Aydın-batılı-içkici gazeteci profili ve alkol...

Haberin Devamı

Aydın-batılı-içkici gazeteci profili, “özgürlükler ve alkol” tartışmasına bodoslama daldıkça AKP oyları artıyor...

Alkol tartışmasının “siyasi stratejistler tarafından bilinçli çıkartıldığını” düşünüyorum...

Ancak aydın-batılı-içkici gazeteci profili bundan bihaber...

Öncelikle happy-hour saatlerinde kendilerine içki ikram edilmemesini müthiş önemli bir mesele olarak görüyorlar ve bunun yoksunluğunu halka şikayet etmenin, iktidar üzerinde “yıpratıcı” etkisi olacağı gibi bir vehim içindeler...

Gerçekten traji-komik bir zan içindeler...

Dindar veya değil, alkolle gündelik hayatında fazla haşır neşir olmayan herhangi bir insan için “yarattıkları infial bir bardak suda topartılan fırtına gibidir...”

***


Uçaklarda alkol servisi tartışmalarının hemen ardından “araçlarda bir promilden fazla alkol kullananlar için iki yıla kadar hapis cezası getirileceği” dün açıklandı...

Tartışmaya bodoslama dalanlar, içki içme hürriyetini “veciz ifadelerle süsleyenler” şimdi ne söyleyeceklerini bilemez haldeler...

Trafikte alkollü araç kullanımı için katlanan hapis cezaları için söyleyebilecek tek bir kelimeleri yok çünkü...

Alkol içebilmek uçaklarda bir özgürlük meselesi elbet...

Ancak bu tartışmalara “dünya batıyor” hissiyle dalmak, iktidara büyük avantaj sağlarken, aydın-batılı-içkici gazeteci profilini de iyice rezil ediyor...

***


Arkadaşların happy-hour’da uçakta almayı düşündükleri aperitif viski ya da campari-soda, kimsenin umurunun teki değil...

İçkiyle fazla haşır neşir olmayan bir insan için, “içki tartışmasını böylesine yoğun bir memleket meselesi haline getirmek” algıyı altüst ediyor...

Dış kamuoyu belki daha duyarlı...

Fakat iç kamuoyu, “İşleri güçleri sarhoş muhabbeti” diye düşünüyor...

Memleket meselesini bir içki meselesi haline getirmek, özgürlük sorununu “happy-hour’daki alkol tüketimine” indirgemek garip bir durum...

İktidar partisi alkol meselesinde psikolojik olarak çok üstün ve aydın-batılı-içkici gazeteci profilinin yapacağı fazla bir şey yok...

Onca kerli ferli, oturaklı adamın “alkol üzerinden muhalefet yapıyor gözükmesi” bu uygulamayı başlatanların arayıp da bulamayacakları bir fırsat...

***


Arkadaşlara bir sır vereyim...

İnsanın başı içkiyle hoş olmadı mı tartışmalar “davulun sesi” kıvamında geliyor...

Hoş geliyor ancak abartılı...

Bir özgürlük meselesi olmasına özgürlük meselesi içki...

İçilmesine müdahale özgürlükler açısından problemli...

Ne ki, uçağa binip de happy hour’da “nerede benim içkim” diye mızmızlanacak sayısı o kadar az ki...

Üstelik zararları her geçen gün ayyuka çıkan bir “sağlık günahı” haline geliyor alkol...

Bunca yıl içki içen ve özgürlükleri her daim savunan birisi olarak ben bile “muhalefet etme biçiminden artık rahatsızlık duymaya başladıysam” arkadaşlara bir tavsiyem var...

Ögürlükleri savunurken, “fazla züppeleşmemekte yarar var!..”

*****


SULU BOYASI BOL BİR TARANTİNO FİLMİ!..

Bu Pazar gecesi sabaha karşı 2013 Oscar ödülleri töreni var...

Oscar’a aday olan filmleri tören öncesi birbirinin peşi sıra görmeye çalışıyorum ki, ödül töreni gecesi “istediğimi gönül ferahlığıyla alkışlayabileyim, istediğime de yuh çekebileyim...”

Önceki gece suare matinesinde, 165 dakikalık Tarantino filmi “Zincirsiz”i izledim...

