Haberin Devamı
Ortam yeterince karışık...
Yüzlerce milletvekili sessizden protestosunu göstermek için, “şike yasa değişikliği” oylamasına katılmıyor Meclis’te...
“Cezaları indirmeyin, aklanmayı düşünün” diye bas bas bağırıyor kamuoyunun bir bölümü ve milletvekilleri...
Cumhurbaşkanı yeni yasadan memnun olmadığını inceden inceye ima ediyor...
Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının yeni tasarının Meclis’te kabul edilmesinden sonraki tahliye talepleri bir daha reddediliyor...
Kamuoyu şikeye ceza indirilsin mi indirilmesin mi, diye tam gaz tartışıyor...
İkiye bölünüyor...
Birkaç gün önce bazı Fenerbahçeli yöneticiler “Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne, iki Federasyon üyesinin göndertmediğini ima ederek (İkisi de Galatasaraylı) Lütfi Arıboğan ile İlhan Helvacı’yı Fenerbahçe camiasının önüne atıyor ve istifalarını istiyorlar...”
Niye?..
UEFA müfettişi Cornu Federasyon yetkililerinin, kendisine “Fenerbahçe’nin bu işe bulaşmamış olma ihtimalinin pek mümkün olmadığını söylediğini” raporunda bildirdiği için...
Doğru mu söylüyor yalan mı Cornu ayrı konu...
Fakat doğru söylese de Cornu yemeği üç federasyon yetkilisiyle birlikte yediğini söylüyor...
Yemek sonrası toplantıya aynı üç yetkilinin katıldığını, orada kendisine bu durumun söylendiğini iletiyor...
Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı’nın yanısıra toplantıdaki üçüncü üye Federasyon Başkanı Mehmet Ali Aydınlar...
İstifası istenen iki üye Galatasaraylı...
Peki Mehmet Ali Aydınlar da mı Galatasaraylı?..
Aydınlar değil mi Fenerbahçe voleybol takımını dünya şampiyonluğuna oynatan kişi?..
Önceki gece Ahmet Hakan’ın programına Fenerbahçe’nin CAS’taki avukatı katılıyor...
Suçlanan İlhan Helvacı katılıyor...
Bedri Baykam gibi ünlü bir Fenerbahçeli de var programda...
İki Galatasaraylı Federasyon üyesi bir şekilde hedefe oturtuluyorlar...
Cornu’nun ifadesinde “Mehmet Ali Aydınlar’ın adı 4 defa geçiyormuş... Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı’nın adı 15 kere geçiyormuş” gibi ifadelerle, olayı Mehmet Ali Aydınlar’ın üzerinden çekip, iki Galatasaraylı üyeye ihale ediyorlar daha çok...
“Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermeyen unsur” onlar gibi gösterilmiyor...
Zaten istifası istenenler de onlar...
Ertesi günü Cornu’nun ifadesinin bütününe bakıyorum ve ağzım açık kalıyor...
Cornu ifadesinde, “Fenerbahçe ve şike bağlantısıyla ilgili, toplantıdaki yetkililerin görüşleri arasında MUTABAKAT olduğunu” söylüyor...
Ne demek mutabakat?..
Görüş birliği demek...
Kimin arasında görüş birliği var Cornu’ya göre?..
Üç yetkili arasında, çünkü üç yetkili var toplantıya katılan...
Yani?..
Yani Mehmet Ali Aydınlar, Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı arasında...
“Mutabakat” kelimesi bütün bir televizyon programı boyunca hiç anılmıyor...
Bunca kişi “Federasyon yetkililerinin Cornu’yla karşı oluşturdukları mutabakat sözcüğünü” es geçiyor...
Neden es geçiyorlar?..
Çünkü istenecek kelle Mehmet Ali Aydırnlar’ın değil, diğer iki Galatasaraylı üyenin kellesi de ondan...
Mehmet Ali Aydınlar’ın bulunduğu bir toplantıda, “Federasyon Başkanı’nın yanında diğer iki üyenin kendi başına kesin görüş bildirip, Başkanı’nın konuşmadığı bir durum mevz-u bahis olabilir mi?..”
Olamaz...
UEFA yetkilisi söylüyor zaten “mutabakat vardı” diye...
Programda Bilgin Gökberk’in şunu ima ettiğini gözlemliyorum...
“Olayın sorumluluğu iki Galatasaraylı üyeye ihale edilecek, bir tarafından Galatasaray ismi işin içine ince şekilde sokulacak ve ‘Zaten Fenerbahçe’nin hakkını yedirenler Galatasaraylı üyeler’ algısı yaratılarak olayın mecrası değiştirilecek...”
Biliyorum Bedri (Baykam) muhtemelen açacak bana telefonu “Ben öyle söylemek istemedim... Kendilerini aklasınlar istedim” diye dil dökecek...
Oysa söylemek ve gelmek istediği nokta açık ve net bir şekilde Bilgin Gökberk’in söylediği nokta...
Benim Galatasaraylı üyelerle hiçbir özel bir yakınlığım ve dostluğum yok...
