Haberin Devamı
Mustafa Topkara’nın “Yol Ayrımı” kitabını okumaya başladığımda, aşk ve ilişkiler üzerine yazılmış yüz binlerce kitap olmasına rağmen, “ayrılık” yazılan kitapların ne kadar az olduğunu fark ettim...
‘Yol Ayrımı’ kitabından bazı bölümleri bu Cumartesi sizin için seçtim...
Ayrılıklar hakkında bir parça fikir edinmek ve kendimizi tanıma sürecine katkıda bulunmak için...
‘Tolga ayrılığı eşi Ebru’yla birlikte başlayan süreçte üç ilişkiyi arka arkaya yaşamış, bu ilişkide iki farklı ayrılık süreci geçirmişti...
Eşi Ebru’yla olan evliliğinde evi terk eden o olmuştu...
Ebru’ya ayrılmak istediğini söylemiş ve evden gitmişti...
Bu ayrılık Sevda’yla ilişkisinin başlamasından iki ay sonra olmuştu...
Sevda’yla ilişkisinden önce de evliliğinde mutlu değildi...
Ancak ilişkiden de çıkamıyordu...
Ne ilişkideki sorunları çözecek güveni vardı...
Ne de ilişkiyi bitirecek özgüveni...
Ebru’yu kaybetme korkusu, suçlanma yargılanma korkusu ilişkideki sorunlarını ve beklentilerini açmasına engel oluyordu...
Bu sorunların pek çoğunun farkında bile değildi...
Korkularından dolayı Ebru’yla sorunlarını çözemiyordu...
Aynı korkular ondan ayrılmasının önündeki engeldiler aynı zamanda...
Ebru’yu kaybetmekten korkuyordu...
Kaybetme korkusu hem sorunların çözümünde hem de ayrılığın önündeki en büyük engeldi...
Bu yüzden mutsuz sürdürdüğü evlilikten uzun süre çıkamamıştı...
Sevda’nın varlığı ona güç vermiş, kendine güvenini arttırmış ve ilişkiden bu yolla çıkabilmişti...
Ancak çözemediği pek çok sorun, eksik bıraktığı çabalar derinde bir yerlerde içinde kalmış ve onu geçmişe bağlamıştı...
Sevda’yla yaşamaya başladığı ilişki, Ebru’yla var olan ilişkisinden güç alarak yaşadığı bir ilişkiydi...
Bu yüzden de Sevda’ya karşı ne hissettiğini tam olarak bilemedi...

En yoğun hissettiği ise güvensizlikti...
En başından itibaren derinden gelen güvensizlik ilişkinin altını oymuştu...
Tolga evliydi ve Sevda, evli bir adamla ilişki yaşıyordu...
Bunu neden yapıyordu?..
Neden herkes gibi kendine eş adayı olabilecek birini aramak yerine, Tolga’yla kendisini değersiz hissettiği bu ilişkinin içine girmişti?..
Bu soru, onun ilişkiye ve Sevda’ya güvenmesine engel oldu...
Bu güvensizlik hissi, Sevda’ya yaklaşırken yakasını bırakmadı...
Birine güvenmezseniz; onun her davranışına kuşkuyla bakarsınız...
Bu da ilişkiyi yaşanmaz hale getirir...
Yaşadığınız ilişki, ilişkiyi bitirir...
Tolga’nın Sevda’yla ilişkisini duyduğu güvensizlik mi bitirdi?..
Yoksa Sevda zaten güvenilir ve açık biri değil miydi?..
Tolga uzun zaman bu sorunun cevabını veremedi kendi kendine...
Ne zaman ki kendini anladı...
O zaman Sevda’yla ilgili sorunun ne olduğunu gördü...’
Ayrılık nedeni ve süreci, sizin sonraki süreçlerde ilişkilerinizde ne yaşayacağınızı, nasıl ilişkiler geliştireceğinizi, ne tür sorunlarla boğuşacağınızı gösterir...
‘Neden’ üzerinden, geçmişte bitirilen ilişkinin nasıl bir ilişki olduğu, ne yaşandığını nasıl bittiğini, bu ilişkinin gelecekte hayatımıza nasıl yansıyacağını görebiliriz...
Son sözüm
Bürosunda onlarca ziyaretçisine tedavi uygulayan psikolog Mustafa Topkara’ın “Yol Ayrımı” kitabı, ayrılmalara, aldatmalara çok daha geniş bir bakış açısı getiriyor...
Benim ayrılmalar ve aldatmalarla ilgili söyleyeceğim söz ise kısaca şu;
Eğer kendinizi dikkatlice analiz ederseniz, “aldatmalarda esas sinirlendiğiniz, yıkıldığınız, hayal kırıklığına uğradığınız şeyin”, aldatma olayının kendisinden ziyade, bunun zamanında size söylenmemiş olmasında ve arkanızdan dolap çevrildiğini anlamanızda yattığını çıkartırsınız...
