Boşuna uğraşmayın... Fenerbahçe düşmeyecek!..

Haberin Devamı

Dün maçları, özel kombine biletiyle yıllardır Ali Sami Yen’de izleyen çocukluk arkadaşım Arda Tugay’la sohbet ediyordum...

“Fas’a gittim, Cezayir’e gittim... Ürdün’e gittim... Hepsi aynıydı... Futbolla yatıyorlar oralarda... Futbolla kalkıyorlar... Gelişmemiş ülkelerin kaderi bu... Her şey futbol oralarda...”

“Nasıl böyle söylersin?..” dedim;

“Manchester’a maça gidiyoruz dediler ki, ‘Londra’da kalın, Manchester’da kalmayın şehirde bir numara yok sıkılırsınız...’ Bir gecede sıkılacağınızı söyledikleri bir kent Manchester ve ana şehrin nüfusu sadece 460 bin...

Bütün civar ilçelerini topladığınızda 2.5 milyonu ancak buluyor...

Statları Old Trafford’a bir gittik...

76 bin kişilik stat tıklım tıklım dolu...

Herkesin kombinesi var...

460 bin nüfuslu kentin 76 bin kişilik stadı ful çekiyor...

Üstelik bu sadece Manchester United taraftarları...

Aynı şehrin bir de Manechester City diye dünya çapında bir takımı var...

O da 60 bin kişiye oynuyor...

Etti sana 130-140 bin kişi her hafta...

Neredeyse şehrin bütünü stada geliyor her hafta...

Futbol böyle bir şey İngiltere’de...”

***


Dayanamadım, devam ediyorum Arda’ya anlatmaya...

“İtalya’yı söyleyeceksin” dedi...

“Hayır” dedim, “Picasso’nun memleketi, dünyanın en fazla mimar yetiştiren kenti Barcelona’yı anlatacağım daha...

Dünya kültürünün medar-ı iftiharı Barcelona’da şehirde 1 milyon 600 bin kişi yaşıyor sadece... Bir de Nou Camp’daki Barcelona maçlarına bak...

100 bin kişilik Avrupa’nın en büyük stadı tıklım tıklım dolu her maçta...

Çok da büyük olmayan bir kent Barcelona...

Fakat motosikletli Barcelona taraftarlarının, trafik sıkışıklığında bir saatte gidebiliyorsun stada...

Barcelona’da sanat, heykeltraş, yontu, mimari, sinema, müzik, yemek, özerklik her şey konuşulur... Ancak önce futbol ve Barcelona takımı vardır...

Barcelonalılar da mı gelişmemiş?..”

“Gelelim dünya modasının bakenti Milano’ya” dememe kalmadı, Arda “tamam tamam” dedi, “Gelişmiş ülkelerde de var futbol” dedi...

***


Bu anekdotu anlatmamın bir nedeni var...

Türkiye’de insanların futbolla yatıp futbolla kalkmaları, hala bir çevrede “bir kültürsüzlük, eğitimsizlik” belirtisi olarak görülür ve öyle gösterilir...

Oysa futbol Akdeniz ve Latin ülkelerinin vazgeçilmez tutkuları, halkları ateşleyen muhteşem bir eğlencedir...

Adrenalin vardır içinde...

Aidiyet vardır kültüründe...

Taraftarlık, dayanışma, kazanma, kaybetme, sonucu bilmeme, heyecan ve belirsizlik vardır içinde...

Çağdaş insanın “bağımlılık noktalarının bütününü içerir” futbol...

***


Bir aydır süren şike soruşturması, gözaltılar, tutuklamalar, ifadeye çağrılmalar insanları futboldan alabildiğine soğuttu...

Ancak herkes bilmeli ki, Türkiye’de futbol ölmez...

Yaşar ve yaşaması da güzeldir...

İlk günden beri şunu söylüyorum...

Fenerbahçe’nin küme düşmesi “futbolun yarattığı akla, mantığa, sosyal matematiğe uygun değildir...”

Fenerbahçe küme düşerse, “bu bir ceza olmaktan çok, gelecek kuşakların üzerine altından kalkamayacakları bir yük yükleyecektir...”

Bugün ne olmuşsa olmuştur...

Bugün olanlardan Fenerbahçeli doğacak yeni nesil çocukların mağdur olması hakkaniyete sığamaz, vicdanlara uymaz...

