Baykal olayında komplo iddiası yaya kalır

Reha Muhtar ile Buluşmalar; Eylem Doğan

Haberin Devamı

Yine cinsellik, yine siyaset, yine komplo tartışmaları... Deniz Baykal tarafından tacize uğradığını ileri süren gazeteci İklim Bayraktar Kaleli gündeme bomba gibi düştü. Reha Muhtar’la bu Pazar, bu iddiaları ve buradan yola çıkıp özel hayatın nasıl siyasete alet edildiğini, belden aşağı vurmaları, bir kadının tacize uğrama durumlarıyla ne kadar sık karşılaştığını ancak bir erkeği de itibarsızlaştırmak için cinselliğin ne kadar kolay kullanılabildiğini konuştuk.

* Bir kadın gazetecinin Baykal tarafından tacize uğradığını iddia etmesi ortalığı karıştırdı. Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben İklim Hanım’ın taciz iddialarına inanmadım... Tacize uğrayan kişi, arkasından beş defa Baykal’ı arayıp, “Hadi canım yemeğe çıkalım” falan demez... “Bize gelsene, evde kimse yok” diye konuşmaz. En önemlisi üst düzey bir AKP’li politikacıyı kastedip “büyük balık” dediği kişi için bir parti başkanından teknik altyapı talebinde bulunmaz... Bu işte tacizden çok, başka esrarengiz olaylar var gibi görünüyor. Çok derin olaylar bunlar...

* Baykal, kadın gazetecinin bu iddialarını hem kendisine hem de genel başkan Kılıçdaroğlu’na karşı yapılmış bir komplo olarak değerlendirdi. Açıklamalara, olayların zamanlaması ve sıralamasına baktığınızda siz de bir komplo kokusu mu alıyorsunuz?

Komplo kelimesi tam açıklamaz durumu... Ben Perşembe akşamı Baykal’la uzun bir görüşme yaptım. Bu olayların arkasında uluslararası derin güçler olabilir... İktidar ve muhalefet partisinin en tepe noktalarındaki kişilere karşılıklı “operasyonvari işler yapmaya kalkmak” komplo kelimesini bile yaya bırakır.

* İklim Bayraktar bir buçuk ay önce gerçekleştiğini iddia ettiği olayın ardından partinin en üst düzeyindeki isimlere şikayetini yapıyor fakat bunu duyurmuyor; olayın ortaya çıkması Soner Yalçın’ın dinlenen telefon kayıtları nedeniyle oluyor. Evet neden şimdi çıkıyor bu iddialar diye insan düşünüyor ama bu açıdan baktığımızda da insanın kafası karışıyor...

Bu olaylarda insanın kafasını karıştıracak çok şeyler var... ODA TV bir açıklama yaptı ve İklim Bayraktar’ın arkasında durmadığını söyledi. Baykal’ın da benim de düşüncem şu; İklim Bayraktar’ın bu olayda tek başına olması mümkün değil! Bu açıklama yapıldığına göre, İklim Bayraktar’ın arkasında kim var? Bu soruya cevap aramalı herkes.

* Neden bu durumlar Deniz Baykal’ın başına geliyor?

Başınıza bir olay geldi mi, bundan sonraki olayları da tetikler bu bir... İkinci neden, demek ki Baykal halen bir şekilde bazı şeyler üzerinde etkili. O etkiyi kırmak istiyorlar.

* İklim Bayraktar Kaleli “CHP’yi yıkan kadın olmak istemiyorum” diyerek kendisini Fadime Şahin’e benzetenlere cevap verdi. Sizce de benzer bir durum mu? Ayrıca böyle bir iddia CHP’yi neden yıksın ki?

Bu olayın Fadime Şahin olayıyla ilgisi yok... Fadime Şahin olayında Aczimendi lideri “seks skandalıyla basılarak itibarsızlaştırıldı...” Baykal olayında başka şeyler var...
AKP’li “büyük balık” olayında da. Bu olayın Fadime Şahin olayıyla tek benzerliği “seks” unsurunun kullanılıyor olması. Ancak bu benzerlik, olayın özünün benzer olduğu anlamına gelmiyor. Burada ilk amaç CHP’yi yıpratmak değil. Çok daha geniş bir operasyon gözüküyor.

* Baykal’ın odasındaki görüşmede belirgin bir ses ya da görüntü kaydı olmadığına göre kadın gazeteci tarafından iddia edilen taciz olayında herkes inanmak istediğine inanacak galiba...
Bence taciz olayı arada kaynayıp gidecek. Çünkü mesele taciz değil zaten... Daha büyük bir konu...