Saat 01’i geçiyordu sinemadan çıktığımda...

- “Çok güzel bir Tarantino filmi” demişlerdi izleyenler bana...

- “Tarantino filmlerini pek keyifli bulmam” dediğim halde, “bunun hikayesi dolu” diyerek içimdeki merakı ateşlemişlerdi...

***


Ne yalan söyleyeyim...

Filmin ilk bölümünde, “Köleliğe karşı vakur bir ödül avcısı”nı canlandırarak en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne aday olan Christoph Waltz’u (Dr. King Schultz) izlerken “Yanılmışım... Bu filmi çok iyi gidiyor Tarantino’nun...” dedim içimden...

Köleliğe karşı, esprili, özgün, çarpıcı ve ironik bir öykü yaratmıştı Tarantino...

“Tarantino’nun uçuk yaratcılığı bu defa işe yarıyor...” dediğim sırada ara oldu ve ikinci bölüm başladı...

Film için ve Tarantino adına iyi düşündüğüme bin pişman olduğum ikinci bölüm...

Gittikçe ucuzlayan, büyük bir hızla zeka yüklü eleştirel ironiden, çocuk filmi soytarılığına uzanan bir filme dönüştü “Zincirsiz...”

***


Bir yönetmen zekasını bu kadar mı ucuzlaştırır?..

Cesetlerden sulu boya kan fışkıran güya ironi yüklü acul sahneler, hiçbir yaratıcılığı olmayan bir final, Tarantino’nun yine kesmeye kıyamadığı uzun ve anlamsız diyaloglar kadar ne ararsan var...

Bu film niye 165 dakika?..

Senaryo mu öyle gerektiriyor?..

Öyküyü mü ancak böyle bağlayabiliyor?..

Çekimler, olay, zaman ve mekan mı bunu gerektiriyor?..

Hayır hiçbiri değil...

Tarantino uzatmak ve eğlenmek istiyor...

Kafasına göre hareket etmeyi “özgürlük”, filmle istediği şekilde oynamayı da “özgünlük” sanıyor...

- “Sanatınızın neresinde hissediyorsunuz kendinizi?..” sorusuna;

- “Sanatımın Everest’indeyim” cevabını vermiş...

Bu sene 5 dalda Oscar adayı olmayı Everest zannediyorsa yazık ona...

Yandığım şey, kendisini Everest’te zanneden şizofreniye değil...

“Kölelik meselesine” bu kadar iyi giriş yapıp, egzantrik olacağım diye bu kadar ucuzlaşan bir şımarıklığa...

Filmden çıkan herhangi bir izleyici, “köleliğe karşı muzip bir tepkisel bilinç edinmekten bile uzak kalıyor...”

Tarantino’nun kendi türünde deneyimlediği bir Spagetti Western’i belki...

Salça sosu ve sulu boyası bol tutulanlardan!..

*****


7 GÜNDE 3.5 KİLO...

Detoks gurusu Jason Vale’in “7 Günde 3.5 kilo” isimli taze meyve suyu diyeti kitabını okuyorum...

Amacım yeni bir diyet rejimi öğrenmek ve uygulamak değil...

Yaşam tarzını “sağlıklı ve zinde” bir yaşama göre yeniden biçimlendiren yeni öneriler var mı onlara bakmak...

Şu önerileri sıralıyor John Vale;

“Gerçekten aç değilseniz, kesinlikle yemek yemeyin... Saat kaç olursa olsun!..

Günde bir ya da iki defa toplam en az 45 dikika egzersiz yapın...

Günde bir saatten fazla televizyon izlemeyin...

Yemeğinizi yavaş yavaş yiyin...

Haftada bir kez ilham verici bir film ya da belgesel izleyin...

Her iki haftada bir kitap bitirin...

Açık havada hareket etmeyi unutmayın...

Tükettiğiniz şeylerin yüzde 60-80’i yüksek oranda su içeren, enerji dolu yiyeceklerden oluşmalıdır...

Meyve, sebze ve meyve sebze suları gibi...

Kalanı da balık, tavuk, tam tahıllı karbonhidratlar, kuruyemiş, çekirdek ve isterseniz bir miktar süt ürünü olmalıdır...”

DİĞER YENİ YAZILAR