Bu ülkede alkolik değil melankolik var!..

Haberin Devamı

Paris’e her gittiğimde, bu kentin dekorunu, cafe ve restoranlarda masaların üzerinde duran kırmızı şarap kadehlerinin tamamladığını farkederdim...

Kırmızı şarabın karaflardan, kadehlere servis edilmediği bir Fransa ve Paris düşünülemezdi...

Yıllar önce Paris’te, sabahın köründe semt cafelerinde tezgah üstünde “kırmızı şarap demlenen burnu kızarmış Fransızlar” görürdüm...

Tezgahların üzerinde, tereyağ sürülmüş ekmekler olurdu...

Cafe müşterileri sabah kahvaltılarını ekspres kahve eşliğinde tereyağlı ekmeklerden bir iki dilim yiyerek geçirirlerdi...

Bir kısmı ise, kırmızılaşmış burunlarıyla sabahtan kırmızı şaraba başlardı...

***


Yıllar geçti ve gün geldi ben sabah cafelerinde şarap demlenen kırmızı burunlu Fransızları görmez oldum...

Cafelerde yarım şişeye tekabül eden karaflardan arka arkaya birkaç tane ısmarlayan müşteriler de görünmez oldular...

Herkes daha acele yiyordu yemeğini...

Pek karaf da gözükmüyordu masalarda...

Fransızlar vazgeçemedikleri şarabı kadeh kadeh istiyorlardı...

Bir ya da iki kadeh içerek yemeği tamamlıyorlardı...

Şarap yine vazgeçilmezdi Fransız yaşam tarzında ne ki, artık şişelerden ve karaflardan ziyade bir ya da iki kadeh şarap ısmarlanıyor, bazı masalar ise şarabı toptan pas geçiyordu...

***


Şarap, konyak ve şampanyanın anavatanı Fransa’ydı...

Tüm cafelerde, restoranlarda, Seine Nehri‘nin yanında, turistlerin mola vermek için soluklandığı self servis kafeteryada bile şarap ve bira servisi vardı...

OECD ve Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklanan resmi rakamlarına baktım dün...

Fransa’da adım başı her yerde her türlü alkollü içki bulunmasına karşın alkol tüketimi yüzde 35 azalmış...

Şarabın ikinci anayurdu İtalya’da alkol tüketimindeki azalma yüzde 50...

O İtalya ki, kırmızı Toscana şarapları eşliğindeki zeytinyağlı İtalyan yemeklerini bütün dünyaya “İtalyan gustosu”nun örnekleri olarak sunar...

Gerçek şu ki, dünya artık daha sağlıklı bir yaşama geçiyor...

Çağdaş Avrupalı artık vücudunun kıymetini yasaklardan daha çok biliyor...

Alkol tüketimi yüzde 35 azalan Fransa’da kişi başına 12.6 litre alkol tüketiliyor...

***


Avrupa’da, en az alkol tüketen ülke ise, açık arayla Türkiye...

Kişi başına sadece 1.4 litrelik alkol tüketimi var Türkiye’de...

Kendisinden sonra en az tüketen Malta’da kişi başına alkol tüketimi Türkiye’nin neredeyse 4 katı, 5.3 litre...

Avrupada kişi başına düşen alkol tüketimi ortalaması ise, Türkiye’den 7.5 kat daha fazla...

Üstelik alkol tüketimi Türkiye’de yüzde 22 oranında azalmış OECD verilerine göre...

Başından beri şunu söylüyorum...

Bu ülkenin “olmayan problemini büyük tehditmiş gibi milletin gözüne sokarsanız”, gereksiz bir tartışmanın fitilini ateşlersiniz...

***


İnsanlar “olmayan alkol sorununu” dert edinen kişilerin alkolü değil, başka bir yaşam tarzını empoze etmeye çalıştığını düşünür...

Oysa trafikte alkol kullanımına tölerans gösterilmemeli...

Çocuklarda ve gençlerde sınırlamalara dikkat edilmeli......

Ancak Avrupa ortalamasının yedide sekizde biri alkol tüketen bir topluma alkolik muamelesi yapılmamalı...

Bu toplum alkolik bir toplum değil, olsa olsa arada bir melankoli kaynaklı, biraz da sohbet, neşe ve keyif babında alkol alan bir azınlığın yaşadığı bir toplum...

