Atatürkçülük bu kadar öksüz bırakılamaz!..

CNN’de “Çok Farklı“ programını yaptığım günlerdi...

Süheyl Batum’u programa davet etmiştik...

2009 yılının baharında, Türkiye’de siyasi saflaşma çok farklı görünüyordu...

AKP o günlerde Avrupa Birliği rüzgarını arkasına almıştı...

“Avrupa Birliği“ni referans gösteriyor; laikleri ve cumhuriyetçileri Avrupa Birliği değerlerin ve global dünyadan kopmakla, ulusalcılığı kendi içine hapsolmakla eşdeğer tuttuğunu söylüyordu...

Süheyl Batum dil bilen, Batılı okullarda Avrupai eğitim veren bir akademisyendi...

-”Nasıl oluyor da sizin gibi birisi Avrupa Birliği değerlerine karşı çıkıyorsunuz Hocam?..” demiştim...

-”Atatürk’ün, cumhuriyetçilerin, laiklerin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin durduğu yer Avrupa Birliği değerleri yanıbaşı olması gerekmiyor mu?..”

-”Artık Avrupa Birliği’nden yana davranmayı pek doğru bulmuyorum... Çok sömürgeci şeyler savunuyorlar...” demişti...

Programda değil, program sonrası sohbette söylemişti bu sözleri Süheyl Batum...

-”Avrupa’nın değerleri, Türkiye’deki laiklerin ve Cumhuriyet’çilerin değeridir... Öyle olmalı...” diye cevap vermiştim...

Haberin Devamı

Vedalaşıp ayrılmıştık...

***

Dün Süheyl Batum’un, Emine Ülker Tarhan’ı; Cumhurbaşkanı adayı olmak için önerdiğini duyuyorum...

Süheyl Batum 20 milletvekili sayısına çıkacaklarını söylüyor ve kampanyayı başlatıyor...

-”Osmanlı değerlerini savunan bir kişi CHP’nin adayı olamaz...” diyor...

Ben CHP’nin, Avrupa değerlerini dışlayan, radikal ulusalcı kanadına hep mesafeli duran bir gazeteciyim...

Cumhuriyetçiliğin, laikliğin, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, çoğulcuğunun; hülasa Atatürk’ün Türkiye’yi götürmek istediği yerin; esasen Avrupa Birliği müktesebatının bir parçası olmak olduğunu biliyorum...

CHP’nin “Avrupa Birliği”ne mesafeli durmasını hiçbir zaman anlamıyorum...

***

O gün Avrupa Birliği’ne bakışta farklı düşündüğüm Süheyl Batum’un; bugün “Osmanlı değerlerini savunan bir kişi CHP’nin adayı olamaz...” diyerek Emine Ülker Tarhan’ı Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etmesini ise çok doğru buluyorum...

Bu CHP’li gibi, CHP’ye uygun bir davranış modeli...

Haberin Devamı

CHP’li olmak da önemli değil...

Koskoca bir Cumhurbaşkanlığı seçimi boyunca; Cumhuriyetçiler, Atatürkçüler, laikler BDP kadar bile mi değerli değiller ki; bu kadar öksüz bir kampanyaya tanık olmaya maruz bırakılıyorlar?..

Ekmeleddin Bey baba dostu, kimliğine ve kişiliğine hiçbir sözümün olmayacağı çok değerli bir kişilik...

Ne ki “CHP adayı, Atatürk’ten, Cumhuriyetçilikten, CHP’nin temsil ettiği değerlerden bu kadar uzak bir portre çizemez...

MHP Ekmeleddin Bey’i aday gösterir, uzlaşma için CHP kabul eder...

Bu farklı...

Fakat CHP, genlerini, düşünce sistematiğini, kimyasını, müktesebatını yok farz ederek, böyle bir seçimin önderliğini alamaz...

***

Ekmeleddin Bey’in “adaylığının önerilme biçimi yanlış...”

Ekmeleddin Bey’i Devlet Bahçeli önerse, CHP destekleseydi belki bu kadar sorun olmazdı... Oysa Ekmeleddin Bey’i bizzat CHP öneriyor...

Fazla gelen budur...

Uzlaşma gibi değil, oy devşirmeye yönelik fırsatçı bir takiye gibi algılanmaya müsaittir...

***

Daha önemlisi, koskoca yüzde 26, Atatürk’ü cumhuriyeti ve laikliği şiar edinmiş kitle; bütün bir kampanya boyunca tamamen mi öksüz kalacak?..

Haberin Devamı

Sesini hiç çıkaramayacak, hiç olmazsa demokrasi adına da mı esip gürleyemeyecek?..

İki ay kadar önce bir arkadaşıma;

-”Tayyip Erdoğan’ın karşısına en doğru iki aday, Güldal Mumcu ve Emine Ülker Tarhan olur” demiştim...

-”Niye?..” diye sormuştu...

-”Demokrasilerde tez ile antitez çarpışır... Güldal Mumcu ve Emine Ülker Tarhan, sosyal demokrat... Kadın... Otoriteyi değil, kadın yumuşaklığını temsil ediyor... İkisi de dibine kadar laik ve cumhuriyetçi... Kazanırlar kazanmazlar bilmem...

Ama kitleler kendi seslerini dinlerler, duyurabilirler... Demokrasi ve seçimler insanların kendi seslerini duyurabildikleri rejimlerin adıdır...”

Böyle demiştim...

***

Aynısını diyorum...

Emine Ülker Tarhan aday olmalı ve Türkiye’deki laiklerin, cumhuriyetçilerin, Atatürk’çülerin Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki öksüzlüğüne bir son vermeli...

Ne kadar oy alırsa alsın... Sonunda kendisi de demokrasi de kazanacak...

Haberin Devamı

Türkiye’de herkesin Atatürkçü olmasını beklemiyorum...

Demokrasi açısından bunu doğru ve gerekli de bulmuyorum...

Ne ki çoğulcu bir demokraside Atatürk ve Atatürk’çülük bu kadar “öksüz” bırakılamaz...

Yaşasın demokrasi; yaşasın Atatürk...

FISILTILAR...

“Kalbinizin en kutsal yerlerinden gelen nazik fısıltıları dinlemek, içinizin en derinlerinden gelen çağrıyı işitmek ve ardından ona yönelmek demektir...

Bazen olağanüstü bir sonbahar günü tek başımıza ağaçlar altında bir yürüyüş yaptığımızda, kendimizi doğaya tamamen bıraktığımızda bu fısıltıları işitiriz...

***

Bazen sessizlik içinde meditasyon yaparken, bazen bir düşünüş halindeyken, kimi zaman sevdiğimiz birisini kaybettiğimizde, bazen de hayallerimizin yıkıldığını gördüğümüz anda bu fısıltıları duyarız...

Öğrenmemiz gereken ders şudur;

Bizi kaderimizin yoluna çıkaran iç sesimizi dikkatli dinlememiz önemlidir...

İç sesimizi anlamak konusunda bilinçli olmalıyız...

İç sesinizi iyi dinleyin ve kendinizi kaderinizi yaşamaya adayın...

Bu şekilde arkanızda güzel bir miras bırakacaksınız...”

Robin Sharma...

DİĞER YENİ YAZILAR