Ben, Nazlı Ilıcak gibi kasetleri seyretmedim

Reha Muhtar ile Buluşmalar; Eylem Doğan

Haberin Devamı

Reha Muhtar’la bu Pazar sohbetinde hayretler içinde izlediğimiz “Çok eşlilik yasal olsun” açıklamasını, bunun nereden çıktığını, bazılarının başkalarının hayatına karışabilme hakkını nereden bulduğunu ve siyaset arenasını bir çamur deryasına döndüren kasetleri konuştuk.
İşte önemli cevaplar ve kaçırılmaması gereken yorumlar...

* 1, 2, 3, 4, 5... Kaç kadın yeterli? Hani bu hafta Sibel Üresin isminde bir kadın, insanı hayrete düşüren acayip laflar ortaya attı da bütün hafta tartışıldı ya o yüzden soruyorum.
Hanımefendi güya, “Her erkek dört kadınla evlensin” diyerek, zinayı engelleyecekmiş!!!

Zinayı yeniden suç haline getirecek... Sonra da imam nikahıyla 4 evliliğin önünü açacak. Bunun dışında “zina” olursa bu suç sayılacak. Yasal eşin dışındaki kadın erkek ilişkileri ise, imam nikahlı diye suç sayılmayacak. Bu olay bana MHP’de seks kaseti çıkan yetkililerden birinin sözünü hatırlatıyor. Seks kaseti ortalıkta dolaşan o yetkili şöyle demişti: “Benim burada görüntülerimin yayınlandığı kişi, benim zina yaptığım kişi değil... İmam nikahlı eşim...” İran’da röportajlar yapan Rabia Özden Kazan isimli gazeteci, erkeklerin bir kadınla beraber olmak istediklerinde, beş dakikada imam nikahı kıyan adamların olduğunu söylüyordu. İş bittikten sonra da geçerliliğini yitiriyor o çakma imamların kıydığı nikah. Hanımefendi “zina”yı yasalaştıralım, yasa dışı olanları da “suç” haline getirelim diyor. Yok böyle bir şey. Bu devirde, böyle bir dünyada ne zinayı suç haline getirebilirsiniz, ne de onu bir erkeğe dört kadın palavralarıyla yasalaştırabilirsiniz. Başka muhafazakar kadınlar, kimse yemez sizin bu palavralarınızı...

* Fatih, Ümraniye, Bahçelievler, Eyüp Belediyelerine “aile içi eğitim seminerleri ve danışmanlığı verdiği” söylenen bir kadın “erkek, dördüncüye kadar imam nikahıyla evlenebilir, çok eşlilik yasalaşsın” gibi açıklamalarda bulundu. Bu nasıl bir zihniyet gibi şeyler söylemek bile komik geliyor, o kadar tuhaf çünkü. Ama insanların başkalarının hayatlarına bu kadar karışabilme hakkını kendilerinde görmesine ne diyorsunuz?

Hanımefendinin Eyüp Belediyesi’nde çalışmadığı o belediyece açıklandı... Fatih, Ümraniye, Bahçelievler Belediyeleri de eğer bu hanımefendi orada aile içi eğitim danışmanlığı gibi bir hizmet veriyorsa hemen işine son vermeli.

* Bir kadınının böyle sözler edebilmesi her şeyden önce bir kadın olarak bana utanç verici geliyor. Bu sadece kendi görüşü olsa evet onu bağlar ama bu konuda belediyelerle bağlantılı olarak seminerler verebiliyor olmasına ne diyorsunuz?

Söyledikleri elle tutulur şeyler değil... “Demokrasi var herkes istediğini söyler” diyebilirsiniz. Söyleyebilir... Fakat bu zihniyetle belediyelerde evlilik ve aile danışmanlığı yapamaz. Kadın olarak ise, en başta muhafazakar kadınlar kendisine karşı çıkarlar. Bu devirde hiçbir kadın “kendi hakkını başkasına yedirmez...” Bu hanımefendi muhafazakar evli kadınların, kocalarının başka kadınlarla evlenip bütün haklardan onların da yararlanmasını isterler mi sanıyor? Eğer böyle sanıyorsa, hayatı hiç okuyamamış demektir. Artık kimse haklarını başkalarına verecek durumda değil. Fanusta yaşıyor Hanımefendi... Gitsin bir Fatih’te muhafazakar aileye teklif etsin de bunu, bakayım ne cevap alacak?..

* Böyle bir konu niye şimdi gündeme geldi sizce?

