Haberin Devamı
Türkiye’de hayatın ne kadar hızlı ve acayip bir şekilde değiştiğini görmek istiyorsanız, çok yakından tanıdığımız bir figürün hayatını yakından incelemek yeterli olacak...
Aziz Yıldırım 2011 yılında 3 Temmuz şike soruşturmasıyla içeri alınıyor...
Detaylara girmeyeyim...
Müebbetle yargılanıyor...
Kolay kolay bir daha gün yüzü görmeyeceğinin söylendiği bir sürecin içine giriyor...
Ne zaman tutukevinden çıkacağı, gerçekte çıkıp ya da çıkmayacağı hiç belli değil...
Uzun mahkeme süreci tamamlanmadan, bir yıl tutuklu kalan Aziz Yıldırım cezaevinden çıkıyor...
Tahliye oluyor...
Yeni evlendiği eşine, çocuklarına, ailesine, dostlarına ve kulübüne kavuşması açısından hayırlı ve mutlu bir gelişme Aziz Yıldırım için...
Ne var ki mahkeme Aziz Yıldırım hakkındaki kararı açıklıyor...
Fenerbahçe Başkanı 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum oluyor...
Bu durumda Aziz Yıldırım bir üst mahkeme onarsa yeniden cezaevine girecek...
Davayı temyiz ediyor, Yargıtay’a başvuruyor...
Temyizden karar çıkması beklenirken, Türkiye’de gelişmeler baş döndürücü bir hızla iniş çıkışlı dönmeye devam ediyor…
Tıpkı bir dönme dolap gibi...
Birkaç hafta önce, Aziz Yıldırım çevresine; “hiçbir şey olmaz, Yargıtay kararı onarsa 3.5 yıl daha hapishaneye gitmek zorunda kalacağını” söylüyor...
Aziz Yıldırım bugünlerde Fenerbahçe’de yeniden Başkanlık için adaylığını koyuyor ve kazanıyor...
Seçim kampanyası sırasında Fenerbahçe Bank kuracağı yolundaki açıklamalar Başbakan tarafından sert biçimde eleştiriliyor...
Yıldırım, Yargıtay’ın son kararını bekliyor...
Hayatının bundan sonrasının ne olacağının belirsizliğini yaşıyor...
Türkiye’de o sırada şartlar bir daha baş döndürücü bir şekilde değişiyor...
17 Aralık gerilimi; Ergenekon ve Balyoz davasındaki hükümler tartışmalı hale getiriyor...
Balyoz ve Ergenekon davasının tutuklu ve mahkumları teker teker “yeniden yargılanma” talep etmeye başlıyorlar...
Arka arkaya tahliyeler yaşanıyor...
Tüm bu gelişmelerin ertesinde önceki gün, Fenerbahçe yöneticisi Mahmut Uslu, Rıdvan Dilmen’le birlikte Başbakan’a çıkıp görüşüyorlar...
Görüşmenin; bir yerinde hem de en önemli yerinde Aziz Yıldırım’ın olmadığını düşünmek safdillik olur...
Bu haftaki maçta, Fenerbahçe tribünlerinden Başbakan’a yönelik tezahüratların yapıldığını hatırlarsak...
Rıdvan Dilmen’in “Başbakan’ın nasıl bir Fenerbahçeli olduğunu en iyi Aziz Yıldırım biliyor...” şeklinde canlı yayında söylediği sözleri gözümüzün önüne getirirsek...
Türkiye baş döndürücü bir şekilde yeniden değişiyor...
Kartlar yeniden karılıyor, yeniden dağılıyor...
“Güçler dengesi ve trafiğinde” iki yıl önce birkaç tane müebbetle yargılanan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım şu anda, o günlerin uzağında bir güvende bir ikilemin ortasında kalıyor...
1) Yargıtay kararı sürecini sürdürecek ve cezasında bir indirim olmasını bekleyecek...
Böylece yeniden cezaevinde yatması ihtimali ortadan kalkacak...