Seks skandalları daha çok gizli istihbarat örgütlerinin çalışma metodlarıdır

* Baykal’ın gidişi bence son derece çirkindi çünkü insanların özel hayatlarıyla belden aşağı vurulması ne siyasete, ne insanlığa yakışmıyor. İnsanların özel hayatlarının ortada bir taciz yoksa bu şekilde gündeme getirilmesini, siyasete alet edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Seks kasetleri, şantajları, seks skandalları, daha çok gizli istihbarat örgütlerinin çalışma metodlarıdır. Amerika’da Marilyn Monroe’nun John Kennedy’le ilişkisi vardı. Ve Monroe, kuşkulu bir şekilde intihar etmiş bulundu. Kennedy suikast sonucu öldürüldü. Bir fanatik ya da arıza bir adamın öldürdüğü söylendi. Elbette gerçek bu değildi. Büyük olasılıkla “Kennedy Suikasti” filminde de gösterildiği gibi CIA tarafından planlanmıştı. Sonra kardeşi Başkanlık için yarışa girdi. O da öldürüldü. Başkan ve Başkan Vekili Kennedy kardeşler ve onların ilişkide olduğu Marilyn Monroe arka arkaya öldürüldüler. Bu işler seks skandalı değil. Bu işler derin siyasi skandallar.

* Böylesine çirkin komplolarla, oyunlarla ortaya çıkanlar, bel altından vuranlar bu tarz girişimlerin bumerang gibi olduğunu, bir gün dönüp kendilerini de vurabileceğini düşünmüyorlar mı acaba?

Hayat sadece bel altından vuranlara, komplo kuranlara değil, iyilik ve kötülü yapanların da karşısına çok geçmeden bir “ilahi adalet” çıkartıyor. Hayatta ilahi adalete inanmayanlar ve yapacağım bana kâr kalır diyenler çok hata yaparlar. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz bu dünyada! Evrenin yasalarından biridir ilahi adalet. Bugün ya da yarın mutlaka karşına çıkar. Aynı olayda olmasa, başka olayda. Niye geldi bu olay benim başıma diye dövünür durursun. Oysa evren kendi içinde adaleti bir türlü sağlar.

Kadınlar zaman zaman taciz silahını erkeklere karşı kullanırlar

* Kadınlara yönelik şiddetin ve cinsel ayrımcılığın gündemden düşmediği bu günlerde bir erkeği itibarsızlaştırmanın en kolay, en hızlı, en etkili yöntemlerinden biri değil mi “cinsel taciz ve tecavüz” suçlamaları?

Öyle görünüyor... Taciz filmi Micheal Douglas’la, Demi Moore’un oynadığı inanılmaz sevişme sahneleriyle dolu bir filmdi. O filmde tacize uğrayan Micheal Douglas’tı. Ancak Demi Moore gibi çok güzel ve alımlı bir kadının taciz edebileceğine kimse inanmadığından, erkek taciz etmiş gibi görünüyordu. Oysa kadınlar zaman zaman taciz silahını erkeklere karşı kullanırlar. Mesela kadın gazeteci, o görüşme esnasında hayat görüşü olarak “serbest ve özgür evliliklerden yana” olduğunu söylüyor ve öyle yaşadığını ima ediyor. Sonra Baykal’ı eve çağırıyor. Bir gün alışveriş yapmaya, diğer bir gün de yemeğe çıkmaya çağırıyor. Bunlar hep taciz olduğunu söylediği olaydan sonra meydana geliyor. Peki bu nasıl bir taciz ki, tacize uğrayan mağdur, mütecaviz kişiyi sürekli yemeğe, alışverişe ve evine çağırıyor?

* Tamam böylesine iddialar ortaya atarak bir erkeğin itibarsızlaştırılması kabul edilemez ama gerçekten de kadının yaşadığı tacizleri de göz ardı etmemek lazım, çoğu zaman ispatı olmayabilir ama bu yaşanmamış demek değil, öyle değil mi?

Elbette... Kadınları eşitlenmemiş bir toplum insani ve demokratik bir toplum değildir. Daha birkaç hafta önce mahkeme koruma vermediği için bazı erkekler eşlerini öldürdüler bu ülkede. Şiddetin olmadığı bir tek gün geçmiyor bu ülkede. Kadının mücadelesi insanlık mücadelesidir...

DİĞER YENİ YAZILAR