Büyük kızım Galatasaraylı olduğunu söyleyince...

Haberin Devamı

Dört beş hafta önceydi...

Üç çocuğumla Cumartesi keyfi yapıyordum...

Akşam üzeriydi, maçı seyretmeye başlamıştım...

Minikler kanepenin yanıbaşında oynuyorlar, Ayşe Nazlı DVD seyretmiş, onlara ablalık yapıyordu...

Nasıl oldu, nerden geldi konu bilmiyorum, ancak bana bir şey söylemek istediğini belirtti...

Yüzünde hafif bir gerginlik sezdim...

-”Ne oldu kızım?..” dedim...

-”Baba sana bir şey söylemek istiyorum...” dedi, “Annem sana söylememi istedi...”

Böyle durumlar “pek de istediğiniz bir haberin gelmeyeceği durumlardır...”

Hayırdır diyorum içimden...

***


-”Baba ben...” dedi “Sana hep söylemek istedim ama söyleyemedim... İlkokul beşinci sınıftan beri Galatasaray’ı tutuyorum...”

Sakince dinliyordum onu...

Yedinci sınıfa gelmişti...

Demek ki iki yıldır benden habersiz Galatasaray’ı tutuyordu...

Annesi “Babana söyledin mi?..” diyerek onu uyarmıştı...

Kızıma birbuçuk yaşındayken aldığımız Beşiktaş formaları gözümün önüne geldi...

Çubuklu formanın arkasına Ayşe Nazlı diye yazmışlardı...

Onunla gittiğimiz bir iki maç ve bir şampiyonluk kutlaması geldi gözümün önüne...

Baktım gözlerinin içine...

Okulda Galatasaraylı olmaya karar vermişti...

***


O an gözümün önüne kendi çocukluğum geliverdi...

Hayat hiçbir şeyi karşılıksız bırakmıyordu...

İlkokul birinci sınıfta annemle babamın karşısına nasıl “Ben Beşiktaşlıyım...” diye çıktığım günü hatırladım...

Oysa ailede herkes Fenerbahçeli’ydi ve benim Beşiktaşlı olmamı hiç kabul edecekmiş gibi gözükmüyorlardı...

Yıllarca benim Fenerbahçeli olmam için uğraştılar, olmadı kora kor mücadeleye giriştiler...

Fayda etmedi, ben takımıma daha da yakınlaştım...

***


Şimdi kızım, babasının takımını tutmadığını söylüyordu...

Hayatı okudum...

İlahi tesadüfe gülümsemeye başladım...

Ayşe Nazlı anlamamıştı neye gülümsediğimi...

-”Sen benim kızımsın yavrucuğum...” dedim, “Hangi takımı tutarsan tut, benim dünyalar güzeli kızımsın... Bu gerçek değişmez... Seni seviyorum...”

Biraz rahatlamıştı...

Hala daha “Babam bir tepki gösterir mi acaba” diye içinden geçiyordu sanki...

Onu aldım saçlarını okşadım, yanağından öptüm...

Şimdi bir Beşiktaş-Galatasaray maçı var...

Ve evde Galatasaray’ın yenmesini isteyen bir kızım var...

Hayat!..

Ne muhteşem dersler ve ibretlik tesadüfler sunmaktasın insanlara...

Hoş geldin derbi...

BİR KADININ GÖZÜNDEN “FANATİK TARAFTAR KOCA...”

‘-“Yeter artık bu kadar tepinmeyelim... Hadi evlenelim...” deyiverdi Oğuz bir gün...

-”Ben iyi huylu geçimli bir adamım... Gördün tanıdın... Tek tutkum, olmazsa olmazım var, o da Beşiktaşım... Onunla ve onun için geçireceğim zamana dokunmazsan, biz bu işi çok güzel götürürüz...” dedi...

İpek, Oğuz’u sevmişti...

Oğuz doğru, düzgün, hayat boyu ona sadık kalacak, neşeli yumuşak huylu biriydi...

Sözü, nişanı hep Beşiktaş maçlarına göre ayarladılar...

İpek şahane bir düğünle karlı bir kış gününde evlenmiş buldu kendini...

***


Gel gör ki düğünlerinin ertesi günü Fenerbahçe derbisi vardı...

Balayına o yüzden daha geç çıkabildiler...

