Beni çok yanlış anladınız hanımefendi!..

Önceki günkü “Olaylı Gece” yazımla ilgili Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya’dan bir mail aldım... O maile vereceğim çok cevap var... Üstelik ağır cevaplar var... Ama yapmayacağım... Ortamı daha fazla germeyeceğim...

Önceki günkü “Olaylı Gece” yazımla ilgili Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya’dan bir mail aldım...

O maile vereceğim çok cevap var...

Üstelik ağır cevaplar var...

Ama yapmayacağım...

Ortamı daha fazla germeyeceğim...

Gülten Hanım’a önerim, o yazıdan sonra bana yüzlerce maile ilişik gönderilen, Ahmet Kaya’nın bir yurt dışı konserine göz atması...

Yüzlerce okuyucu Youtube’daki konserin görüntüsünü ve şarkısını soruyor bana...

Ben, o yazıda, bu gergin günlerde yine yeni gerginlikler yaratmamak için o sözleri, o şarkıları hatırlatmadım...

O ses ve görüntü montajlanmış bir prodüksiyon muydu?..

Hiç sanmıyorum...

Bir şeyi çok iyi bilmenizi isterim hanımefendi...

Benim karşı çıktığım, o gece “o insanların olay yaratan protestosudur...”

Benim savunduğum, Kürtçe klip çekilmesinin en doğal hak olduğudur...

Bunu “çok da uygun olmayan bir ortamda” söyleyen bir kişiye yönelik, kabul edilemeyecek derecede gerilen ortamı, herkesin “doğduğu memleketin” şarkısıyla yumuşatmaktır...

***

Beni yanlış anladınız hanımefendi...

Şimdi, internette dolaşan konser görüntülerini, Türkiye’ye hatırlatmayın lütfen...

Sakın ola ki, o şarkılarda hâlâ ortamı germemek uğruna söylemediğim o sözleri “anlayışla” karşıladığımı da zannetmeyin hanımefendi...

Ahmet Kaya davalarındaki ‘hukuk’u eleştiriyorsunuz...

Saygı duyarım eleştirinize...

Yayınlanmış haberleri kendinize göre hatalı ve yanlış buluyorsunuz...

Kimin nerede ne yaptığını tek tek bilemem, ama buna da saygı duyarım...

Bu ülkenin görüşlerinizi belirtmenize saygı duyacağı bir ülke olmasına çalışırım...

Ama bir konuda sakın hata yapmayalım hanımefendi...

Bu satırların yazarı, sizin görüşlerinize katıldığı için, o olaylı gecenin perde arkasını yazmadı önceki gün...

O yazıyı yazmasının nedeni aydınlanma çağının ünlü düşünürü Voltaire’in tek bir sözüdür:

“Fikirlerinize sonuna kadar karşıyım... Ama onları savunabilmeniz için ölmeye hazırım...”

Voltaire komünizmden teokratizme kadar bu ilkeyi en rizikolu kesimlere karşı benimsemiş insanları arıyor...

Benim etkilendiğim kişi Voltaire’dir hanımefendi...

Yoksa benim etkilendiğim, bazı yurtdışı konserlerinde, hayatım boyunca kabul edemeyeceğim o şarkılardaki nakaratı söyleyen kişi değil...

Voltaire’in sözlerinin ne kadar doğru olduğunun farkındayım...

Aynı yazıya, sizin dahil olduğunuz rizikolu kesimlerden, zıttınızın dahil olduğu rizikolu kesimlere kadar, zıt ifadelerle, aynı minvalde tonlamalar geliyor...

***

Önemi yok...

“Kürtçe klip yapacağım” diye haykıran adamın o salonda yol açtığı patlama ve devamında ona sunulan küfür ve hakaretlere tanıklığınıza rağmen mi (teşekkür ederim hiç olmazsa sanık yerine koymama dürüstüğünü gösterdiğinize) oluşturdunuz ‘o derin’ koroyu?..” diye sormuşsunuz...

Tam da onun için oluşturdum o koroyu...

İki şeyi karıştırıyorsunuz...

O gece marş okutanlar başkalarıydı...

Onlar dakikalarca sahnede kaldı...

Protestolar daha da arttı...

Herkes ayaklandı...

“Memleketim” şarkısı o ayaklanmaya karşı ‘derin’ olmayan son bir barikattı!..

Çünkü her ne kadar bazıları tekeline almaya çalışsa da “Memleketim şarkısında bütün dilleriyle, bütün kültürleriyle, bütün memleket vardı...”

Militer değil sivildi...

Sert değil, yumuşaktı...

Türkçe’yi, Kürtçe’yi, Lazca’yı, Çerkezce’yi, Arapça’yı tüm dilleri kapsıyordu...

Ben o hareketi Voltaire’e inandığım için yaptım...

Memleketimi sevdiğim için ve aslında eşinizin de o güne kadar ki şarkılarını çok sevdiğim için yaptım hanımefendi...

Ama sakın beni yanlış anlamayın...

Ben o şarkıları sevdim...

Yurtdışı konserlerinde infial duyduğum o sözleri değil...

Yazının nedeni benim Voltaire’e olan hayranlığım...

“Fikirlerinize sonuna kadar karşıyım... Ama onları savunabilmeniz için ölmeye hazırım...”

Hepsi bu hanımefendi...

DİĞER YENİ YAZILAR