Mutlu başlar hep birliktelikler... Önce heyecan, içinizdeki kıpırtı, yüreğiniz ağzınızdan çıkacak gibidir çoğu kez... Evinizi, hayatınızı, kendinizi, yüreğinizi paylaşırsınız... Sonra çocuklarla bu birlikteliği ödüllendirir ve tarif edilemeyen, sadece yaşadığında anlaşılan o inanılmaz duyguları yaşarsınız...
Peki ya sonra... Ya anlaşamayıp ayrıldığınızda hayat arkadaşınızdan her şey yerle bir mi olmalı... Ya hayatınızda size tarif edilemez duygular yaşatan çocuklarınız, sizden uzak mı olmalı... Anne-baba olmadan anlaşılmaz denilen, tarif etmeye çalışırken gözlerin ışıldadığı ancak yeterli kelimelerin bulunamadığı duygularınız yok mu oluyor sanki... İşte Reha Muhtar’la bu haftaki söyleşimizde o tarif edilemeyen duyguları; “Babalar ve Çocukları”nı konuştuk.
* Reha Bey, hayatta her zaman “sonsuza kadar mutlu” dediğimiz birliktelikler, evlilikler yaşanmıyor malum. Hatta ayrılıklar, boşanmalar hızla artıyor. Peki ama eşler birbirinden ayrıldığında çocuklarından da mı ayrılıyor?
Maalesef, çocuk anne veya baba tarafından “benim çocuğum” denilen sürece giriyor. Çocuk bir pazarlık konusu oluyor anne ile baba arasında.
Oysa onlar insan. Büyüyecekler ve yaşamı sağlıklı yaşayacaklar izin verilirse. Çocuk anne ile baba arasında bir pazarlık metası değil. Onların ayrı ayrı annelik ve babalık yapacakları bir değer.
Çocuk hem annenin hem babanın... Aslında hiçbirisinin... Onu ancak ortak sahiplenebilirsiniz. Tek başına hiçbirinizin değil. İkiniz olursanız o iyi yetişecek.
* Ayrı evlerde yaşandığında çocukların sağlıklı büyüyebilmesi için sizce nasıl bir denge kurulmalı?
Mesele ayrı evlerde yaşaması değil. Mesele çocuğun anneden anneliği, babadan babalığı alabilmesi, hissedebilmesi... Annenin rolü var, babanın rolü var... Her ikisi de elzem ve gerekli.
* Hep “annelik başka duygudur” denir, çok da doğrudur. Çünkü her şeyden önce babadan farklı olarak bedensel de bir bağı vardır. Evet annelik doğal bir süreç, peki bu babalığın daha az önemli olduğunu mu gösterir?
Hayır... Bana ateşlendiğimde hep annem baktı. Derslerimle, yemeğimle, öğretmenlerimle, okulumla hep annem ilgilendi. Ama ben babamı hep anlayışlı ve yakın buldum kendime.
Ben babamın hep orada bir yerde olduğunu ve beni düşündüğünü biliyordum. Babam hiç tartışmasız annem kadar önemlidir benim hayatımda. Babaya bu görevi ve hakkı vermezseniz çocuğu topal bırakırsınız.
Erkek hangi kadınla evliyse ondan olan çocuklarını önemsiyor
* Siz de bir babasınız ve çocuklarınızı belli aralıklarla görebiliyorsunuz. Bir baba için çocuklarının büyürken günlük hayatında yaptığı, öğrendiği birçok şeyi kaçırması çok zor değil mi? Mesela ilk adımını, ilk hecelerini, ilk sorularını yani gün be gün büyümesini görememek, yaşamına dair pek çok şeyi kaçırmak iç acıtıcı bir duygu değil mi?
Eğer babaysanız bunların hepsine elinizden geldiğince şahit olacaksınız, çocuğa sevgiyi ve kollanma duygusunu aktaracaksınız... O duyguları ve olayları çocuklarım için kaçırmamaya çalışacağım. Bakalım ne kadarı elimden gelecek...
