Baba gel artık!..

Haberin Devamı

Tam dört yıl oldu Mustafa cezaevine gireli...

Dün Cumhuriyet gazetesi dokuz sütuna manşetten vermiş onu büyürken göremeyen küçük oğlu Deniz‘in feryadını:

- “Baba gel artık!..”

Yanında Mustafa‘nın cezaevinde çocukları ve eşiyle çektirdiği resim...

Eşi Gülşah “Sınırsız bir boşlukta yuvarlanıp durduk...” diyor:

- “Kızım Yağmur, oğlum Deniz ve ben... Artık toplumsal barışın zamanı... Umudumu yitirmedim... Ya siz?..”

***


Ne acı!..

Dışarıda ego savaşı yapan gazeteciler, Mustafa‘nın hayatını gözlerinin önüne getiriyorlar mı acaba?..

Bir yaşında yeni doğmuş oğlunun, emeklediğini görememek...

Yürümesine tanık olamamak...

Baba gel artık..


Büyüdüğünü yaşayamamak...

Nasıl olduğunu bilememek...

“Baba” deyişini duyamamak...

Ona doyasıya sarılamamak...

Onu öpüp okşayamamak...

Onu koklayamamak...

***


Mustafa’nın dosyasını görmedim...

Görmek bile istemedim...

Ne iddiaları, ne savunmasını...

Duyguların iddialar ve savunmalarla bir ilgisi yok!..

Ben bir “baba”nın durduğu yerdeyim...

Büyümekte olan bir yaşındaki bir erkek çocuğunun “babasız” özlem dolu günlerinin içine girmeye çalışmaktayım...

- “Baba gel artık!..”

Öyle diyor çocuklar...

Bu bir savunma değil...

Bu hukuki bir tartışma değil...

Bu savunmanın haklılığı, tutukluluğunun haksızlığı,

darbelerin geçersizliği, Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Sarıkız, bilmem ne isimle kodlanmış bir derin operasyonun “duygusal zemine oturtulmuş” bir kamuflaj metni hiç değil...

Bu bir vicdan...

Bu bir kalp...

Bu bir babanın durduğu hassas zemin...

- “Baba gel artık...”

Bugün başkaca şey yazmak gelmiyor Mustafa’m içimden!..

DİĞER YENİ YAZILAR