Bilmiyorum kuşkularım var... Yine seçim ortamına girildi ve kimin neyi niye söylediğini bilmiyoruz. Mesela alkol konusu açıktı. 24 yaş altına sınırlamalar getirmek istiyorlardı. Karşı çıktık. Yumuşattılar. Şimdi de Danıştay, yürütmeyi durdurma verdi iş halloldu. Ancak bu tip “Bir erkek 4 kadınla evlenebilir” türü çıkışların, nerden ve kimden tetiklendiğini bilmiyoruz. AKP’nin sahip çıktığı ve bizim karşı çıktığımız alkol, zina, özel hayat gibi konulardaki sözleri eleştiriyoruz. Bakıyorum da, bu tip eleştirilerin bazılarını ciddi olarak dikkate alıyorlar. Bazılarında da bildiklerini okuyorlar. Fakat, bu tip açıklamaların ben AKP’nin bizzat kendisinden geldiğinden emin değilim...

* Son zamanlardaki tartışmalara bakacak olursak, çok içki içen bir toplum olmamamıza rağmen içki yasağı gündeme geliyor, çocukları koruma bahanesiyle internet ile ilgili yasaklamalar ortalığı karıştırıyor, işte bir kadın çıkıp güya kadınları korumak için imam nikahı, çok eşlilik yasalaşsın gibi cümleler sarf ediyor... Tüm garip kararların kılıfı nasıl oluyor da “bizi korumak” oluyor?

AKP muhafazakar olduğunu söyleyen bir parti. Hayata özgürlüklerden çok, “manevi değerler ve kutsallıklar” açısından bakıyor... Oysa manevi değerleri savunmanın, kutsallığı kendine aidiyet saymanın da kişisel bir tercih olduğunu gördükleri anda, “özgürlük anlayışı tüm toplumu kapsar...” AKP’nin kendi değerler bütününü savunmasında hiçbir sakınca yok. Mesele o değerler bütününün bütün topluma şamil olmasını istemede düğümleniyor. Kimse kendi değerler bütününü, tüm topluma şamil yapmaya kalkışmazsa, özgürlükler ve demokrasi konusunda önemli bir yol ayrımını aşarız. Herkesin bilmesi gereken şey, bu çağda insanları “öğretilerle hiç kimselerin şekillendiremeyeceği gerçeğidir...” Herkes söyleyeceğini söyler... Herkes inandığına inanır... Bu kadar, fazlası yok...

MHP’siz bir Meclis düşünmek istemiyorum

* MHP’de zorunlu istifalara yol açan kasetler sizce MHP’ye oy kaybettirir mi?

Oy mu kaybettirir, oy mu kazandırır bilmiyorum. Bildiğim bu kasetlerden dolayı MHP baraj altında kalırsa Türkiye’yi çok kötü olaylar bekler. MHP, 13 Haziran’da AKP, CHP ve BDP ile Meclis çatısı altında olmalı. Demokratik çözümler ancak böyle daha çok kabul görür bu ülkede. MHP’siz bir Meclis düşünmek istemiyorum 13 Haziran’da...

* Baykal’dan sonra, bugüne kadar çıkmayan “toplu kasetlerin” aynı anda ortaya dökülmesi dikkat çekici değil mi?

Toplu kasetler daha ortaya çıkmadı Eylem’ciğim. Şimdi MHP’nin kasetlerinde sıra, onlar çıkıyor. Yarın kimlerin kasetleri çıkacak belli olmaz. Kim var bunun arkasında? Hafta içinde yazmıştım. Baba filminde Marlon Brando, yerine geçecek oğlu Al Pacino’ya ailelerine yapılan bir saldırıdan sonra şöyle der: “Bu saldırıdan sonra, bunu yapanlar seninle görüşmek ve durumu yeniden düzenlemek için bir görüşme talep edeceklerdir... Düşmanın bu görüşme talebini, sana kim getiriyorsa bil ki içimizdeki hain odur...” MHP’deki kasetleri ortaya atanlar, Türkiye’nin seçimlerden sonra kaosa sürüklenmesini isteyenler... İçimizde veya dışımızda fark etmez. Bu kasetleri piyasaya sürerek, temiz bir amaç gütmek mümkün değil. MHP’de bu kasetlerde görülen kişilerin ancak zaafından söz edilebilir. Oysa bunu çekenler, ağır suçludurlar. Bulunup en ağır şekilde cezalandırılmaları gerekir. Bu arada ben sevgili Nazlı Ilıcak gibi kasetleri, gazetecilik görevi icabı da seyretmedim. Gerek yok... Ne olabileceği belli. İlgimi çekecek bir erotik fantazya olmadığı aşikar. Üstelik yapılan ağır suç! Mağdurlara empati yapınca izlememek daha doğru diye düşündüm...

* Bugün böylesine belden aşağı bir siyasetin karşısında durmayanların, yarın aynı şeyi kendilerinin de yaşabileceğini düşünmeleri gerekmez mi?

Düşünüyorlar zaten... Cumhurbaşkanı Gül’ün açıklamaları herkesin takkesini önüne koyup düşünmeye başladığını gösteriyor...

DİĞER YENİ YAZILAR