* Erkek artık “eş” değilse, “baba” olma hakkı da elinden mi alınıyor ?
Biraz öyle... Çünkü baba olmak bir başkasının iki dudağından çıkacak kararla olmaz, olmamalı... Bir insan “baba”lık gibi en kutsal duyguyu bir başkasının izin ve onayıyla yapma noktasına gelirse bu olayı “içselleştiremez.” Ne “baba”lık ne “anne”lik diğer ebeveynin izin ve onayıyla yapılmaz. Onun için birçok erkek karısından ayrıldıktan sonra, yeni birisiyle evlendiğinde ondan olan çocuklarını önemsiyor, ötekileri ihmal ediyor... Çünkü hangi kadınla birlikteyse ondan olan çocukları ona daha fazla kendi çocuğu gibi geliyor... Oysa bir baba için çocuk annesinden bağımsızdır.
n Hepsi erkeğin çocuğu, bunun ayrımı olur mu?
Ama anne sahiplenmesi, erkeği başka yerlere savuruyor...
* Baba olmak annelik gibi değil, sonradan öğreniliyor. Eşler ayrıldığında babalar annelere göre daha mı sorumsuz davranıyor?
Öyle gibi görünebilir... Bir insan karar sahibi olduğu, hak sahibi olduğu bir şeye daha fazla sevgi duyar, kendinden hisseder...
* Bir erkek ne olacağına karar veremediği bir çocuğu kendi çocuğu olmasına karşın ne kadar içselleştirebilir?
Bazı anneler burada kendi topuklarına sıkıyorlar...
* Yollar ayrıldığında bazı anneler çocuklarını babalarından uzak mı tutuyor? Babanın karar verilen zaman da değil de istediği zaman kendi kanından, canından olan çocuklarını görmesi gerekmez mi?
Elbette öyle olması gerekir... Kendi çocuğunu görmenin, sevmenin, ilgilenmenin önşartı olmaz. Çocuk koz değil, birbirine karşı kullanacağın... Karı koca olmak, sevgili olmak, erkek ve kadın olmak ayrı; anne baba olmak ayrı...
Çocuklarımla bir başkasının onayıyla görüşmemeliyim
* Sizce bazı kadınlar çocuk hasretini yaşatarak bir şekilde intikam mı alıyor eski eşlerinden
Bana gelen yüzlerce anne maili, ilk başlarda kadının karşı tarafın canını acıtmak için böyle şeyler yaptığını, sonradan olayların normalleştiğini söylüyor...
Bir süre sonra biraz daha rayına giriyor olabilir... Ama burada esas yanlış, taraflardan birinin çocukları sahiplenme duygusu. Ben kendi çocuğumla bir başkasının onayıyla, iki dudağının arasından çıkacak ‘evet’ veya ‘hayır’la görüşmem, görüşmemeliyim... Çocuğa böyle sevgi veremez bir baba.
* Mina ve Poyraz doğduğunda bir röportajınızda “Çocuğunuzun olması nasıl bir duygu” diye sorulmuştu ve siz Ayşe Nazlı’dan bahsederek “Ben zaten babaydım” demiştiniz. Sahip olma sorumluluğu gösteren babalar da çocuklarına anneleri kadar sahip değil midir?
Bence öyle...
* Özellikle kız çocukları için baba figürü çok önemlidir. Peki çocuklarından ayrı kalan babalar nasıl etkiler sizce o çocukların hayatını?
Benim ‘babasız kadınlar’ yazım onları anlatan bir yazıdır... Bütün sanal alemde aylarca dolaştı durdu o yazı... Mina’ya mektuplar kitabına koymuştum o yazıyı...
* Belki de bu soruyu bir de tersinden sormak gerekiyor, çocuklarından ayrı kalan babaların hayatı nasıl etkilenir?
Ben ölüm dışında çocuklarımdan ayrı kalmam; onlara bu haksızlığı yapmam... Tanrı buna müsaade etmez...
Çocuk tek başına ne annenin ne de babanındır!
Babalar çocuklarını görmek istiyor
Haberin Devamı