Siz aslında “aldatılmaktan çok size yalan söylenmiş olmasına, partnerinizin arkanızdan oyun çevirmiş olmasına” içerliyor ve bunu kabul edemiyorsunuz...
Örneğin evli bir adamla aşk yaşayan kadın, eğer adamın evli olduğunu biliyorsa, erkek eşine gittiğinde kendisini aldatılmış hissetmez...
Bu durumu baştan bildiği için, “erkeğin evine gitmesi ve karısının yanında olması” onda başka hisler uyandırsa da aldatılmışlık hissi uyandırmaz...
Neden uyandırmadığını düşünün...
Kadının baştan adamın evli olduğunu bildiği için, bunu bir aldatma olarak görmediğini fark edeceksiniz...
Aldatma, arkadan oynanan oyun olduğunda yıkıcı haline gelir... Yalan söylendiğinde, bir dolap çevrildiği sonradan ortaya çıktığında “gerçek ve tahripkar bir anlama bürünür...”
Başka birine aşık olma...
Süren bir ilişkide taraflardan birinin başka birine aşık olarak ilişkiyi bitirmek istemesi, sıkça karşılaştığımız durumlardan birisidir...
Taraflardan birinin başka birine aşık olması, ilişkiyi bitiren sorun olarak görülse de; bu algı tam olarak gerçeği yansıtmaz...
Bu tıpkı aldatma gibi ertelenmiş pek çok ilişki sorununun sonucu olarak ortaya çıkar...
İlişkinin bitmesinin nedeni olarak, kişinin başkasına aşık olduğu için suçlu ve sorumlu sayılması gerçeği yasıtmaz...
Başka birine aşık olma durumu söz konusuysa, aşık olan tarafın ilişki içindeki duygularında bir sorun var demektir...
Duyguları azalan taraf, bu azalma sürecini izleyememiştir...
Süren ilişki taraflardan birinin isteğiyle ve ilgisiyle sürüyorsa, diğer taraf sırf sevildiği için o ilişkiyi sürdürüyorsa onun başka birine aşık olarak bu ilişkiden çıkması kaçınılmaz bir sonuçtur...
İlişkiyi niçin yaşıyoruz?..
Paylaşmak, yalnızlığımızı gidermek, anlaşılmak, kendimizi bir cins olarak değerli, önemsenen biri gibi hissetmek için...
İlişki karşımızdakinden bunları alamadığımızda sona erer...
Aldatma aldatılma...
“Aldatmalar ayrılıkların istatistiksel olarak önemli bir bölümünü oluştururlar...
Çözülemeyen sorunlar kişileri aldatmaya götürür...
Aldatmanın nasıl algılanması gerektiği ve ilişki içindeki konumu ayrı bir konudur...
Aldatmayı kişilik sorununa dönüştürmek, ilişkiyi yürümez hale getiren önemli konulardan biridir...
Kişilik yapılarındaki sorunlar nedeniyle aldatmanın yarattığı güven sorunu; aldatma sonrasında neredeyse en az önemsenen konu haline gelir...
Diğer kişiyle kıyas, çevre tarafından zayıf bir kişi olarak algılanma, yargılanma korkusu öne çıkar...
Diğer kişiyle kıyaslanmanın getirdiği yetersizlik hisleri; çevre tarafından aldatılmış olmasına rağmen ilişkiyi sürdürüyor olduğunu düşünmesiyle ilgili yargılanma korkusu, kişilerin bu davranışı hissettiklerinden daha farklı tepki vermelerine neden olur...
Aldatmaların ilişkileri yıpratan asıl noktaları işlendiğinde, sorunun güvenden çok kişilik yapımız ve çevremizle kurduğumuz ilişkilerde yattığı görülecektir...
Kişiler üzerinde baskı hissetmemiş olsalar, aldatma davranışı daha katlanılır bir durumdur...
O ilişkideki pek çok sorunun konuşulmasına ve belki de çözülmesine olanak sağlayan bir sürece dönüşebilir...
İlişkide kendimiz gibi olmaktan korktuğumuz için, ilişki içindeki eksikliklerimizi, mutsuzluklarımızı ikinci ilişkilerle gidermeye çalışırız...
Aldatma sadece duygusal ve cinsel bir süreç değildir...
Aldatmalar ilişkide tek başına var olmakta zorlanan bizlerin dayanak noktalarıdır...
Hepimizin sorunudur...
Aldatma üzerindeki kişisel sorunlarımız, çevre tarafından yargılanma korkumuz ne kadar azalırsa, aldatmaların ilişkiler üzerindeki baskısı da o oranda azalacaktır...”

