Batı medyası ve demokratik dünyanın çifte standardından utanç duyuyorum!..

Haberin Devamı

Batı’nın çağdaş olması gereken demokrasi standartlarının, bu standartlara uygun hareket ettiğini öne süren medyasının; kendinden olanla, kendinden olmayan ötekine yönelik çifte standartlı vahşeti ifrit ediyor beni...

İslami esaslarla yönetilen ülkelerde “demokrasi” olduğunu hiçbir zaman savunmadım... Batı’nın gelişmiş ülkelerinde, Avrupa Birliği’nde, Avrupa Konseyi’nde, ABD’de ve tüm Batı ülkelerinde ‘demokrasi’nin olduğuna inandım, onları örnek gösterdim, kendime, hayata ve her kesime...

Şimdi kağıttan kuleler yıkılıyor Rabiatul Adeviyye Meydanı’nda...

***


İki yüz kişiyi öldürdüler...

Beş bin kişiyi yaraladılar...

Kitlesel ölümler ve yaralamalar, bir kutsal Cuma gününde, bir kutsal Ramazan ayında meydana gelmekte...

Böyle bir vahşet, Vatikan’da toplanan Katolik Hristiyan yığınlara yapılsaydı, CNN’in, Der Spiegel’in, BBC’nin, Reuters’ın, Times’ın ve dünyanın tepkisi nasıl olurdu acaba?..

***


“Ama onlar insan Mısırlılar değil!!!” öyle değil mi?..

Hayatı medeni!!! insanların dünyası ve dışında yaşayanlar diye ayırırsanız, gelinen nokta “vahşetin medeni dünyaya ayak basmadığı ölçüde vahşet sayılmayacağı” noktasıdır... Hayatı Müslümanlar’dan yana, ya da Mursi’den tarafa okumaktan bahsetmiyorum...

Hayatı insandan ve insanlıktan yana okumaktan söz ediyorum... “İslam ülkeleri” demokrasiyle yönetilmeyebilir...

Demokrasileri gelişmemiş, özgürlükleri kısıtlı, hayatı çoğulcu yaşamadıkları varsayılabilir... Ancak şu anda Mısır’da gördüğümüz vahşet; inandığımız ve inandırıldığımız demokrasilerin, çağdaş zannettiğimiz kurumların, saygın dediğimiz medyanın, sorumsuz tavırları ve yayınlarıyla, darbeye karşı çıkmadığı insanlık suçuyla, ayıp ettiği ve hunharca katledilmesine müsaade ettiği Adeviyye Meydanı’ndaki Mısırlı Müslüman’la, bu vahşetin sorumlusu olduğunu düşünüyorum...

***


Gezi Parkı’nda ölen gençlerin acısını ta içimizde, yüreğimizde hissederken, Müslüman, Hristiyan, dinci, laik herkesin hissetmesini istiyorduk...

Çok uğraştık olaylar olmasın diye; önden girip, arkadan çıktık; fayda etmedi...

Mısır’da ise göz göre göre bir darbe yapıldı...

Meydanlarda toplanan milyonlar direnirken, meydanları terk etmeyip ölüme meydan okurken...

Her şey başından sonuna kadar kanunsuzdu Adeviyye Meydanı’nda...

Fakat kanunsuzluğun bütün çıplaklığına karşın, uluslararası medya, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, NATO; Birleşmiş Milletler, CNN, Der Spiegel, Reuters falan filan iki yüz kişinin ölümüne beş bin kişinin yaralanmasına giden vahşetin zeminini hazırladılar...

***


Şimdi Türkiye’de açıktan bir taraf olarak, tavır alan “uluslararası medya ve sivil toplum kuruluşları”nın, bu vahşet karşısında, dünyayı altüst etmeleri beklenir değil mi?.. Hayır göreceksiniz... Doğru düzgün hiçbir şey yapmayacaklar...