***


Hani Nükhet Duru‘nun söylediği gibi...

“Beni en güzel günümde

Sebepsiz bir keder alır

Bütün ömrümün, beynimde

Acı bir tortusu kalır

***


Ne bir dost ne bir sevgili

Dünyadan uzak bir deli

Beni sarar melankoli

Beni sarar melankoli...”

Hafif bir melankoli, arada bir de parlatılan iki kadeh içki...

Bu yaşam tarzını da “kırmızı noktalı gibi görmek” hakkaniyete uygun değil...

***


RAKEL’İN GÖZYAŞLARI...

Bu ülkenin insanı, en olmadık zamanlarda en duyarlı, en demokratik, en insani en hakkaniyetli tepkileri gösterebilen bir insanlık abidesi...

İstanbul’da yayınlanan bir Ermeni gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni bir Ermeni’yi ola ki, “bütün dünya üzerimize gelsin”, Türkiye dünyada tek başına izole hale gelsin diye yaptılar...

Belki, azınlık mensubu bir Ermeni gazeteciye suikast düzenleyerek, bütün toplumun kimyasını bozmayı amaçladılar...

“Yarınımız ne olacak” dedirtmek istediler...

Belki birilerine gözdağı vermek istediler, ürkütmek, susturmayı düşündüler...

***


Kim bilir belki Avrupa Birliği’ne Türkiye’nin girişini hedeflediler...

Soykırım iddialarının koınuşulduğu bir ülkede bir asır sonra “hala Ermeni gazetecilerin katledildiğini” göstererek, bütün dünyaya “Türkiye’den hiçbir şey olmaz” dedirtmeyi amaçladılar...

Belki birisi, belki hepsi belki de başka nedenleri vardı

öldürmeyi planlayanların...

Açık konuşmak gerekirse, böyle bir suikastin sonunda “Bütün dünyayla, aramızın uzun zaman düzelmeyecek şekilde bozulması” beklenirdi...

Ancak öyle olmadı...

O duyarlı, o demokrat, o insancıl, o haktan ve hukuktan yana insanlar ayağa kalktılar...

Bağırdılar, haykırdılar, meydanları doldurdular...

Sonunda, o suikastten beklenen olmadı...

Bizler o insanların haykırışları sayesinde dünyada yapayalnız ve suçlanan konumda kalmadık...

***


Türkiye bu suikasti makus kaderine boyun eğmeden dünyanın bütün hışmını üzerine çekmeden atlattı...

Ancak kocasını kaybeden Rakel Dink, bu suikastin korkunç yüzünü 4 yıldır her gün yaşamaya devam ediyor...

Adalet yerini bulmadıkça, Rakel ve çocukları her gün kan kusmaya devam ediyor...

Günah!..

***


CUMARTESİ GÜNÜ ADNAN POLAT’IN YERİNDE OLMAK İSTEMEZDİM...

Herkes geçtiğimiz Cumartesi açılıştaki protestoyu konuşuyor...

Oysa Cumartesi saat 19’da Galatasaray-Sivas maçı Arena Stadı‘nda...

O günden bugüne neler oldu neler?..

Adnan Polat protestoyu başlatanların stat kameralarıyla tespit edileceğini söylyedi...

Galatasaray taraftar siteleri bu olaya tepki gösterdi...

TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar‘ın sözleri, televizyonlarda, gazetelerde defalarca tekrarlandı...

Olayların müsebbibi Erdoğan Bayraktar gösterildi...

Adnan Polat’a tepki, Tayyip Erdoğan‘ın sözleri ve CHP ile MHP’nin açıklamaları...

***


İnan Kıraç‘ın Başbakan Tayyip Erdoğan’a “bir özür mektubu” gönderdiği söyleniyor...

Galatasaray’daki muhalefet bu olayları “yönetimin zaafiyeti olarak görüp, istifa istiyor...”

Bu olayların göbeğinde oynanacak Galatasaray-Sivas maçı...

Başkan’ın “durumun hassasiyetinden ötürü” maça gelmeyeceğini düşünüyorum...

Adnan Polat’ın yerinde olmak istemezdim...

DİĞER YENİ YAZILAR