Haberin Devamı
Tatilim bana çok yaramış görünüyor...
Hiçbir şeyi ağırlık yapmıyorum üzerimde...
Olaylara da acayip önyargısız bakıyorum...
Dün bizim gazetede yer alan bir haberi görünce de öyle oldum...
Haber şöyle:
“Kriptolu cep telefonu dinlenemiyor...
Yüksek güvenlik teknolojisi kullanan kriptolu Enigma T301TR isimli cep telefonları üçüncü şahıslar tarafından dinlenemiyor...
Bu telefon üzerinde ortam dinlemesi de yapılamıyor...
Özel bir şifreleme teknolojisine sahip telefonun fiyatı ise 3 bin 500 lira...”
Yıllar önce Atina’ya genç bir muhabir olarak gittiğimde, halefim Özgen Acar uyarmıştı beni:
-”Reha... Burada ev telefonların dinlenir... (O zamanlar cep telefonu yok...) Evini de dinlerler... Teleksin, faksın her şeyin kopyalanır... Ona göre hareket et...”
-”Olsun dinlesinler...” demiştim, “Daha iyi ya, hiçbir şey olmadığını anlarlar...”
Bir süre sonra gerçekten Özgen Acar’ın dediği gibi, evin telefonunu açtığında içinden acayip telsiz konuşmaları gelmeye başlamıştı...
Telsiz konuşmalarını duyunca ben utanıyordum...
Sanırım dinleme işini yapanlar, dinleme aletini doğru düzgün takmamışlardı...
Neyse anlamam o işlerden...
Sadece eve bir kız arkadaşım ya da bir konuk geldiğinde sorun çıkıyordu...
Misal kız telefonu çeviriyor, ailesini arayacak oluyordu...
Telefondan polis telsizinin sesleri geliyordu...
Kızlar ne olduklarını şaşırıyorlar, “bu telefonden ses geliyor” diye bana bir şey yapmam için bakıyorlardı...
Öyle durumlarda çok utanıyordum...
Bir şey olacağından değil...
Kızlar beni bir şey zannedeceğinden...
Pişmiş aşa su katılıyordu...
Bir gece hiç unutmam yeni tanıştığım bir kız, birkaç saat kaldığı evden hızla uzaklaşmıştı...
Sonra Atina’nın merkezindeki Vukurestiou caddesinde kızı görmüştüm...
Selam bile vermeden kaçmıştı benden...
Böyle istenmeyen kızlarla vakalar dışında, aslında acayip memnundum telefonlarımın dinlenmesinden...
Birincisi kısa sürede deşifre olmuştum Yunan gizli servisinde...
Benim deşifrasyon Yunan gizli servisinde “Bu herif, hiçbir şeyle bağlantılı olamayacak kadar şeffaf ve vurdumduymaz” biçimindeydi...
Dinlenen telefonlarım, mükemmel bir duruma vesile olmuş, Yunan gizli servisi benim peşimi toptan bırakmıştı!..
Şimdi kritpolu cep telefonu çıkmış da bu telefonlar dinlenmiyormuş...
Alırsam namerdim...
Bir kere bu telefonu alıyorsan, “dinlenmek istemiyorsun” demek...
İyice şüphe çekeceksin üzerine...
“Niye dinlenmek istemiyor acaba, neyi saklıyor?..” diye...
İyisi mi ben dinleneceğim telefonla temiz temiz devam edeyim...
Bir şey daha var...
O kadar alıştım ki, “telefon takipçilerimle” hayatımı paylaşmaya...
Gizli kayda alınan hayatı yaşamaya...
Her şeyimin kayıt altında tutulduğu hissiyle davranmaya...
Allah korusun bir gün başıma bir şey gelse hemen talepte bulunacağım.
“Lütfen tüm telefon konuşmalarımı çıkartıveriniz... Suçsuz olduğumu göreceksiniz...”
Kripto telefon çıkmış da “dinlenemiyormuş...”
Aman ne matah ne matah!..
Arkadaş sen sordun mu bana “telefonunun dinlenmesini istemiyor musun diye?..”
Başıma bela mı alacağım ben bu saatten sonra...
Dinleyin beni sonuna kadar...
Soyun beni çırıl çıplak...
Göreceksiniz...
Yok sakladığım bir şey...
“Tatile çıktı, herif iyice kafayı yedi... Bizimle kafa buluyor zannediyorsunuz...”
Aha buraya yazıyorum!..
Dalga geçenin.....
AYŞE İLE ALİ’Yİ YARGILAYANLARIN MUTSUZLUĞU...
Elbette siyasi eleştiri yapmak bir gazetecinin görevi...
