Baykal'a taciz iddiası ve bilinmeyenler!..

Haberin Devamı

İnanılmaz bir karakter suikastiyle karşı karşıya olduğu izlenimini ediniyorum Deniz Baykal‘ın “taciz olayının” bilgileri ulaştıkça...

Herhangi bir erkeğin, “taciz ve tecavüz suçlamasıyla her an tuzağa düşebileceği” bir olay var karşımızda...

Neden bu olay Baykal’ın başına geliyor, o ayrı bir soru?..

Karşılığında bir şey mi istenecek, bu soru elbette sorulacak...

Ancak Baykal’ın avukatının açıklamalarını okuyunca insanın tüyleri diken diken oluyor...

“İlkim Kaleli isimli kadın gazeteci 24 Ocak 2011’de birbuçuk saat içinde iki kez sekreterini bir kez de koruma görevlisini arayarak Baykal’la mutlaka görüşmek istediğini söylüyor...”

***


15 dakikalık görüşme Baykal’ın Meclis’teki odasında oluyor...

Görüşmede ne olduğu tam olarak açıklanmıyor, kadın gazeteci, ancak tacize uğradığını söylüyor, Baykal tarafından...

Gelen bilgiler, Baykal’la kadın gazeteci arasında “el ele temasın olduğu bir yakınlaşma”nın vuku bulduğunu söylüyor, ancak bu taraflarca henüz doğrulanarak açıklanmıyor...

Oda Tv muhabiri İlkim Kaleli, Baykal’ın avukatının açıklamalarına göre, daha sonra Baykal’ı defalarca arıyor...

“Hani bize gelecektiniz” yolunda sözler söylüyor...

Baykal belli ki bir şeylerden kuşkulanıyor “Ben öyle bir şey söylemedim size...”! diyor...

Baykal’ı kuşkulandıran bir diğer konu ise kadın gazetecinin telefonda “canımlı cicimli çok samimi bir şekilde konuşmaya” başlaması...

***


“Bir daha hiçbir karşılıklı görüşme olmadı... Kadın gazeteci de 15 dakikalık tek görüşmeden gayet mutlu mesut, etrafa gülücükler dağıtarak ayrıldı... Bir taciz ve tecavüze inanabilmek için insanın geri zekalı olması gerekir...” diyor Baykal’ın avukatı...

Kadın gazeteci İlkim Kaleli, bu arada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘yla görüşüyor...

Ona Baykal’ın kendisini taciz ettiğini söylüyor ve bir dahaki görüşmede yardımda bulunmasını istiyor...

Kemal Kılıçdaroğlu bu noktada tecrübeli davranıyor ve topa girmiyor...

“Siz kendiniz ne istiyorsanız kendi başınıza yapın” mealinde bir şey söylüyor...

***


Baykal’a göre, bu olay Halk Tv’nin, Oda Tv’ye verilmesini engellediği için yapılması ihtimali çok yüksek...

Çünkü Baykal’a göre kadın gazeteci ilginç bir tesadüf eseri orada çalışıyor...

Baykal kendisine bir komplo kurulduğuna inanıyor...

Kadınlara yönelik şiddetin ve cinsel ayrımcılığın gündemden düşmediği bu günlerde “bir erkeği itibarsızlaştırmanın en kolay yollarından biri cinsel taciz ve tecavüz gibi” iddiaları gündeme getirmek...

Gözümün önüne Michael Douglas‘ın Demi Moore‘la oynadığı “Taciz” filmi geliyor...

İşyerinde yeni gelen kadın patronunun resmen tacizine uğrayan ve sevişme isteğine son anda cinsel birleşme olmadan karşı koyan bir üst düzey evli yöneticinin başına gelenlerin anlatıldığı muhteşem bir filmdir o...

Halen Demi Moore’la Michael Douglas’ın şehvet dolu sevişme sahnelerinin Google’da tıklanma rekorları kıran filmde, “karısı ve ailesinden dolayı son anda cinsel birleşmeye girmekten kaçınan” Douglas, kadın patronu tarafından “taciz” iddiasıyla suçlanıyor...

***


Kimse inanmıyor elbette Michael Douglas’ın tacize uğradığına...

Çünkü o bir erkektir ve bir kadının tacizde bulunmasına kimse inanmamaktadır...

Deniz Baykal’ın kendisinin ve avukatının sözlerini okudukça, yeni bir “Taciz” filminin vizyonda olabileceğini düşünüyorum...

Mesele şu...

O film bir Hollywood senaryosuydu ve yapımcısına çok büyük paralar kazandırdı...

Bu olay nedir?..

Kimler var bu olayın arkasında?..

Niye durup dururken “Baykal taciz etti” diye birileri ortaya çıkıp, bunu meslektaşları ve parti başkanıyla paylaşıyor?..