Tersine İlhan Helvacı’nın kardeşi Mehmet Helvacı’ya canlı yayında ağır eleştiriler yapmışlığım var...
Kaldı ki, şike suçunun 1-3 yıl olmasa da 2-3 yıl gibi bir süreden ibaret tutulması gerektiğini aylardır yazıp söylüyorum, bu ağır cezaların indirilmesinden yana davranıyorum...
Aziz Yıldırım’a gelmesi muhtemel 30-60 yıl arası cezayla, Türkiye’de futbolun sorunlarının çözülmeyeceğini söylüyorum...
Fenerbahçe’ye küme düşürme cezasına ilk günden beri bütün gücümle karşı çıkıyorum...
Bu cezanın şikeye değil, Fenerbahçe’ye ceza anlamına geleceğini ısrarla vurguluyorum...
Fenerbahçe Başkanvekili Nihat Özdemir ve bazı yöneticiler meseleyi çözebilmek için çok sakin ve akıllı davranıyorlar...
“Bağcı dövmeden üzüm yemeğe çalışıp” kimseleri ayağa kaldırmamaya özen gösteriyorlar...
Oysa “avukatların dava kazanmaya yönelik bu çıkışları” Aziz Yıldırım ve içerde tutuklu yönetici arkadaşlarına çok zarar veriyor...
Avukatlar ya da yöneticiler bunu o amaçla yapmıyorlar biliyorum...
İyi niyetle, güçlerini gösterip ifadelerdeki çelişkilerden yararlanmaya çalışıyorlar...
Oysa ortada bir soruşturma var...
Açılmış bir dava var...
Bunca doküman ortada dolaşırken, “Şampiyonlar Ligi’ne katılma meselesini bu kadar tiz perdeden bağırmak, bu uğurda Federasyondan seçtikleri bazı yöneticileri Galatasaraylı oldukları imasıyla harcamak, çok akıllıca bir iş değil...
Bu ülkenin Başbakanı Fenerbahçeli...
Bu işi soruşturan başsavcı çok iyi bir Fenerbahçeli...
Federasyon Başkanı, Fenerbahçe’ye başkan olması düşünülen bir Fenerbahçeli...
Bu kadar çok ve iyi Fenerbahçeli arasında, kurban olarak iki Galatasaraylı üyeyi, Fenerbahçe camiasının önüne atmak günah...
Fenerbahçe camiasına yakışmaz böyle davranmak...
ABDULLAH GÜL’ÜN BAŞBAKANLIĞI’NA DOĞRU...
“Böyle bir dönemde gazetecilik yapmak zor” diyor bazıları...
Haklılar zor...
Türkiye’de gazetecilik refleksi olanlar, uzun zamandır sadece ters çakmayı gazetecilik saydığından...
Diğerleri “yandaş kesilmesiyle, yelkenleri indirmenin evla” olacağı görüşünü çoktan benimsediğinden...
Ve AKP iktidarıyla medyanın tepelerine gelen “yeni nesil merkez medya” mensuplarının, “geleceğe projeksiyon tutan özel haber kavramından” değişik şeyler anladıklarından...
Türkiye’de uzun zamandır evrensel standartlarda gazetecilik çok az yapılıyor...
Geçenlerde Fethullah Gülen cemaatinin AKP’yi destekleyip desteklememeyi sorguladığını yazmıştım...
Haber vereyim...
AKP’yi ne kadar destekleyeceğini sorgulamaya devam etse de, cemaat Tayyip Erdoğan’ı ayrı bir yere koyuyor...
Çevresini sorgulasa da, Tayyip Erdoğan’a destek devam edecek gözüküyor...
Erdoğan yakında Cumhurbaşkanlığı’na doğru geçmeye hazırlanıyor...
Bunlar da haber, ne ki bugün yazacağım esas haber bunlar değil...
Erdoğan’dan boşalacak Başbakanlığa kimin geleceği konusu bugünkü haberimin öğesi...
Ankara’da uzun zamandır bu işin kulisi yapılıyor, çeşitli ihtimaller üzerinde tahminler gidip geliyordu...
Büyük ölçüde açıklığa kavuştu durum şimdilik...
Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na çıkmasıyla yerine kimin geleceği belli oluyor...
Hani Erdoğan ameliyat olduğunda eski bir siyasi yol arkadaşı telkinde bulunmuştu Başbakan’a:
-”İşleri düşünmeyi bırak dedim... Biraz dinlenmesini söyledim kendisine...”
Yanılmadınız işte o...
Erdoğan’ın ameliyatını önceden haber verip, sağlığıyla ilgili açıklamayı ilk yapmasını istediği Abdullah Gül, muhtemelen Erdoğan’dan boşalacak Başbakanlığa geçecek...
İki adamın siyasi yol arkadaşlığı bir kez daha çakışıyor..
Erdoğan yukarıya çıkarken, Abdullah Gül Başbakanlığa geçecek görünüyor...
Tabii bu bir kulis haberi...
Değişme ihtimali her zaman mevcut...
Ne ki bu satırların yazarının kulis haberlerinin değişme ihtimali asgaride tutulmalı...
Hayırlısı bakalım göreceğiz!..

