Annenin babanın cenazesinde bulunabilme hakkı!..

Haberin Devamı

Tansiyonu 6’ya düşüyor Bedriye Özarslan’ın...
Ayağındaki kırık için hastanede yatarken, tansiyonu düşünce, yoğun bakıma alınıyor...

Oğlu Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan, tutuklanmıştır 11 Şubat’ta Balyoz davasında...

Ana yüreği buna dayanamıyor, yoğun müdahalelere rağmen kalbi direnemiyor, hastanenin yoğun bakım odasında vefat ediyor...

Cenazesi kaldırılacak, ancak tek oğlu cezaevinde tutuklu...

Tutuklular için yasal düzenleme hala yapılmamış “Kutsal görevi yapabilmeleri, annelerini, babalarını son yolculuğa uğurlayabilmeleri için...”

***


Yasa değiştirilmediği için annesini aniden kaybeden Korkut Özarslan’a cezaevinden çıkıp da annesinin son yolculuğunda bulunabilmesinin izni verilemiyor...

En sonunda konu Başbakan’ın önüne kadar götürülüyor...

Başbakan “Özel bir izin çıkartılmasını” istiyor da Korgeneral annesinin cenazesine ancak katılabiliyor...

Dün akşam haberi okurken tüylerim ürperdi...

Cezaevinde tutuklusunuz, annenizin kalbi dayanmıyor, vefat ediyor ve siz annenizin cenazesine bile katılamıyorsunuz...

Bunca Meclis görüşmesi, toplantısı, tartışması, kavgası hiçbir işe yaramıyor, en insani, en hayati konularda, insanın yüreğindeki ana “acısını bir nebze hafifletecek” bir yasa bile geçmiyor Meclis’ten...

***


Yasa geçmediği için, kanun düzenlenemediği için de, böyle bir konu Başbakan’a gidiyor...

Onun “insani mesele” diye devreye girmesiyle, binbir dereden su getirilerek bürokrasi aşılıyor bir formül bulunuyor ve Korgeneral Korkut Özarslan annesinin cenazesine katılıp tabutunu taşıyabiliyor...

Son yolculuğuna uğurlayabilmek için...

Bir insanın annesi, babası, karısı, kocası, çocukları, torunları...

Bunlar hayatın en hassas ve en kutsal alanları...

***


Kendinize yapılanları bir miktar affedebiliyorsunuz, ancak ananıza, babanıza ya da çocuklarınıza yapılanları affetmekte o kadar cömert olamıyorsunuz maalesef...

Bedriye Özarslan ve Korkut Özarslan’ın hikayesini okurken, içim parçalanıyordu, tüylerim diken diken olmuştu...

Annesini kırılan ayağının tedavisi için hastaneye yatıran oğul, bir süre sonra tutuklanıyor...

Anne kalbi buna dayanamıyor...

Hastane odasında ölüveriyor...

Oğlu cezaevinin parmaklıkları arasında çaresiz durumu izliyor...

Başbakan’a kadar gidiliyor da yasalar aşılarak cenazeyi kaldırma izni alınabiliyor...

***


Hayat bazen bir tanesinin bile yeterince acı verdiği dramlardan birkaç taneyi aynı anda karşımıza çıkartır...

Tanrı o an bizi sınıyordur...

Evren birkaç dramın üstüste geldiği bir trajediler manzumesinden, sizin yepyeni bir güçle çıkmanızı istemektedir...

Birkaç ay önce, yeni doğmuş çocuklarımı benden uzaklaştırıp bana göstermezlerken, bu duruma dayanamayan babamın tıkanan damarını, felç gelen sağ tarafını yanıbaşımda yaşaya yaşaya, araba kullanarak trafikte hastaneye ulaşmaya çalışıyordum...

Bir babanın çocuğunun yaşadığı dramdan, kendi çocuğundan daha fazla etkilenebileceğini, babamın felç geçirme hadisesinde birebir yaşamıştım...

Annenin ölümünü, annenin ölümüyle o ölüme sebebiyet verdiğini düşenerek yaşarken ölen oğlunun dramını çok iyi anlıyorum...

