Bombacı Çeçenler’in arkasında kim var?..

Haberin Devamı

Boston’daki terörist saldırının arkasında kimler var?..

Dün bu konuda kulağı delik dostlarımdan biriyle uzun uzun konuştum...

- “Bombayı koyan Çeçen kardeşler neyin nesi, kimin fesi” diye sordum?..

- “Amerika’da yeni nüfus yapısını araştırmış analistler...” dedi;

- “Bu nüfus yapısıyla, bir daha Cumhuriyetçiler’in seçim kazanmaları hemen hemen imkansız... Belli ki Amerika’da artık siyahilerin, eşcinsellerin, Spaniklerin, ötekileştirilmiş ve itilmiş kesimlerin sözcüsü durumundaki Obama tipi Demokratlar seçimleri kazanacaklar...

Eski derin güçler, bunu önlemek istiyor...

Amerikalı’yı terörle korkutarak, oyunun rengini özgürlüklerden ve Demokratlar’dan, güvenlikli politikalara yani Cumhuriyetçiler’e kaydırmak istiyor...

Bu nüfus yapısı artık Cumhuriyetçiler’i kolay kolay iktidara getirmez...

Bunu istemeyen derin güçler var Amerika’da...

Barack Obama her şeye hakim değil...”

***


Dostum, Cumhuriyetçiler’in siyahi ve demokrat özellikleri ağır basan bir lider çıkarmadıkça, Demokratlar’ı artık kolay kolay geçemeyeceklerini söylüyordu...

Kayınpederinin bile ne olduğunu anlayamadığı Çeçen teröristin arkasında böyle bir derin yapı olacağını vurguluyordu...

- “Ama” dedi, “Bu işin bir de uluslararası boyutu var... Rus devletinin en tedirgin olduğu ülke Çeçenistan...

Bir zamanlar kendisine bağlı olan Çeçenistan’daki Çeçen direnişçileri hiçbir zaman yönetemeyeceğini düşünüyor...

Amerika’da son yıllarda Çeçenler’e karşı belirgin bir sempati vardı...

Daha doğrusu Çeçenler Amerika’nın hedefi değildiler...

Boston saldırısı bu noktada bir milattır... Artık Çeçenler Amerika’nın hedefi oldular...

Bu da Rusya’nın arayıp da bulamayacağı bir fırsat...”

***


Dostum bu analizleri yaparken içimden geçen korkuyu seslendirmedim...

Türkiye’de de bir süredir yapılan analizler, yeni nüfus yapısıyla AKP’nin oy oranının düşmeyeceğini, en azından birinci parti olma özelliğini kolay kolay yitirmeyeceğini söylüyor...

Nüfus yapısı sandığın galibini bu kadar net belirlediğinde “terör azıyorsa”, analiz Türkiye için de korkutucu bir hal alıyor...

Hele otuz yıllık terörün bitip barışın gelmesinin gündemde olduğu bir ülkede...

BAŞKALARININ HAYATINI YAŞAMAK...

Birçoğumuz, tüm yaşamlarımız boyunca gerçek benliklerimizi gizleyen sosyal maskelerimizi takarız...

İnsanlığımızın iç yüzünü göstermek yerine, dünyanın istediği kişinin şekline bürünmek için çaba gösteririz...

Diğer insanların söylememizi istediği şeyleri söyler, onların yapmamızı istediği şeyleri yaparız...

Bir de bakarız ki kaderimizdeki hayatı yaşamak yerine başka insanların hayatını yaşamak zorunda kalmışız...

***


Önümüzdeki haftalarda en eğlenceli yanınızla, içinizdeki çocukla yeniden bağlantı haline geçmek için kendinize zaman ayırın...

Çocukların olumlu taraflarını görmeye çalışın...

Onların etraflarında ne olursa olsun enerji dolu, yaratıcı yanlarını ve anı yaşayabilme becerilerini kendinize örnek alın...

Robin Sharma...



BEŞİKTAŞ’IN BÜYÜK OLUP OLMADIĞINI TAKDİR SANA DÜŞMEZ HOCAM!..

Onunla ilk yüz yüze konuştuğumda, bu kadar sempatik birisi olacağını tahmin etmemiştim...

Çok sıcakkanlıydı...

Yaramaz bir çocuk gibiydi...

Hep bir haşarılık, bir yaramazlık peşinde koşan ancak kalbi altın kadar iyi çocuklar vardır onlardan biri gibiydi...

Doğrusu yıllar önce Bursaspor’un başındayken, İnönü stadında Beşiktaş tribünlere karşı agresif tavırlarından kaynaklı antipatim, onunla konuşunca gitmişti...

İnönü stadında beraber maç da izledim onunla...

Yemek masalarında, kafelerde sohbet ettim...

***


Rakip takımın hocası olarak Beşiktaş maçlarında hakemleri etkilemek için yaptığı şovları, kendi futbolcusunu dakikalarca yerde yatırarak oyundan çaldığı zamanları hep unutur gibi olmuştum...

Haşarılığına, yaramaz çocukluğuna, aslında hiç de etik olmayan kazanma hırsına vermiş, gülümseyen yüzündeki enerjiyi bozmamaya çalışmıştım...

Hala da kızamam Yılmaz Hoca’ya...

***


Ancak dün ettiği lafları duyunca, kızmasam da kendisine ağır bir uyarıda bulunmak ihtiyacı hissediyorum...

Hoca, “Ne yazık ki ligimizde artık iki büyük takım kaldı...” demiş, “Beşiktaş’ın 500 milyon borcu olduğunu söyleyip böyle büyüklük olmaz...” diye buyurmuş...

Kendisi Beşiktaş’a Hoca olmak için can atarken, Beşiktaş çok büyük bir kulüptü Hoca için ama...

Nedense çok istediği halde Hoca olarak Beşiktaş’a seçilmeyince, Beşiktaş bir sezon içinde büyüklükten düşüverdi gözünde hocanın...

***


Ben sevgili Yılmaz Hoca’ya bir tavisyede bulunayım...

- “Beşiktaş’ın büyük olup olmadığıını değerlenrdirmek sana düşmez Hocam...”

Hangi kulübün “büyük”, hangisinin “küçük” olduğunu bilebilmek için önce “büyük” kavramını iyi bilmek lazım Hocam...

Senin bildiğim kadarıyla “büyük” bir camia geçmişin yok...

“Beşiktaş’a teğet bile geçmişliğin yok...”

Dolayısıyla hangi “büyük”lük kavramının ışığında Beşiktaş’ın “büyük”lüğüne laf ediyorsun anlamak güç...

Haşarılık mı yapmak istiyorsun, yaramaz bir çocuk gibi ilginç bir şey söyleyip gündeme mi gelmek bilmiyorum...

Fakat korkarım Beşiktaş’ın “büyüklüğünün altında” bu sözlerinle manevi olarak ezilip kalırsın...

Sana sevgimde, muhabettimde bir azalma olmaz...

Ancak bir dostum olarak sana tavsiyem...

Beşiktaş’ın büyüklüğü üzerinden, ucuz prim yapmaya kalkışma...

Beşiktaş’ın büyüklüğünü anlatmaya kalksam Beşiktaş’a ayıp...

Sana niye böyle “deli saçması” bir şey söyledin diye sorsam, fuzuli...

Savunmaya geçsem, “yazık...”

Söylediklerin için senin “üstüne gitsem” günah!..

İyisi mi sen bu sözünü geri al Hocam!..

DİĞER YENİ YAZILAR