Haberin Devamı
Bugün Dünya Kadınlar Günü...
Sekiz yıl önce, Mina’ya Mektuplar kitabında yazdığım son mektuptu aşağıda yayınladığım mektup...
Bu son mektupla, kitaba nokta koymuştum...
2006 yılının 15 Temmuz’uydu...
Kitap boyunca birçok kadını yazmıştım...
Son mektubu yazarken de, bir kadın geldi gözlerimin önüne...
Diğerleri gibi onun da adı Mina değildi...
Aslında benim Mina adında bir sevgilim yoktu; hiç olmadı...
Sadece Mina ismini çok severdim...
Bütün kadınlardan bir Mina çıkartmaya çalışmıştım...
En azından ben öyle varsayarak yazmıştım...
Mina’nın dünyaya gelişinin; bu kitabın yazılmasıyla tetiklendiğinin farkında değildim...
Değil sevgili olmak; Mina’nın annesini bile tanımıyordum o sıralar...
Çok içten yazmıştım aşağıdaki son mektubu...
Bütün yazılarda olmaya çalıştığım gibi...
Hayatta yaşarken yapmaya uğraştığım gibi...
“Sahici” kalmaya çalışmıştım, her zaman yaptığım gibi...
MİNA’NIN KAHVALTISI...
15 07-2006
Sabah gazetesinde yazmaya başladığımda her Pazar günü Mina’ya mektuplar yazardım...
Var mıydı Mina diye birisi; yoksa yok muydu bilinmez...
Gerçek miydi sanal mıydı?..
Yoksa birkaç kadının birer parçası mıydı o da söylenmez...
Adına Mina demiştim...
Mektupları Mina için yazmaya başlamıştım... Mina’ya Mektuplar şimdi kitap oluyor... Aşağıdaki mektup Mina’ya gönderilen mektupların sonuncusu...
Adı Mina’nın Kahvaltısı...
Seninle kahvaltı nasıl bir şeydi Mina?..
Kahvaltı Kadınları yazısını yazdıktan sonra düşündüm...
İlk zamanlar sen de gün gelip kahvaltı kadını olacağını biliyor muydun ki?..
Her zaman benim için çok mücadele ettiğini söylerdin...
Acaba ilk günden mi başlamıştın o mücadeleye?..
Her kahvaltı kadını gibi ilk günden mi planlamıştın kahvaltı kadını olmayı?..
İlk beraber olduğumuz gün, hiç kahvaltı edilecek bir zaman değildi hatırlıyor musun?..
Kim derdi ki o gün ne kahvaltılara gebedir?..
Ben demezdim...
Eminim sen diyordun...
Ama eminim sen de emin değildin...
Mutlu muydun “Kahvaltı Kadını” olmaktan...
Mutlaka...
Hep bir bilinmezliği yaşar ve yaşatırdın...
Kahvaltı kadınlığının ötesini istediğini bilirdim...
Ama kahvaltı kadınının ötesinin bile seni mutlu edeceğinden kuşkuluydum...
Kahvaltı kadınıyken bile, kahvaltısız kadınlar gibi hareket edebilirdin...
Onun için kahvaltılar, kahvaltı gibi olmazlardı ya zaten...
Hayat ne ilginç?..
İnsan istediği şeye tam sahip olacakken kaybediyor...
Tam kahvaltılık oluyorduk ki, o mesaj geldi...
Kahvaltının da kahvaltıların da içine etti...
Bir daha uzun süre beni kahvaltıdan etti...
Sana bir şey söyleyeyim mi?..
Umarım şimdi güzel bir kahvaltı kadını olarak kahvaltı ediyorsundur...
Umarım öyle bir erkekle berabersindir...
Umarım senin de çelişkilerin yoktur...
Umarım kahvaltılar huzursuz ve meçhul değildir...
Bana gelince...
Ben o olaydan sonra epey bir süre kahvaltı etmedim Mina...
Bilmem hatırlar mısın?..
Çok sonraki buluşmalarımızda bile kahvaltı etmedim seninle...
Bunu fark ettim mi bilmem...
Ama ben bilerek etmedim kahvaltı seninle...
Çünkü kahvaltı huzurlu olmak demek...
Güneşin ışıklarını teninde hissetmek demek...
Güneşin ve huzurun verdiği iştah demek...
Yanında olduğun kadına çok güvenmek demek...
Kahvaltı güven demek...
Hayat böyle bir şey işte...
Kahvaltı kadını olmak için, kahvaltı kadını gibi olmak da gerekiyor galiba...
Kahvaltı erkeğini bulmak da gerek tabii...
Umarım şimdi kahvaltı erkeğinle birlikte...
Kahvaltı kadınları gibisindir...
Sevgiyle kal...
Hoşçakal...
KAHVALTI KADINLARI MI; YOKSA KIZLARIMLA KAHVALTI MI?..
‘Kahvaltı Kadınları’nı yazdığım zaman, kadınlar üzerinde bu kadar etki bırakacağını bilmiyordum...
Öyle olur ya zaten...
Ne kadar etkili olacağını, insan yaparken ya da yazarken fark etmez...
Gönlünden koparak yapıyorsa işini, olacağı tahmin edemez...
Hesaplamıyorsa, ölçüp biçmiyorsa, ne olacağını bilmez...
Hayatımda iz bırakan Kahvaltı Kadını oldu elbette çokça...
Ama o yazılarda yazmadığım bir şey var...
Bir erkeğin hayatında; Kahvaltı Kadını olmak, büyük bir riski de beraberinde getiriyor...
Kahvaltının kadın için anlamı büyük...
Beklentisi de büyük oluyor bu sefer erkek için...
Son yıllarda kendimi gözlüyorum...
Artık arzuladığım bir Kahvaltı Kadını mıdır hayatta?..
Yoksa kızlarımla kahvaltı mıdır?..
Bilemiyorum...
Biliyorum ki bunlar birbirinin karşıtı veya rakibi değil...
Bir taraftan da farkındayım ki; “Mina’ya Mektuplar’da yazdığım son mektubun” bendeki halihazır izdüşümü yanı başımda büyümekte olan iki kızımdır...
Bugün onlarla başlayacağım Kadınlar Günü‘ne...
Sonrasını bilmiyorum...
Hayatın ne getireceğini bilmediğim gibi...