Fenerbahçe yeni sezona eksi puanla başlar...

UEFA’da temsili olmaz...

Şampiyonluk kupası alınır...

2010-2011 yılının şampiyonluğu kimseye nasip olmaz...

Bu mesele de böyle kapanır ve geleceğe bakılır...

Futbol Türkiye’de öldürülmemeli...

Fenerbahçe’ye gelecek ceza Türkiye’de futbolu öldürmeye hizmet etmemeli...

Fenerbahçe düşürülmemeli...

Bir eski Beşiktaş yönetcisinin, bir gazeteci yazarın ve bir futbolseverin samimi görüşüdür bu...

*****


ARDA ASKERLİĞİNİ BEDELLİ YAPMAK İSTİYOR OLAMAZ MI?..

Daha 15 ay önce Arda‘nın hem de Atletico Madrid’e yaklaşık 13 milyon euro civarında bir parayla gideceğini söylemiştim Son Kale programında...

Hiç unutmuyorum Ahmet Çakar’ın hayret ve itiraz dolu ifadeyle yüzüme bakışını...

“Yok böyle paralar... Kim verecek Arda’ya bu paraları?..”

Oysa Arda’nın Galatasaray’daki bileti çoktan kesilmişti...

Galatasaray’ın bir önceki yönetimi “Arda’dan ciddi ciddi para kazanmayı” düşünüyordu...

O parayla bir kısım kendi verdikleri paraları tahsil edecekler, ayrıca, dünya çapında yıldız alarak yeni bir hava yaratacaklardı...

Esasen, kız arkadaşıyla ilişkileri medyanın gündemine oturan, yok sinema salonu kapattı, yok Ferrari’ye bindi, yok işkembecide açılışlara katıldı türü eleştirilerden bıkan Arda da bir an önce İstanbul’dan tüymek niyetindeydi...

***


Ne olduysa Galatasaray yönetimi değişince oldu...

Adnan Polat yönetimi son güne kadar Arda‘yı Atletico Madrid’e satmaya uğraştı...

Sonra yönetimden gitti...

Ünal Aysal ne yaptı etti Arda’yı Galatasaray’da kalmaya ikna edemedi...

Araya Fatih Terim girdi, parası artırıldı 3.5 milyon euro’ya çıkartıldı...

Fayda etmedi...

Arda gitmek istiyordu...

Üstelik daha az paraya Atletico Madrid’de oynamak istiyordu...

***


Haberleri bizim medyadan okuyan bir futbolsever, “Bu Arda kafayı sıyırmış herhalde... En az 500 bin euro eksiğine niye Atletico Madrid’e gidiyor ki?..” diye sorabilir...

Çünkü bu haliyle yılda 3.5 milyondan 5 yıl boyunca 17.5 milyon euro garanti para alacak üstelik Galatasaray’ın kaptanlığını sürdürecek bir futbolcunun manyamış olması, ya da Macellan gibi dünyayı keşfetme arzusuna kapılmış olması lazım daha az paraya bilmediği bir şehre gitmesi için...

Oysa Arda ne manyamış bir futbolcu ne de Macellan dürtüsüyle yeni dünyalar keşfetmek peşindeki bir gezgin...

Medya insanları tanımadan, empati yapmadan, gerçek nedenleri araştırmadan gazetecilik yaptığından, damar soruların hiçbirini sormuyor Arda konusunda...

Arda‘nın transferinin arkasındaki gerçeği aralayacak şifre sorular şunlar mesela?..

“Arda askerliğini yaptı mı?..

Askerliğini bedelli yapma hakkı var mı?..

Bedelli askerlik yapabilmek için kaç yıl yurt dışında top oynaması gerekiyor?..”

Bu soruları doğru olarak cevaplandırdığınızda Arda‘nın İspanya macerasının temel nedenini de bulabilirsiniz...

Yoksa Arda oturup elbette şöyle demeyecek:

“Valla bedelli askerlik sorunum var... Onun için memleketi terk edip, dışarda oynayarak bedelli hakkını kazanmak ve bedel ödeyip, askerlikten kısa sürede yırtmak istiyorum...”
Böyle demeyecek elbette çocuk...

Gazetecilik biraz kafa çalıştırma ve hayatı merak etme işi...

Anlayana...

DİĞER YENİ YAZILAR