Ankara Beşiktaş’tır... Beşiktaş Ankara’dır...

Koskoca bir sezon Beşiktaş’ı canlı seyretmek için beklerdim...

O sezon lig ya da kupayı; birinci veya ikinci bitirip “Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupasını oynaması için” dua ederdim... Gençlerbirliği’nin Süper Lig’de olmadığı yıllardı... Topu topu bir Ankaragücü maçı vardı, canlı olarak Beşiktaş’ı Ankara’daki statta izleyebildiğim...

Sonra da Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanacak Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı kupası maçlarını beklemeye geçirdim...

Geri kalan ömrüm, ya televizyon ya radyo başında Beşiktaş maçlarında stadı hayal edip yaşayarak geçerdi...

Sömestr ve Bayram tatillerinde, ‘İstanbul’da hangi maçları seyredebilirim’ hesabı yapar...

Yazın spor yazarları kupasında seyredeceğim gece derbilerini hayal ederdim...

***

İstanbul’luydum...

Ama yaz ve sömestr hariç Ankara’da yaşayan bir Beşiktaş’lıydım...

Bütün Ankara’lı Beşiktaş’lılar gibi, “çok Beşiktaş’lıydım...”

Ankara’lı Beşiktaş’lılar “Çok Beşiktaş’lı” olurlar...

Ankara’lı Beşiktaş’lılar; takımlarını canlı izlemeye aç olmanın verdiği “özlem”le, hayallerinde, beyinlerinde ve fantezilerinde büyütürler Beşiktaş’ı ve Beşiktaş maçlarını...

Haberin Devamı

Tuttuğun takımı canlı izleyememek, taraftar gözünde stadın önemini azaltmaz, artırır...

***

Üniversite için İstanbul’a geldiğim yıl; hafta sonları 39 derece ateşe ve havanın ayazına bakmaz, usulca stadın yolunu tutardım...

Yakası kürklü deri kabanıma sıkı sıkıya sarınır, cebimdeki antibiyotiği susuz, sek ağzıma atar, kapalı tribünün c veya d kapısının önündeki kuyrukta ağzımdan buharlar saçarak sıraya girerdim...

***

Ankara’lı bir Beşiktaş’lı için Beşiktaş’ın maçları;

İstanbul’lu Beşiktaş’lıdan fazla anlam ifade eder...

İstanbul’lu Beşiktaş’ın kendi sahasındaki maçların hepsini çıplak izler...

Ankara’lı Beşiktaş’lı ise televizyon ya da radyodan izlediği, maçı hayalinde yaşar...

Ankara’da Beşiktaş’lı olmayı, Türkiye dışında yaşayan Türkiye’li olmaya benzetirim...

Türkiye’ye yönelik en yoğun duyguları dışardaki Türkiye hisseder...

Ruhu burada, kendi burada olmadığı için...

***

Televizyonda haber bültenini ve Ateş Hattı’nı bitirirken o ünlü sözü onun için söylerdim;

Haberin Devamı

- “İyi geceler Türkiye...

Her nerede yaşanıyor ve yaşatıyorsan...”

O söz aslında; Türkiye’nin dışında yaşayan ve yaşatılan Türkiye’ye yönelik bir gönderme, bir jestti...

Tıpkı Beşiktaş maçlarını İstanbul’dakinden fazla hisseden gurbetteki Ankara’lı Beşiktaş’lı gibi...

Statta olamadığı, statta bizzat yaşayamadığı, kalbinde ve fantezisinde yaşatabildiği için...

***

Önceki gün Alen Markaryan‘la konuşurken;

- “Gördün mü Ankara’nın Beşiktaş’lılarını...” dedim,

- “İnletiyorlardı stadı...”

Bir hareketiyle bütün bir İnönü’yü ayağa kaldıran Alen’e söylüyordum bunu...

Sanki Ankara’daki Beşiktaş tribünlerinin sorumlusu benmişim gibi...

- “Maçın sonlarında, Beşiktaş takımı her zamanki kronik son dakika gol yeme türbülansına girdiğinde tribünler Meksika yapmaya başladılar...” dedim...