Niye Baykal’ın tacizini belgelemek için “Parti Başkanı’ndan yardım istiyor?..”

Ne yapılmaya çalışılıyor?..

Bir taciz olayı neden bu kadar grift siyasi olayların, temasların ve konuşmaların ortasında yer alıyor?..

Baykal olayı çok ilginç ve esrarlı bir olay...

İzlemekte yarar var...

*****


MUSTAFA BALBAY’IN CHP MİLLETVEKİLLİĞİ...

Dün umutla ve heyecanla açıklama yapmış Mustafa (Balbay)..

“CHP genel merkezi ister 20 yıl geçirdiğim memleketim İzmir’den, ister temsilcilik yaptığım Ankara’dan, isterse tutuklu yattığım Silivri’den nereden aday gösterirse göstersin kabulüm” demiş...

“Artık gazeteciliğin yerine siyaseti merkeze koymak zorunda hissediyorum kendimi...”

***


Nedense onun insani üslubunun, hoşgörülü ve agresif olmayan kişiliğinin, tutukluluk devam etse de milletvekili olarak Türkiye demokrasisine yararlı olacağını düşünüyorum...

Türkiye’de son yıllarda gittikçe artan kutuplaşmanın, kamplaşmanın ve birbirinden intikam almak üzere sürekli doldurulan cenahların, ancak daha insani, daha töleranslı, daha yumuşak, karşı tarafa empati duygusu daha yüksek insanlar tarafından yok edilebileceğine inanıyorum...

Mustafa’nın ne yaptığını bilmiyorum...

Ancak Mustafa o insanlardan biridir bunu biliyorum...

Onun kişiliğini, karakterini, insancıllığını, karınca ezmekten imtina eden tavrını görüyorum...

Bu karakterlerdeki insanların, kutuplaşan Türkiye’yi hoşgörü ikliminde yumuşatarak demokrasiye katkı yapacağına inanıyorum...

*****


35 YAŞINDA BİR KADININ İLK KEZ KENDİ EVİNE TAŞINMASI...

Pazar günü iki anneden üç çocuğum arka arkaya evden gittiler...

Elbet bir yalnızlık ve bir sessizlik çöküyor çocuklar gidince evden...

Önce Beşiktaş-Trabzon maçı var diye avundum...

“Güzel güzel bir derbi seyreder havamı bulurum...” dedim...

Maçın ilk yarısının sonlarıydı ki, çok sevdiğim arkadaşım İpek (Durkal) aradı beni...

“Evime taşındım Reha Bey... Artık benim kendi başıma yaşadığım bir evim var... Koltuk takımım, yemek masam, mutfağım, banyom, yatak odam, mumlarım, televizyonumla ben artık kendi evinde yaşayan bir kadınım...”

35 yaşında İpek...

Annesiyle kaldı karşı tarafta yıllarca...

***


Son zamanlarda, hiç de ummadığı bir olay sonucu erkek arkadaşından ayrıldı...

Ayrılmayla birlikte, “İpek’e bastı bir şeyler” ki yıllardır yapmadığını yaptı ve annesinden ayrılarak yalnız başına bir eve taşındı...

35 yaşında bir kadın gazetecinin ilk kez kendi evine taşınmasındaki duygularını yakından gözlemek istedim...

İlk akşamdı “geliyorum” dedim...

İnanamadı...

Evine gittim saatlerce sohbet ettik, başka arkadaşları da geldi...

Nasıl mutlu, nasıl kendi olmuş İpek bir anda...

Kendi evinde olmaktan, kendi evine gitmekten, kendi evinde oturup müzik dinlemekten arkadaşlarıyla sohbet etmekten ne kadar mutlu...

***


Quantum‘da ilginç çıkarsıma var...

“Kötü gibi görünen bir olayın olması, aslında birçok yeni ve olumlu gelişmeyi tetikler...”

“Hani her işte bir hayır vardır” dediklerinin Quantumcası...

İpek’in yeni evi ve hayatı işte bu Quantum bağlantısını doğruluyor...

Yarım yumalak, ne olacağı belli olmayan bir ilişkiyi 2 yıldır sürdürüyordu İpek...

O yarım yumalak ilişkinin “bitmesi”, İpek’i dört başı mamur bir ev sahibi yaptı...

Mucizeye inanırsanız, mucizeyi yaşarsınız...

Pazar gecesi çok sevdiğim arkadaşımın “mucizesine” tanık olurken, onların içi gülen gözlerinden, bir mutluluk enerjisi bana doğru yayılıyordu...

Ne mutlu İpek’e...

Bu durumda yine Quantum dilinde eski erkek arkadaşına da birşeyler söylemek gerek...

“Teşekkürler arkadaş, İpek’in kendi evine sahip olmasına yol açtığın için...”

DİĞER YENİ YAZILAR