Haberin Devamı
“Hayatta hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz...”
demişti Erol Aksoy bir gün SHOW TV’nin İcra Kurulu’nda...
Bir yöneticinin “mazeret üretme hastalığına tutulduğu bir toplantıdaydık...”
“Boşuna konuşma” demişti, “Hiçbir mazaret başarının yerini tutamaz...”
Herkes Fenerbahçe için bir şeyler söylüyor...
“Liglerden çekilelim” diyor...
“UEFA’yı protesto edelim, Federasyon’u topa tutalım...” diyor...
Hep Erol Aksoy’un sözü geliyor aklıma...
“Hiçbir mazeret başarı kadar değerli değildir...”
Ben Fenerbahçe’nin yetkilisi olsam bu tartışmayı hızla geride bırakmaya çalışırdım...
Yeşil sahada bu yıl mücadele edecek takıma, verebileceğim bütün maddi manevi motivasyonları verir, Fenerbahçe’nin “kırılan gururu” için mücadele edecek genç, hırslı ve azimle bir onur mücadelesi verecek takımı yaratmaya çalışırdım...
Fenerbahçe takımı çıksın takır takır futbolunu oynasın...
Maçları alsın, terini sahada son raddesine kadar akıtsın...
Play-off’a kalsın...
Şampiyonluk mücadelesinde son viraja girsin...
Düşürebilirlerse o zaman düşürsünler, göreyim Fenerbahçe’yi...
Fenerbahçe’yi bu kadar büyük yapan, “kavgaları değil, tarihinde sahadaki efsanevi başarılarıdır...”
Fenerbahçe’yi, Fenerbahçe yapan Lefter’ler, Can Bartu’lar, Ziya’lar, Fikret’ler, Şenol’lar, Birol’ların yeşil çimlere kazınan tarihsel başarılarıdır...
Fenerbahçe’nin bugünkü yöneticileri, kulüplerinin tarihini bir kez daha gözlerinin önüne getirerek, Fenerbahçe’yi Fenerbahçe yapan değerleri hatırlamalıdır...
Fenerbahçe efsanevi başarılarla Fenerbahçe oldu, kavga ederek değil...
Bu sezon Fenerbahçe tarihinde en fazla başarıya aç olduğu sezona giriyor...
17 mi 18 mi şampiyonluğu var bilmem, fakat bu sene alacağı şampiyonluk tarihinin tüm şampiyonluklarına bedel olacaktır Fenerbahçe’nin...
Boş tartışmalar, hiçbir sonuca varmayacak gerilimler, bu şanlı kulübü bir yere getirmeyecek...
Birileri kendi özel durumlarından dolayı bu kavgayı sonuna kadar yapmak isteyebilir...
Onları anlarım...
Fakat Fenerbahçe, kişisel durumların ötesinde yaşayan bir tarihtir...
Fenerbahçe başarıya endekslidir...
Kuru kavgaya ve gürültüye değil...
Sonuçta son maçta Sivas’a puan kaybedilse, Fenerbahçe şampiyon olamayacak, belki de ön elemelerde elenip Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacaktı...
Şampiyonlar Ligi’ne katılmak önemli...
Ancak Şampiyonlar Ligi’ne katılmamak Fenerbahçe için dünyanın sonu değil...
Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray analarından Şampiyonlar Ligi’ne katılarak doğmadılar sonuçta...
Şampiyonlar Ligi’ne hangi takımlarımızın ne zaman katıldığı, sonuçta ne kadar gidebildikleri hepimizin malumu...
Bir karardan, büyük trajediler yaratıp, Fenerbahçe’nin sportif geleceğine ipotek koymak günahtır...
Fenerbahçe bu tartışmaları gerisinde bırakarak, bütün gücüyle liglere asılmalı...
“Hiçbir mazeret başarı kadar değerli değildir...”
RIDVAN NİYE FUTBOL YORUMCULUĞUNU BIRAKIYOR ACABA?..
Yok böyle bir şey arkadaş...
Çok sevdiğim bir insan ve dostum dediğim kişi Rıdvan...
Dünkü açıklamasını izliyorum televizyonda... “Başka takımlar yargı önündeyken, kararın Fenerbahçe’yle ilgili çıkmasını protesto ediyorum ve bu futbolun içinde kalamayacağımı belirtiyorum...” mealinde bir şeyler söylüyor...
Anlamadım Rıdvan kardeş!..
Sen futbol yorumcusu değil misin?..
Yoksa bilmediğim bir gerçek mi var?..
Sen bazı kişilerin kadrolu yorumcusu musun da haberimiz yok?..
Ne akıl, mantık ve izan dışı bir açıklama bu!..
Futbol yorumcusuysan çık açıkla karşı çıktığın şeyleri...
Örneğin ben, “bazı televizyon programlarıyla ve televizyon figürleriyle aynı görüntünün ve karenin içinde yer almak istemedim” onun için bu dönemde, futbol programlarının parçası olmadım...
Bu bilinçli bir karardı...
Fakat aynı görüntüde yer almak istememekle, futbol yorumcuğunu bırakmak aynı şeyler değil...
“Ne demek futbol yorumculuğunu bırakıyorum?..”
Bu kararından kısa yoldan vazgeç arkadaş!..
Yoksa, “çok başka anlamlar yüklerler bu davranışına...”
Bu davranışın başka bir izahı yok çünkü...
Benden söylemesi...
NİHAT ÖZDEMİR DAHA FAZLASINI KALDIRAMADI...
Fenerbahçe yönetiminde, en ağırbaşlı, en dikkatli, lafının nereye gideceğini bilen yönetcilerinden biriydi o...
Hayat mecrasının tecrübelerinden katmer katmer geçmiş bir bir akil adamdı Nihat Özdemir...
Onu Pazar günü, Başbakan’ın iftarında görmüştüm...
Yanımdaki masada oturuyordu...
“Bu süreçteki yazılarınızı dikkatle okuyoruz... Teşekkür ederiz...” demişti selamlaştığımızda...
Sadece empati kurmuştum...
Haksız ve vicdansız bir süreç olmaması için çaba göstermiştim Fenerbahçe aleyhine...
Yoksa başkaca bir şey yapmamıştım...
Demek ki bu kadarı bile çok önemliymiş diye geçirdim içimden onu gördüğümde...
Dün artık dayanamadığını gördüm Nihat Özdemir’in...
Anladığım ve gördüğüm kadarıyla, ondan daha maceralar ve risklerle dolu bir mecraya götürmesini istiyorlar kulübü...
Nihat Özdemir hukuki mücadeleyi sonuna kadar yapar, ancak daha fazlasına ne kendisini, ne de Fenerbahçe’yi sokar...
Bir yol ayrımına geldiği belliydi...
Kendi doğru bildiğini seçti...
“Fenerbahçe’ye daha fazla yararlı olamayacağımı görüyorum...” dedi...
Bence çok şey anlatan bir istifa...
Sonuçta Nihat Özdemir herhangi bir yönetici değildi...
Fenerbahçe’nin Başkanvekili’ydi...
Üstelik başkanı da halen tutukluyken...
Çok iyi okumak lazım bu istifayı...
Anlayana tabii...