***

Kimse fark edip üzerinde durmadı...

Ankara’daki taraftar, maçın sonlarında Beşiktaş’ı motive etmek için sihirli bir formül buldu...

Meksika Dalgası tezahüratıyla dört bir yanı inletti...

Haberin Devamı

Meksika Dalgası tezahüratı maçın başlarında, ortalarında, takımı motive etmek ve daha çok şov yapmak için yapılır...

Ankara Beşiktaş’lıları, maçın sonlarında Meksika Dalgası yaparak, Beşiktaş takımının son dakikalardaki kronik gol yeme hastalığına şifa bulmayı amaçladılar...

Başarılı oldular...

Doksan dakikanın sonunda, Beşiktaş takımı, Ankara’daki seyircisiyle bütünleşti...

Alışık olmadığı sahayı “ev”i belledi...

Lig başından beri ilk kez üç gol atarak taraflı tarafsız herkese futbolunu beğendirdi...

***

Şampiyonluk bir sinerji meselesidir...

Aynı zamanda bir inanç, bir sevgi, bir kararlılık, bir motivasyon becerisidir...

Beşiktaş bu sezon kendi şehrinin stadlarında maç yapamaz hale geldi, getirildi...

İstanbul’da Beşiktaş’a reva görülen bu “mahrumiyet”;

İlham olmalıdır Ankara’da alınacak onlarca “galibiyet”e...

Beşiktaş bu sezon Ankara’da oynamalı...

Tarihin altın sayfalarına muhtemel bir şampiyonlukla taçlanacak sezonu Ankara’da kendi şehrinden uzakta “gurbet görünen evinde” yaşamalı...

Haberin Devamı

Böylesi çok daha anlamlı...

Takımları büyük yapan;

Aldıkları şampiyonlukları abideleştiren...

Hayatı anlamlı ve değerli kılan şey “derinliktir...”

İstanbul “mahrumiyet”ine inat...

Beşiktaş Ankara’da “gurbette, görünen evinde” almalı arka arkaya galibiyet...

Ankara Beşiktaş’tır...

Beşiktaş da Ankara...

*****

TAYYİP ERDOĞAN’A VE AHMET DAVUTOĞLU’NA AÇIK MEKTUP...

Dün öğle saatlerinde, önce Cumhurbaşkanı, hemen arkasından Başbakan grup toplantısında çok önemli bir konudan bahsediyorsunuz...

Sosyal medyada, twitter’da orda burda, insanlara yönelik linç kampanyalarından söz ediyorlar...

Hatta Cumhurbaşkanı “katilin elindeki bıçakla, doktorun elindeki neşter aynı değil...” ifadesini kullanarak bu cinayeti işleyenlere karşı tolerans göstermeyeceklerini söylüyorlar...

***

Hem Cumhurbaşkanı’na;

Hem de Başbakan’a söylemeliyim ki;

Uzun zamandır kendilerine “yakın görünüp”, el altından sahte isimlerle, insanları linç eden “karakter suikastçisi sosyal medya zorbaları” maalesef çok yakınlarında cirit atıyorlar...

Etkili, yetkili şahsiyetlere yönelik itibarsızlaştırmalar, suça yönelik çağrılar örnek verilirken, Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan; acaba “yakınlarında gözüken nice twitter ve sosyal medya suikastçisinin”; kurnaz etki ajanının “bize bir şey yapmazlar nasılsa” mantığıyla, suçu açık teşvik eden twitleri sahte hesaplarla attıklarını, başkalarına attırdıklarını, ağır suç işleyerek, insanları yok etmeye çalıştıklarını da biliyorlar mı?..

Ben biliyorum ve bekliyorum...

Acaba onlara bir şey yapılacak mı diye..

Bu memleketi yaşanmaz bir cehennem haline sokanlar;

“Bizden ve sizden” diye ikiye ayrılmıyor...

Suç ve masumiyet diye ikiye ayrılıyor...

DİĞER YENİ YAZILAR