***


Batı’nın demokrasi standartlarının, “çıkar amaçlı” olduğu, duruma, şartlara ve çıkarlara göre, değişik standartları benimsediği deşifre olmuştur artık...

İslami esaslara göre yönetilen ülkelerde “demokrasi olmadığını biliyoruz...”

Bunu hiçbir zaman iddia etmedik...

Daha iyi olsunlar diye Batı’nın gelişmiş demokrasilerini onlara örnek gösterdik...

Şimdi gelinen nokta; “Batı’da zannettiğimiz demokrasi müktesebatının, değişmez sandığımız insan hakları standartlarının kağıttan kuleler olduğunun ortaya çıkmasıdır...”

Batı medyası deyince “saygın” kelimesi düşerken beynimize, artık düşen “çıkar” kelimesinden ibarettir sadece...

Acı ama gerçek...

OSCAR WILDE; “BUGÜNLERDE AJANLARIN MESLEĞİNİ ARTIK GAZETECİLER İCRA EDİYORLAR...”

Bir kadının bir erkeği değiştirmesinin tek yolu, onu hayata karşı tüm ilgisini kaybedecek kadar usandırmasıdır...

***


Erkekler tembel oldukları, kadınlar ise meraklı oldukları için evlenirler...

Hayal kırıklığı iki taraf için de kaçınılmazdır...

***


İnsan aşka kendini kandırarak başlar...

Diğerlerini kandırarak sonlandırır...

Aşk macerası denilen şey budur...

***


İyi kararların kaderi hep geç alınmalarıdır...

***


Kırsalda herkes iyi olabilir...

Çünkü orada baştan çıkartıcı şeyler yoktur...

Bu yüzden şehir dışında yaşayanlar medeniyetsiz sayılır...

Medeniyet denilen şeyin iki yolu bulunur...

Biri eğitim...

Diğeri ise yozlaşmaktır...

***


Vicdan azabı duymak bir lükstür...

Kendimizi suçladığımızda bir başkasının bizi suçlama hakkı olmadığını düşünürüz...

***


Bir kadın kocasının kendisine karşı ilgisiz olduğunu anladığında, o kadın ya korkunç bir şekilde derbeder olur... Ya da başka kadınlarının kocalarının hediye ettiği zarif şapkalar takmaya başlar...

***


Güzellik bir zeka şeklidir...

Aslında zekadan daha üstündür...

Çünkü açıklanmaya ihtiyacı yoktur...

***


En alelade şey, biri onu saklarsa hoşa giden bir şeye dönüşür...

***


İyi sanatçılar, bütün yeteneklerini ve yaratıcılıklarını sanatlarına verirler...

Bu yüzden de hiç ilginç değillerdir...

***


Sadık olanlar aşkın zevklerini, sadakatsiz olanlar da aşkın acısını bilirler...

***


Leylak rengi giyinen, ya da otuz beşin üzerinde ama pembe giyinen bir kadına asla güvenmeyin...

Bu onların bir geçmişleri olduğu anlamına gelir...

***


Çağı ilerleten prensipler değil, kişiliklerdir...

***


Etkileyici olan sadece iki çeşit insan tipi vardır...

Her şeyi bilenler ve hiçbir şeyi bilmeyenler...

***


Kişi düşmanlarını seçme konusunda çok dikkatli davranmaz...

***


Sadece duygusal kişiler bir duyguyu bir daha yaşayabilirler...

***


Ahlak sevmediğiniz kişilere karşı takındığınız tavırdır...

***


Bugünlerde ajanlar bir işe yaramamaktalar... Onların mesleği sona erdi...

Onların mesleğini artık gazeteciler icra ediyorlar...

***


Uğruna yaşanan tek şey vardır...

Zevk...

Hiçbir şey eskimez mutluluk kadar...

***


Dün olduğu gibi Oscar Wilde’ın “Hiçbir şey eskimez mutluluk kadar” kitabından aldım bu aforizmaları...

İyi Pazar’lar...

DİĞER YENİ YAZILAR