Beşiktaş için şerefli ikinciliklerin bile yeterli olmayacağı noktadayız!..

Haberin Devamı

Bir futbol sezonu bitiyor...

Yeni sezon için transfer dönemi başlıyor... Bu yılki şampiyonluk yarışı; Fenerbahçe ve Galatasaray’ı 19 lig şampiyonluğunda birbirine eşitliyor...

Önümüzdeki sezon Fenerbahçe ve Galatasaray arasında dördüncü yıldızı ilk takmak için inanılmaz bir savaş başlayacak, dananın kuyruğu kopacak...

Bunun işaretleri transferin her noktasında görülüyor...

***


Fenerbahçe Diego Ribas’la anlaşıyor ve Atletico Madrid’li futbolcuya sarı lacivertli formayı giydirmeye hazırlanıyor...

Amaç, Ersun Yanal’ın dediği gibi önümüzdeki sezon ne yapıp edip sarı lacivertli formaya dört yıldızı takmak...

Galatasaray harıl harıl Drogba’nın yerine gelecek ismi arıyor...

Sarı kırmızılılar bire birde geçen yılki Beşiktaş’tan çok daha iyi bir kadroya sahipler...

Hiçbir Beşiktaş’lı, “Kendi sahamızda oynasaydık, ligi şampiyon ya da ikinci bitirirdik...” diye kendi kendini aldatmasın...

Beşiktaş’ın Galatasaray’la oynadığı derbi maçlar iki takımın kadroları arasındaki klas farkını ortaya koyuyor...

Beşiktaş, geçen sezon Galatasaray’ın kadrosunda oynatmak için yer bulamadığı Dany’yi, kiraladı...

Kadro kalitesindeki fark açısından başka söze hacet yok...

***


Bunları geçmiş bir sezonun, boşa çıkmış bir muhasebesi olsun diye söylemiyorum...

Geçen yıl geçen yılda kaldı...

Beşiktaş’ın daha fazla para harcamamak için, onlarca geçerli nedeni vardı...

Ancak bu yıl geçen yıl değil...

Kadro olarak Beşiktaş’ın bir hayli üstünde olan Galatasaray, harıl harıl Drogba’nın yerine gelecek ismi belirlemeye çalışıyor...

Fenerbahçe zaten şampiyon bir kadronun sahibi...

Yeni takviyelerde Beşiktaş’ın görüştüğü transferi Diego’yu siyah beyazlıların elinden kapıyor...

Beşiktaş bu yıl iki ezeli rakibinin çok üstünde bir kadroyu hazırlayıp sahaya sürmesi lazım...

Ligin ilk yarısını, stadı bitmeyeceğinden yine kendi evinde oynayamayacak olan Beşiktaş’ın, şampiyon olabilmesi, çok iyi ve nokta transferler yapmasına bağlı...

Almeida büyük olasılıkla gitti...

Fernandes zaten yok...

Durum hiç iç açıcı değil...

***


Benim futboldaki pozisyonum, Beşiktaş içindeki konumum, hırlamama, şarlamama, ucuzundan muhalefet yapıp ismimi parlatmama, olur olmaz zırtapozluklarla prim yapmama müsait değil...

Böyle dertlerim yok, ama ben bir Beşiktaş’lıyım... Konu Beşiktaş olduğunda, sadece Beşiktaş’ın çıkarını düşünürüm...

Beşiktaş’ın yaşça benden büyük olan Süleyman Abi’den sonraki son üç başkanı da yakın tanıdığım, dostum ve arkamı döndüğümde gözümün arkada kalmayacağına inandığım arkadaşlarım...

***


Beşiktaş’la ilgili söylediğim hiçbir şey, halihazırdaki Beşiktaş başkanına bir serzeniş, ima dolu bir gönderme, kulüp içinde pozisyon almaya yönelik bir tavır amacını gütmez...

Beşiktaş’ın içindeki herkes benim bu amaçları gütmeyeceğimi bilir...

Malum-u ilam’ı şimdi söyleyeceklerimi rahat söyleyebileyim diye yaptım...

Beşiktaş hızla iki ezeli rakibinin gerisinde kalıyor...

Bu kulübün ligde şampiyonluk sayısı 13...

Formasına üç yıldızı takabilmesi için iki şampiyonluk daha alması lazım...

Fenerbahçe ve Galatasaray dört yıldızı takarken, Beşiktaş’ın formasında iki yıldızla kalması, Beşiktaş’lının kabul edebileceği bir şey değil...

***


Futbolu bilmeyenler Beşiktaş’ın şampiyonluk sayısında hep Fenerbahçe ve Galatasaray’ın gerisinde olduğunu zannedebilirler...

Geçtik arka arkaya beş kez kazanılan İstanbul şampiyonluklarını, benim lise ve üniversite yıllarım bile, Beşiktaş’ın şampiyonluk sayısında Galatasaray’la başabaş mücadele ettiğini, kılpayı geçildiğini gösterir...

Beşiktaş’lı; iki ezeli rakibinin formalarında kendisinden iki yıldız fazla takıp oynamalarını içine sindiremez...

Bu gerçeği dibine kadar bilmek Beşiktaş’ı yönetenlerin ve yöneteceklerin görevidir...

Hülasa;

Bu yılın meselesi, bu yıldan bile ibaret değildir Beşiktaş’lı için...

Beşiktaş önümüzdeki iki sezonu arka arkaya şampiyon olarak tamamlamalı ve formasına üç yıldızı, rakiplerinin dört yıldızından önce takmalıdır...

Elbette şerefiyle oynayarak; hakkıyla kazanarak...

Ancak Beşiktaş için; “şerefli ikinciliklerin bile yeterli olmayacağı noktadayız...”

*****


YAKTILAR; YANDIM ARTIK...

Şiirin en dokunaklı tarafı, şairin duygu anlatımındaki dil estetiği başarısıysa, şiirin paylaşımındaki çokluk, duygusal izdüşümlerindeki derinlikle koşuttur...

Bu gerçeği, kendimden parçalar bulduğum Özdemir Asaf’ın “İmiş“ şiirini okurken bir kez daha hissediyorum...

***


“Ben bir ayna idim

Baktılar; baktım

Gördüler; baktım

Baktılar, gördüm...

Ne düğünler, ne doğumlar,

Ne ölümler gördüm.

En çok yalanlara öldüm.

Kırdılar...

Kırıldım artık.

***


Ben bir ağaçtım

Baltalandım.

Yonga yonga yongalandım,

Yongalarda yandım,

Mangallarda sobalarda,

Yangınlarda yandım.

Budaklarda budaklandım,

Cilalandım, boyalandım.

Yaktım, yandım,

Yaktılar...

Yandım artık.

***


Ben bir çağlayandım

Bir ırmağa aktım,

Irmak oldum

Bir dereye vardım,

Dere oldum

Bir nehire vardım,

Nehir oldum

Bir denize vardım.

Hep baktılar...

Aktım artık.”

Özdemir Asaf...

DİĞER YENİ YAZILAR