***


Anneler, babalar, eşler, çocuklar, torunlar...

Acımasız hayatların, utanmaz saldırıların, namert kavgaların, en hassas kırılma noktalarıdır... Oralarda insanların durması gereken bir nokta vardır...

O noktada durmasını bilmeyenlere, hayat da durmadan devam edecektir...

Bu korkunç trajedide, tek teselli annesinin son yolculuğunda oğlunun orada bulunmasıdır...

En azından o insani nokta duyarsızca geçip gitmedi...

Ancak ne acıdır ki, bir süre önce tutuklu Mehmet Haberal da babasının cenazesine aynı düzeltilemeyen yasa maddesiyle katılamamıştı...

Bizde devlet insandan çok, kendini korur...

Sanki insanı haysiyeti olmayan bir devletin hükm-i şahsiyeti olabilirmiş gibi...

*****


KENAN’IN GECCE’SİNİN 10. YILI...

Çocuklarıma büyüdüklerinde, dostların hayatlarında çok önemli olacağını anlatacağım...

Dostlar aynı fikirde ve düşüncede olmayabilirler...

Aynı dünya görüşünü paylaşmayabilirler...

Birbirinden tamamen zıt dünyaların insanları olabilirler...

Birinin ak dediğine öbürü kara diyebilir...

Fazla buluşmayabilirler...

Fazla görüşmeyebilirler...

***


Bunların hiçbiri olmayabilir dostlar arasında...

Ancak dostluk kendiliğinden bir mıknatıs etkisiyle kurulabilir...

Kenan’la (Erçetingöz) yıllarca birarada çalışacak kadar yakın değildik biz...

Bir ara Kanal 6’yı kurarken çalışmıştık...

Her gün her gece beraber de takılmazdık, o da kırk yılda bir rastgelirdi...

Aynı alanlarda da çalışmıyorduk ki her daim karşılaşalım...

Üstelik başarılı her gazeteci gibi fazlaca hırslı birisi olarak bilinirdi Kenan...

Benim de hırsım kendime olduğundan fazlaca yakınlaşmamıştı hayatlarımız...

***


Ne ki son birkaç yıl içinde bu durum gittikçe tersine dönmeye başladı...

Görünmeyen bir mıknatıs karşılıklı konuşmadan bizi iyiden iyiye yakınlaştırdı, dost yaptı...

İkimiz de neredeyse 30 yıldır gazeteciydik...

İkimiz de Allahı var “eli ağır” gazetecilerden sayılıyorduk...

Gazeteciliği bir yaşam biçimi olarak benimseyip, elini ağır tutanlar, pek kolay aynı dünyaların insanlarıyla samimi olmazlar...

Ne olur ne olmaz der arayı biraz mesafede tutarlar...

***


Ancak hayatın ilginç bir kimyası var...

Bir yerlerde birileriyle hiç ummadığınız şekilde, bir sıcaklığın, bir dostluğun ve bir güven ilişkisinin içine giriveriyorsunuz...

Kendiliğinden sırtınızı daha bir rahat yaslayıveriyorsunuz...

Hiçbir şey açıkça konuşmadan oluştu aramızdaki bu mıknatıslı dostluk Kenan’la...

Bugün onun tek başına kurduğu ve eşi Gül’le yoktan varettiği Gecce Com’un 10. yıldönümü...

Başarıyı şiar edinmiş bir gazetecinin eğer isterse, işi gücü bırakıp tek başına neler yapabileceğinin açık kanıtıdır Gecce Com’un hikayesi...

Bugün 10 yılda çocukları için inanılmaz derecede değerli bir internet portalı yarattı Kenan...

Sessiz sakin ailesiyle birlikte kutlayacak Gecce Com’un 10. doğum gününü Kenan...

Başkalarına ödül verirken, Oscar’a parmak ısırtan törenler düzenleyen gazeteci, kendi doğum gününde sessizliğe gömülecek...

Bir şeyi itiraf edeyim...

Kenan’ın bu başarısı benim için sürpriz değil...

Aramızda kurulmuş olan dostluk “bir mucizedir” benim için...

DİĞER YENİ YAZILAR