Cumhurbaşkanlığı için Deniz Baykal’a dikkat!..

Çok hızlı değişiyor Türkiye’de her şey...

Çok daha hızlı da değişecek, 30 Mart’tan sonra...

Bir yıl önce, “Cumhurbaşkanı kim olmalı?..” diye sorulsaydı, iki cevap vardı herkesten alınabilecek...

1) Abdullah Gül:

Halihazır Cumhurbaşkanı’ydı...

Fazla yıpranmamıştı...

Cumhurbaşkanı olanlar, tanınılırlık, güvenilirlik ve bilinirlilik açısından diğer adaylardan hep bir adım önde olurlardı...

Amerika’daki Başkanların hemen shepsi ikinci kez yeniden seçilirdi...

Abdullah Gül‘ün de böyle bir avantajı vardı...

Hatta Tayyip Erdoğan’ı üç dönemdir Başbakan olarak görmeye alışan halk için, Abdullah Gül; Tayyip Erdoğan’dan daha güçlü alternatifti...

***


2)Tayyip Erdoğan:

Gezi Parkı olayları başlamadan önce, “Cumhurbaşkanlığı’na en yakın aday kim?” diye sorulsa tereddütsüz herkes Başbakan Tayyip Erdoğan‘ı işaret ederdi...

Erdoğan değil Türkiye’nin, dünyanın en güçlü liderleri arasında sayılıyordu...

3 dönemdir partisini tek başına iktidara taşıyan bir liderin, kendi isterse Cumhurbaşkanı olmasından daha tabii bir şey olamazdı...

***


Oysa burası Ortadoğu...

Altı ayda, ülkenin bütün toplumsal dokusu, siyasi sistematiği alabora olabilir...

İki turlu Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Abdullah Gül veya Tayyip Erdoğan‘ın ikinci turda yüzde 50’nin üzerinde oy alması çok kolay değil...

AKP yandaşlığı kadar, AKP karşıtlığı da gittikçe büyüyor...

İkinci turda AKP ve AKP karşıtları şeklinde bölünecek oylar Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde...

***


Elbette çok şey 30 Mart günü belli olacak...

Tayyip Erdoğan bile üç dönem siyaset sınırlamasının kalkabileceğinin işaretlerini vermeye başladığına göre, Cumhurbaşkanlığı meselesi çok farklı boyutlara gidiyor...

***


30 Mart seçimlerinde AKP için üç ihtimal var...

1)AKP oylarının yüzde 38-42 bandında olması...

Bu olasılık çok ve en hassas sonuçları olan ihtimal...

AKP, geçtiğimiz yerel seçimlerde 38.9 oy aldığını söyleyerek, oylarının azalmadığını hatta bir gıdım arttığını iddia edebilecek...

Buna karşın muhalefet; genel seçimleri baz alarak yüzde 50’den bu rakamlara düşen iktidarın, gücünü tamamen yitirdiğini söyleyecek...

AKP için yüzde 38-42 bandı veya aşağısı, Gül ve Erdoğan dışında bir Cumhurbaşkanı’na yönelme anlamına geliyor...

İkinci turda seçilmeme riskini alamaz ne Gül ne Erdoğan...

Haberin Devamı



***


2)AKP oylarının yüzde 38 bandının altına düşmesi...

Bu durumda AKP’nin Cumhurbaşkanlığı’na kendi adayını çıkartması ihtimali neredeyse tamamen ortadan kalkacak...

Yüzde 63’ü muhalefete geçen bir Türkiye’de, yeni Cumhurbaşkanı muhalefetin ortak adayı birisi olacak...

3) AKP oylarının yüzde 42-45 bandında veya üzerinde çıkması...

Bu ihtimal, erken ve baskın bir genel seçimle; Cumhurbaşkanlığı seçimlerini birleştirme ve AKP’yi bir dönem daha iktidar yaparken, Kürt oylarıyla Tayyip Erdoğan’ı ikinci turda Cumhurbaşkanlığı’na çıkartma projesidir...

