Açtım parçamı dün gece...
Anı yaşayabilmek...Geceyi hissedebilmek...
Gelecekten bir tutam umut alabilmek...
İçimdeki duyarlılığı hissetmek için...
Sevgililer gününün arefesiydi dün gece...
Sevgi’nin arefesi gecede;
Geçmiş aşklarının dalgalarıyla sörf yapmak istedim...
Derin izler bırakan kadınlarla yeniden buluşmayı denedim...
O kadınlara hiç bitmeyen şarkımı mırıldanmak istedim...
“zaman sadece birazcık zaman
geçici bu öfke, bu hırs, bu intikam
acılarımız tarih kadar eski
nefes alıp vermek misali olağan
zaman sadece birazcık zaman
son bulduğu yerde sevgiler
bir tek an
böyle benzer hisler etrafımda
alışkanlıklarımız bile sıradan
gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
gidiyorum kokun hala üzerimde
sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar
bir kendim bir ben gidiyorum
zaman sadece birazcık zaman
kızgınlığım yalnızklıktan korktuğumdan
bilirsin karanlıktan da ürkerim çocuklar gibi
ışıkları yakarım hep bu korkudan
gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
gidiyorum kokun hala üzerimde
sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar
bir kendim bir ben gidiyorum...”
Kaçıncı defadır bilmem bu parça çalıyor...
Kaçıncı defadır bilmem; içimde fırtınalar kreşendo yapıyor...
Kaçıncı kezdir bilmem yine ‘gitmekteyim yüreğimde...’
Kaçıncı defadır bilmem yine yolculuğa çıkmaktayım bir meçhule...
Orhan Veli’yi;
“bu havalar mahvetmişti...”
Farkındayım ki “beni de bu gitmeler mahvedecek...”
Aşkları yüreğimde taşınıyorlar...
Kokular üzerimden çıkmıyorlar...
Aşklar ve kokular beni sarmalamışlar...
Yine de, yeni ve yeniden;
Bir meçhule yol almaktayım...
Meçhulün dibine...
Meçhulüne meçhulüne...
Gün gelecek bu çekirge artık gidemeyecek...
Hala muammadır kalbimin derinliklerinde...
Gitmek mi yoksa gidememek mi beni bitirecek?..
SEVGİ GÜNLERİNDE AF...
Bugün 14 Şubat...
Sevgililer Günü...
Sevginin Günü...
Anlamanın, anlaşılmanın, empatinin, sevgiyi vermenin, sevgiyi almanın, sevgiyle büyüyüp sevgiyle çoğalmanın günü...
“sevgiyle yeniden çoğalmayı” öğrenebileceğimiz bir gün bugün...
Haberin Devamı
Aşkları ve aşklarımı yazmayı düşündüm...
Aşklarıma referanslar yapmayı, geleceğe aşkla bakmayı, aşkın kıvılcımlarıyla yaşamı tazelemeyi düşündüm önce...
Ne ki yazı için masaya oturduğumda...
Elim gitmedi kavuşmak istediğim aşkları yazmaya...
Yarım kalmış aşkları anlatmaya...
Geçmiş aşklardan, gelecek aşklara uzanan köprüyü anlatmaya...
Cezaevlerinde onbinlerce insan var...
Hayatın rüzgarları, tahmin etmediğimiz kadar, sert esiyor bu ülkede...
Yeni hesaplaşmalar ufukta beliriyor...
Mazi her geçen gün daha fazla istikbali rehin alıyor...
Geçmiş temizlenmiyor...
Gelecek kirleniyor...
Bu filmin bir sonu, bir ‘end’i bir nihayeti olmalı...
Bugün “sevginin ve sevgililerin günü...”
Karşındakini anlamanın, anlayışla karşılamanın, sevgiyle çoğalmanın, aşkla yakınlaşmanın günü...
Bugün birbirimizi affedebileceğimiz ve yeni başlangıçlar yapabileceğimiz bir gün...
Yeniden yargılama değil...
Yeni mahkemeler, yeni yargıçlar, yeni savcılar, yeni bilinmeyenler, yeni kavgalar, yeni savunmalar değil arzuladığım...
Geçmişe bir sünger çekmek, bitmeyen hesaplaşmaları nihayete erdirmek, sürüp giden yargılamalara bir son vermek zamanıdır bugün...
Sevgiye layık olma günüdür yaşadığımız gün...
Olağanüstü bir af çıkarmak için düğmeye basma günüdür bugün...
Cezaevinde “sevgilisinden, sevdiğinden, aşkından, yavuklusundan, yavrusundan ırak” sevgiyi özleyenlere bir çiçek gönderme, bir jest yapma günüdür bugün...
Sevgiyi gösterecek olanlar, gün gelip karşılığında, bugün verdiklerinin bin katı sevgi bulacaklar...
Evren işleyecek...
Veren alacak...
Yarım kalmış geçmiş aşklarımı değil...
Yaşanmamış gelecek aşklarımı değil...
Yaşamayı düşündüğüm bugünün aşklarını değil...
Kavuşulamayan onbinlerin sevgilileriyle aşklarına gidiyor kalemim ve elim...
Yeniden yargılama değil...
Bir an önce af çıkmalı...
Yargıyı ve toplumu yeniden yapılandırma için...

