduklarını ispatlayamadı...

DİĞER YENİ YAZILAR