***


Bütün bu ihtimaller göz önüne alındığında, yüzde 38-42 bandında çıkacak bir sonuç, AKP’nin de “evet” demese de; “hayır diyemeyeceği” bir ortak uzlaşı isminin Cumhurbaşkanlığı adaylığını öne çıkaracak...

Bu isim öyle bir isim olacak ki;

Toplumda artan şiddeti, öfkeyi, kin ve intikam duygusunu yumuşatacak...

Gerginliği azaltacak...

Her kesim “evet” demese de “kolay kolay hayır diyemeyecek” bir isim olacak...

***


Bu isimlerin en avantajlılarından birisi Deniz Baykal’dır...

Deniz Baykal; artık aktif bir siyasi lider değil...

Ancak CHP Genel Başkan’lığı yaptı; halen milletvekili;

CHP tavanın ve tabanının onun Cumhurbaşkanlığı’na karşı çıkması düşünülemez...

İlk günlerde meydanlarda Tayyip Erdoğan’ın ağır eleştirilerine mazhar olan Deniz Baykal, ilginçtir son zamanlarda ortaya çıkan kasetlerden sonra; Tayyip Erdoğan tarafından da mağdur ilan ediliyor...

Dolayısıyla AKP’nin de kendi dışından çıkacak bir Cumhurbaşkanı adayına itiraz edeceği bir isim değil Baykal...

Üstelik Tayyip Erdoğan’ın kendisine Başbakan olma yolunu açan Deniz Baykal’a bir vefa borcu var...

***


AKP artı CHP Deniz Baykal için yeter de artar...

Fakat Baykal için, MHP de dahil hiçbir çevre açıktan “hayır” kampanyası yürütmez...

Baykal’ın; MHP’den cemaate, köprüleri tamamen atmayan ilginç bir siyasi kimliği var...

Buna artan toplumsal gerginliği ve kutuplaşmayı yumuşatmada, “en tecrübeli ve eski politikacılardan biri” sıfatını eklemek de sanırım yanlış olmaz...

Bu analiz; “duygusal sezgilerinin gücüne inanan” 34 yıllık bir gazetecinin kehaneti midir acaba?..

Belki de öyledir; kim bilir?..

Öyle olduğuna inanıyorsanız söylenecek bir şey yok...

Ama gerçek şudur;

“Yüksek sesle dillendirilmeyen ve altyapısı olmayan hiçbir ihtimal, bu köşenin konusu olmaz...”

Bu köşe şunun bunun PR çalışmasına da pek alet olmaz...

Ama tabi durum...

30 Mart’ta belli olacak...

AKP için 38-42 bandı hayati bir duruma işaret eder!..

Öyle bir durumda mesajı alamazsa düşüş kaçınılmazdır...

MARTİN LUTHER KİNG’DEN ‘GÜÇ VE SEVGİ’ TANIMI...

“Doğru anlaşılmış güç, amaca ulaşabilme yeteneğinden başka bir şey değildir...
Cumhurbaşkanlığı için Deniz Baykal’a dikkat..
Sosyal,politik ve ekonomik değişimi gerçekleştirmek için gerekli olan dayanıklılıktır...”

Ve tarihteki en büyük problemlerden birisi, güç ve sevgi kavramlarının hep birbirinin zıt kutuplarında konumlandırılmış olmasıdır...

Yani sevgi: “gücün olmaması durumu”;

Güç: “sevginin inkarı olarak” tanımlanmıştır...

***


Şu anda doğru bildiğimiz şey budur...

Anlamak zorunda olduğumuz şeyse,

Sevgisiz gücün “pervasız ve saldırgan...”

Güçsüz sevginin ise; “duygusal ve zayıf olduğudur...”

Zamanımızın en büyük krizini yaratan şey;

“Bu ahlaksız güç ve güçsüz ahlakın çarpışmasıdır...”

MARTİN LUTHER KİNG JR
(Buradan Nereye Gidiyoruz)

DİĞER YENİ YAZILAR