2) Balyoz ve Ergenekon davası tutuklu ve mahkumlarının yaptığı gibi, yeniden sil baştan yargılanma talep edecek...
Yeni yargılanmayla beraat etmeyi hedefleyecek...
Bir daha cezaevine girmemek için hangi tercihi kullanacak Aziz Yıldırım?..
Yargıtay’da daha az bir cezayla mahkum olursa bir daha cezaevine girmeyecek...
Ancak bu kez de “şike davasından mahkum olduğu için Fenerbahçe’de Başkanlığı otomatikman düşecek...”

Aziz Yıldırım ne yapacak?..
Başkanlık ve özgürlük formüllerinin ikisini birden aynı sepete koyacağı bir mucize formülü bulup çıkartabilecek mi?..
Yeniden yargılanmayı isteyecek mi?..
Eğer; Türkiye’nin geçirmekte olduğu, akıllara durgunluk veren dönme dolabı izlemek istiyorsanız; Aziz Yıldırım’ın son iki yıldaki hayatını gözünüzün önüne getirin...
Dönme dolabı o salıncaktan izleyin...
Bütün iniş ve çıkışları göreceksiniz...
Yılda 18 milyon lira Ronaldinho’ya ödenir mi?..
Gazetelerde tam sayfa manşet olmak güzeldir... Gündem değişir, hayat istediğiniz gibi dönüşür...
Herkese bir parça umut şırınga edilir...
Varan 1... Varan 2... Varan 3... gibi transfer haberleri ‘yönetim imajınızı güçlendirir...’
Bunlar bilinir...

Bilindiği halde algı yönetmede etkilidir...
O gün için taraftara heyecan şırıngaladığından, günlük rahatsızlıklar törpülenir, gündem ustaca değiştirilir...
Nedense bir süredir Beşiktaş’ta Ronaldinho transferini hep “gündem değiştirme, yeni bir heyecanla umut tazeleme” rüzgarının bir parçası olarak görüyorum...
Böyle zamanlarda hiç kimse Beşiktaş’ın can dostu olarak ortaya çıkmıyor...
Pusuya yatıyor; bekliyor...
Başarısızlığın ortaya çıkmasını, Ronaldinho’nun pek bir işe yaramamasını, “18, 36, 54 milyon lira nereye gitti” diye hesap soracağı günleri bekliyor...
Oysa Beşiktaş bu sene “gezginci gibi hangi stadı bulursa” orada oynuyor...
Şubat başında ligin ikinci yarısında ilk iç saha maçını hangi statta oynanacağı dün itibariyle kesinleşmemiş durumda...
Hangi statta oynayacağını bilmeyen Beşiktaş, yılda en iyi ihtimalle 6 milyon euro, yani 18 milyon lira vereceği Ronaldinho transferini yapmaya çalışıyor...
Ronaldinho transfer olursa Beşiktaş’ta oynayacağı ilk maçta, 34 yaşını bitirip 35 yaşından gün almaya başlayacak...
Böyle bir futbolcuya 18 milyon lira ödemek, akıl karı mı hiç sanmıyorum...
Avrupa’da oynamıyorsunuz...
Bir tek Türkiye liginde oynuyor, onda da stadınız olmadan gezginci gibi oynuyorsunuz...
Gerek var mı?..
Hiç yok...
Futbolcu transfer edecek ve bunun için sponsorları devreye sokacaksanız, bekleyin sezonun bitimini...
Yeni stadınızın açılmasıyla, daha genç ve Beşiktaş’a daha yararlı olacak bir transfer yapınız...
Bugün Ronaldinho için sesini çıkarmayanlar; pusuya yattılar...
Yarın Fikret Orman yönetiminden hesap sormayı bekliyorlar...
Bu filmi Quaresma, Simao, Guti olayında görmüştüm ben...
Aynısını bir daha yaşamak istemiyorum...
Ortada daha stat yokken, kombine gelirleri Kaf Dağı’nın arkasında beklemekteyken, 35 yaşındaki Ronaldinho’yu Olimpiyat stadına getirmenin ne alemi var?..