Hep kendine sormuştu sonradan...

-”Ne düşünüyordum kim bilir?.. Her kendini zeki sanan kadın gibi, önce bir evlenelim nasıl olsa bu işler tavsar, tavsamasa da ben düzeni değiştiririm diye düşünüyordum zahir...”

Hala da güler bu düşüncesine...

Her Cumartesi Pazar maç İstanbul’daysa beraberce gittiler maça...

Her Pazar günü o sonu gelmez maç yorum programlarını seyretmek zorunda kaldı...

Bursa, İzmit ve Ankara’daysa maç, deplasmanlarına da gitti çaresizce...

Başlarda Metin, Ali, Feyyaz, Ferdinand’ı izlemek İpek’e hoş geliyordu...

Eşine destek vermek, hobisine tutkusuna ortak olmak, konuşacak konularının bu olması, onun çocuk gibi olduğu coştuğu bir ortamda bulunmak, her yeni evli kadın gibi ona da cazip geliyordu başlarda...

***


Evliliklerinin birinci yıldönümüydü...

Kocası bir ilginçlik! yapmış amigosunu da evliliklerinin birinci yıldönümü partisine davet etmişti...

Üstelik İpek için aksilik bu ya yine Fenerbahçe derbisi vardı o gün...

-”Allahım lütfen bu maçı Beşiktaş kazansın...” diye dua etmişti İpek...

Oğuz tabii ki o gün maça gidiyordu ve İpek onun eve mutlu dönmesini istiyordu...

Kocası Beşiktaş’ın kaybettiği maçlarda çocuk gibi üzülüyordu...

Tırnaklarını yemiş, sesi kısılmış, hırslanmış dönüyordu eve hep...

***


Ve İpek’in korktuğu başına geldi...

O akşam Fenerbahçe’ye yenildiler...

Aman Tanrım evlilik yıldönümü partisi parti olmaktan her an çıkabilirdi...

Davetliler arasında bir sürü Fenerli vardı...

O akşam Oğuz eve geldiği andan itibaren ona aç karnına bir sürü içki verdi...

Böylelikle parti atmosferine dahil edebildi kocasını...

Partinin hazırlanmasına zaten pek bir yardımı olmamıştı, bari sonrasında bir zararı olmasın istiyordu...

Parti hazırlığı demek Oğuz için; ‘siyah beyaz bayraklarını asmak demekti...’

Bir de kocaman gövdeli televizyonu salonun ortasına kurmak...

Tabii ki maçın tekrarını izlemek için...

Neyse o akşam düğün videosunu koydular da arka planda, döndü durdu, müzik de kesintisiz devam edebildi...’

***


Can Karaburçak’ın “Bir Ömür Boyu Mutluluk Paket Olsun Lütfen” kitabından bir bölümdü aktardığım....

Bir kadın yazarın gözünden, fanatik bir eş ve sevgiliyi anlatmak istedim bugün Galatasaray-Beşiktaş derbisi öncesi...

Can Karaburçak’ın kitabını okurken, “erkek bir taraftarın takımına duyduğu karşılıksız ve sınırsız sevgiyi”, bir kadının pek de muteber saymadığını fark ettim...

Benim, çok uzun zaman oldu maçları ve takımımı sevgilim olan kadınlarla paylaşmayalı...

Farkındaydım ki, onlar için bu konu pek bir şey ifade etmiyordu...

Benim için ettiklerini ise, anlatmaya artık gerek yoktu...

Uzun ve muhtemelen sıkıcı bir konuydu onlar için...

Zaten, anlatılamayacak kadar derin ve grift bir konuydu...

Futbol hiçbir zaman sadece futbol değil...

Tuttuğun takım da hiçbir zaman tuttuğun takımdan ibaret değildi...

O noktada beni anlamalarını hiç istemedim hayatıma giren kadınlardan...

Ben kendimi anlıyordum...

Gerisi bir şarkıdır sadece gönüllerden titreyen...

“Bir şarkısın sen... Ömür boyu sürecek...”

GÜVEN...

“Ebeveyn olarak en temel göreviniz güven inşa etmektir...

Güven her aile kültüründe bir mihenk taşı oluşturur... Robin Sharma...”

DİĞER YENİ YAZILAR