Pek tabii ki, toplumsal olaylarda ya da hayata dair konularda, eleştiriler yapacaksınız, kendinize göre doğruları söyleyip topluma bir katkı sunacaksınız...
Ancak kerlerine ve ferlerine bakmadan (editöre not; kelimeleri kel ve fel diye değiştirmeyin...) Ayşe ile Ali’nin “evliliklerini yargılamaya kalkanlara” Deepack Chopra “Başarının ve Mutluluğun 7 sırrı” kitabında şöyle söylüyor:
“Yargılamak her şeyi devamlı, iyi, kötü, doğru, yanlış şekilde değerlendirmektir...
Devamlı olarak değerlendirip sınıflandırarak,
Analiz edip etiketlendirerek,
İç diyaloglarınızdaki çalkantıları artırırsınız...
Yargılamadan yaşamayı denemelisiniz...
Yargılamamak zihinde dinginlik sağlar...”
Şimdi Ali Ayşe’nin evliliği üzerine ahkam kesenler kendilerine bir sorsunlar;
İki kişinin evliliğini niye yargılıyorlar?..
Bu bir memleket meselesi midir?..
Yargıladıkları Ayşe ile Ali evlenmezse, ne olacak?..
Evlenirse ne olacak?..
Bu konuya profesyonel bir eleştiri getirmeyi düşünecek kadar niye ilgi duyuyorlar?..
İki, üç ya da diyelim ki beş insan arasındaki bir mesele değil midir bu?..
Ne zamandan beri insanların kişisel tercihleri, toplumsal bir sorgulamanın hedefi haline getirilmeye başlandı?..
Ali Taran’ın ayrıldığı eşi zor durumda kalıyormuş...
Arkadaş zor durumdaysa kadıncağızın “dili var” söyler...
Siz onun adına niye konuşuyorsunuz?..
Yaşı büyükmüş, falanmış filanmış...
Aşk filmi çekeceksiniz konu mankeni mi arıyorsunuz arkadaş da yaşı yaşına uygun, çiftler peşinde koşuyorsunuz?..
Gazetelerin ve televizyonların haberleri ve yorumlarından etkilenenlere bir çift sözüm olacak...
Kararlarınız sahici olsun ve sadece sizin kararınız olsun...
Bu tatava bir süre sonra biter...
Herkes kendi yoluna gider...
Söylediklerini hatırlamaz bile...
Sonunda o evde iki kişi başbaşa kalacak...
Kararları kendi açılarından doğruysa, o evde başbaşa mutlu olacaklar...
Kararları kendi açılarından doğru değilse, o evde başbaşa kaldıklarında mutlu olmayacaklar...
Kararın bütün sonuçlarını ve bedellerini karı koca yaşayacaklar...
Şu anda sallayanlar, yarın ağızlarında puro, başka deneyler üzerinde ahkam kesmeye devam edecekler...
Hiçbir şekilde dinlemeyin kamuoyu vicdanı adı altında görev yaptığını söyleyen “karakter suikastçilerini...”
Herkes kendi kararını kendi yaşar...
Ne diyordu Şehrazat ünlü parçasının sözlerinde:
“Herkes kendi kaderini yaşar yarim...”
O zaman?..
YAŞAMIN MUTLULUK SIRLARI...
Bir şeyde sorun çıkacağına inanırsan, o sorun çıkar...
Quantum’un bu değişmez ilkesini aylardır yaşıyorum...
Ben bizim Bilgi İşlem Merkezi’nin “bilgisiyar sisteminin kuruluşundaki hataları yazdıkça, hatalar bitmiyor, yenileri ortaya çıkıyor...”
Dün akşam da yine öyle oldu...
Size “yaşamın başarı sırlarını” anlatacağımı söylediğim kitap çalışmasının bir bölümünü, köşeye aktarmalarını isterken, gazetenin kurduğu bağlantı yine koptu...
Yeni bağlantının ancak 20 dakika sonra mümkün olabileceği, sistemin öyle kurulduğu söylendi...
Ben de bunun üzerine “kalsın” dedim...
Yaşamın sırlarıyla ilgili sadece “insanları yargılama” hakkındaki bir bölümü yandaki yazıda kullandım...
Ötekileri en kısa zamanda aktaracağım sizlere...
Bunu belirtme nedenim, dün size yazacağımı söylememdi...
Yoksa böyle yazarak Vatan Bilgi İşlem Merkezi’ndeki sorunu çözeceğime inanmıyorum...
Çözmenin yolu onlara inanmak...
Ancak onlara inarırsam onlar sorunu çözebilirler...
Aksi halde konu düğümdür...
Bu da Quantum işte...

