Haberin Devamı
Paul Auster’ın kitaplarının arkasında, “Brooklyn; yazarın her köşesini özümsemiş olduğu kendi coğrafyası” şeklinde bir ibare yer alır...
Paul Auster’ın her romanı bir şekilde Brooklyn’le işişkilenir...
Yıllar önce, Yunanlı gazeteci kız arkadaşım Atina’da Pangrati’de bir cafe-brasserie’ye götürmüştü beni...
Burası “Manos Hacıdakis’in yeridir... Birazdan görürüz onu...” demişti...
Yunanlıların Oscar ödüllü besetcisi Manos Hacıdakis bir süre sonra o kafeye gelip, dışarıdaki geniş masasına oturmuş, dostları ve arkadaşlarının oluşturduğu çemberde, uzun bir muhabete girişmişti...
Dün Beşiktaş’ın CHP’li Belediye Başkan adayı Murat Hazinedar’ın ofisindenm aradılar...
- “Başkan sizinle Pazartesi günü bir öğle yemeğinde bulumşak istiyor...” dediler...
Restoranın adını da verdiler...
Murat Hazinedar’a muhtemelen benim gittiğim favori mekanlar söylenmiş;
Başkan’ın teklifi, benim geçmişte sıkça gittiğim mekanlardan birine işaret ediyor...
- “Ben o mekana artık gitmiyorum...” dedim, özel kalemine Başkan’ın...
Benden böyle bir tepki beklemeyen kızcağız hemen toparladı durumu...
- “Sizin hangi mekanda arzu ediyorsanız...”
O zaman fark ettim ki benim coğrafyam da Beşiktaş ve Sarıyer ilçelerinin varylantlarıdır...
Hisar-Emiragan-Yeniköy-Bebek-Etiler şeridinde dönmekte ve gittikçe buraların ev sahibi konumuna dönüşmekteyşim...
Beşiktaş Belediye Başkanı adayı Murat Hazinedar’a Kanyon Gina’da yemek yemeyi önerdim...
Hacıdakis’in Pangrati’deki mekanı gibi, benim esas mekanım Etiler’deki da Mario’dur...
Kader çizgimin en belli başlı dönemeçleri orada oluştu...
Çocuklarımın kaynağı orasıdır...
Aileme sahip oluşumun merkezi de o mekan...
İtalyan restoran, bir buluşma bir randevulaşma yeri olmanın ötesinde, hayatımın virajlarının dönemeç yeridir...
Beşiktaş’ın CHP’li Belediye Başkan adayı Murat Hazinedar’la ise çok sevdiğim ve rafine bulduğum Gina’da buluşacağım...
Yeni aday, BJK’ın Genel Sekreterliği’nden Belediye Başkanlığı’na gelen İsmail Ünal’ın yerine aday oldu CHP’den...
Sanırım Sarıgül’ün ekibinden ve aynı zamanda Sarıgül’ün avukatlarından biri...
Beşiktaş’ın ünlü tribün lideri Alen’den öğrendim ki, Murat Hazinedar Fenerbahçe’yi tutuyor...
İlginç bir buluşma olacak Beşiktaş Belediye Başkanlığı’na seçilmesine ramak kalmış bir Fenerbahçe’li başkan adayıyyla yiyeceğim yemek...
İsmail Ünal’dan önce, hakem Yusuf Namoğlu Beşiktaş belediye başkanıydı...
Galatasaray’lıydı...
CHP O günerde Beşiktaş Başkanı olan Serdar Bilgili’ye gidip, Beşiktaş yönetiminden İsmail Ünal gibi bir tecrübeli bir kulüp yönetcisini Belediye Başkanlığı’na aday olarak istemişti...
Şimdi de Fenerbahçe’li bir aday geliyor...
Yeni Fenerbahçe’li Beşiktaş CHP adayı, öğreniyorum ki bizim Alen’in yakın arkadaşıdır geçmişten...
Beşiktaş Belediye Başkanlığı için Alen’den referansı varsa bu olumlu yazar...
Göreceğiz bakalım öğlen yemek nasıl geçecek?..
Bir yazar olarak Beşiktaş ilçesi ve semtleri benim coğrafyam bunu biliyorum...
Biraz Sarıyer’e sarkmakla birlikte...
Ama esas bir de Beşiktaş diye bir kulüp var ortada...
İsmini o semtten alan...
Stat var...
Kulübün mabedi olacak olan
İlginç bir buluşma olacak...
Her açıdan ilginç...
ARTIK KİMSEDEN BİR ŞEY İSTEMİYORUM!..
Hayatımda uzunca bir süredir, kimselerden bir şey istemiyorum...
Hakkım olan hiçbir şeyi de talep etmez hale geldim...
Tek isteğim, yaptığım şeylerin bozulmaması ve değiştirilmemesi...
Dün Simone de Beauvoir’ın bir sözünden, Sartre’la birlikteliğine uzanan bir yazı yazdım...
Beuavoir Fransızca’da (Bovuar) diye okunur...
Bovuar okunduğu için de, isim sonundaki takıları ona göre olur...
Bovuar’ın, Bovuar’a, Bovuar’la gibi...
Editör arkadaş Beauvoir diye yazıldığından takıları “voir” okunuşuna göre değiştirmiş...
Sabah sabah gazetedeki yazıyı görünce, beynimden vurulmuşa döndüm...
Bu vesileyle editör arkadaştan da rica edeyim...
Yazıda zaman zaman imla hataları oluyor...
Buna kızmıyorum...
İmla hataları ben okuyup düzeltmediğim için oluyorsa, problem değil...
Bütün sorumluluğu üstüme alıyorum...
Fakat editör arkadaşlardan ricam, benim yazdığımı düzeltiyoruz diye, doğruyu yanlış hale getirmemeleri...
Hele hele yabancı sözcüklerde, bana sormadan düzeltme yapmaya kalkmamaları...
Söyledim ya...
Benim yazımı yazdığım gibi yayınlasınlar, başka bir şeye gerek yok...
Keza geçenlerde başıma geldiği gibi diğer servisler de, gazetede çalıştığım için hasbelkadder bir şey yapmak zorundalarsa, sadece söylediğimi yapsınlar yeter...
Kendi inisayifleriyle bana yardımcı olmaya falan kalkmasınlar...
Hiç gerek yok...
Ne böyle bir şey istiyorum...
Ne de böyle bir şeyin yapılabileceğini sanıyorum...
Hepsi bu...

