Babama beyin kanaması geçirten gazete şimdi bu işten öylece sıyrılacak mı?..

Haberin Devamı

Ergenekon’du Balyoz’du, mahkemeler karar vermeden, adalet son sözü söylemeden ahkam kesmem...

Darbe yapmak istemişlerdi, bombaları şurada saklamışlardı diye sallamam, içinde değilim bilmiyorum...

Haksızlık ederim, hak yerim...

Generallerle ilgili, Ergenekon sanıklarıyla Balyoz tutuklamalarıyla ilintili, az konuşuyorum, çok dinliyorum...

****


Fakat medya öyle değil...

Ben o medya düzeninin içinde yaşıyorum...

Kimsenin bilmediklerini içinde yaşadığım için biliyorum, tahmin ediyorum, çok kişinin görmediklerini görüyorum tabiatıyla...

O hayatın içindeyim, göbeğindeyim, zaman zaman okların hedefi, zaman zaman da hedefi olanların en yakın tanığıyım...

Oda TV olayı, Ergenekon’la bağlantılı mı bilmem...

Çok da önemi yok benim için...

Ancak Oda TV’de çalışan iki kişinin gazetelere yansıyan iddianamedeki telefon konuşmaları önemli...

O konuşmada t.... ‘nın sıkılması gerektiği söylenen bir Akşam gazetesinin genel yayın yönetmeni var...

“Eğer o organları sıkılmazsa, kontrol edilemeyecek bir hale geleceği” söylenerek, “organları sıkılacak bir yazı politikası” güdülmesi karara bağlanıyor...

***


Sonra ne ilginçtir ki, bu gazetecinin yönettiği gazetede, “babamın ani beyin kanaması” geçirmesine neden olan, sol tarafına felç indiren ve şu anda ceza ve tazminat davaları süren yazılar çıkmaya başlıyor...

O çok ilginç telefon konuşmasında “belinin altındaki organlarının sıkılarak adam edilmesi!!! düşünülen genel yayın yönetmeninin” gazetesi, bana karşı, ceza davalarına konu olacak yayınları bizzat o konuşmayı yapan köşe yazarının köşesinden yayınlamaya devam ediyor...

80 yaşındaki babam, yazılan bunca kirli yalan ve pis iftira karşısında beyin kanaması geçiriyor...

Hastanede üç gün yoğun bakımda kalıyor...

Sol tarafına felç iniyor...

***


Konular Ergenekon’a falan girdi mi sulanıyor...

Siyasi tarafı öne geçiyor ve bu kirli ve pis kavga, ulvi bir kutsal dava adına yapılıyormuş izlenimi uyandırılıyor...

Oysa, bu linç kampanyasının, nasıl olur da bir siyasi kutsal amacı olabilir?..

Şimdi o gazetenin genel yayın yönetmeni, hiçbir şey olmamışcasına bu mesleğe devam edip, genel yayın yönetmenliğini sürdürecek mi?..

İnsan kanıyla beslenen, 80 yaşında babaları, dedeleri beyin kanaması geçirterek hastanelere sevkeden, “istediğimiz gibi davranması için organlarından sıkalım” şiarlı gazetecilik sona ermeyecek mi?..

Günah değil mi?..

Bunca suçsuz günahsız insanın, medyatik bir linç kampanyasının parçası haline getirilmesi?..

***


Ben şöyle söyleyeyim...

O telefon konuşmalarının tarafı olan kişilerin “hiçbir organımı sıkmalarına” müsaade etmedim...

Bedelini, aleyhime leş gibi bir kampanyayı yiyerek ödedim...

Ne ki huzurluyum...

Akşam çocuklarımla kafamı yastığa koyduğumda, onlara sarılıp huzur içinde onları seyrederek uyuyorum...

Ya sen?..

Organlarının sıkılmasından muzdarip arkadaş...

Sen rahat uyayabilecek misin?..

*****


FERİT ŞAHENK STAR’I ALIYOR...

Medyada taşlar yerinden oynuyor...

Dün gelen haber “STAR televizyonunun da Ferit Şahenk’in Doğuş grubu tarafından alınacağını” söylüyordu...

Görüşmeler başlamış, yaklaşık 391 milyon liraya Şahenk’in Doğuş grubuna geçeceği söyleniyor STAR’ın...

Aydın Doğan’ın elindeki gazete ve televizyonlardan bir bölümü böylece el değiştiriyor...

Önce Vatan ve Milliyet gazeteleri Demirören-Karacan ikilisine satıldı...

Arkasından da STAR televizyonu Doğuş grubuna satılıyor...

***


Medyada önemli bir el değiştirme var bu dönem...

Doğan medyasının iki gazeteyle bir büyük televizyonu da bu el değiştirme sırasında başka başka sermaye gruplarına gidiyor...

Gazeteleri de televizyonu da yeni alan sermaye gruplarının önemli bir özelliği var...

Bu gruplar, “merkez medyanın ya da sermayenin” temsilcisi olarak bilinen gruplar...

Demirören’ler de Şahenk’ler de “merkez medya ve sermayenin sahipleri” Türkiye’de...

Karacan zaten sermayeyi değil, aileyi temsil eden bir soyad...

***


Bu detayı verme nedenim şu...

Vatan, Milliyet gibi gazetelerle, STAR gibi televizyonlar, eski patronlarıyla yeni patronları arasında “nitelik farkı” olmayan sermaye güçlerine geçiyorlar...

Yani bir “yeşil sermaye”nin konumundakilerin ya da muhafazakar sermayenin bu televizyon ve gazeteleri ele geçirmesi durumu yok...

Merkez sermaye korakor bir muhalefet anlayışını benimsemeyebilir...

Birebir yandaş da olmayabilir...

Merkez sermaye sonuçta merkez sermayedir...

Eskiden nasıldıysa şimdi de öyle olacak...

Artısıyla eksisiyle...

***


Türkiye’de iki dönemi aşan AKP iktidarında medya önemli bir değişime uğradı...

Muhafazakar medya önemli bir güç elde etti...

Sayısız haber kanalı muhafazakar medyanın temsilcisi olarak boy gösterdi...

Birçok muhafazakar, liberal yorumcu ekranlarda boy gösterdi bu dönem...

Olaylar yıllardır işlendiği gibi Cumhuriyetçi ve laik bir bakış açısından dışına taştı, çok geniş ve farklı bir yelpaze de, olayları “alışılmadık” açılardan yorumladı...

Bu çok olumlu bir gelişmeydi...

Fakat cumhuriyetçi bakış açısının çok azaldığı görüldü ki, bu o kadar olumlu bir durum değildi...

***


Bu arada yılların entellektüel ve fikir önderi gazetesi konumundaki Cumhuriyet ile Radikal’e, amansız bir rakip geldi...

Taraf gazetesi Türkiye’nin siyasi dogmalarını yerle bir etti...

Vurulmaz denilene vurdu, eleştirilmez denileni eleştirdi, söylenmez deneni söyledi...

Türkiye bütün bu farklı fikirlerin geniş yelpazesinde yeni bir harmoniye doğru gitmekte...

Muhafazakar basının çok güçlendiği bir Türkiye’de, STAR, VATAN ve MİLLİYET’in, muhafazakar olmayan eski merkez sermayede kalmalarını, gazeteler ve televizyon için olumlu bir gelişme olarak görüyorum...

Çünkü bu gazeteler, muhafazakar değiller, olamazlar ve olmamalılar...

DİĞER YENİ YAZILAR