İyi kalpli ve herkesi memnun etmeye çalışan bir dostum o...
Uzun zamandır fark ediyorum...
Arkadaşları ve dostlarıyla ilişkilerinde gerçek duygularını hep geri plana atıyor...
Eğer duygular veya çıkarlar çatışıyorsa, o kendisi duygusunu gizliyor...
Yok farz ediyor...
Göstermiyor...
Zaman zaman “hatırı sayılır oranda içki içiyor...”
İçtiği içkinin kendisi için zararlı olmadığını söylüyor...
Olabilir fakat; bu tarafı beni çok ilgilendirmiyor...
Beni ve bu yazıyı ilgilendiren tarafı, içtiği zaman aldığı yoğun alkol miktarının, kişiliğinin yukarıdaki özellikleriyle, direkt bir “ilişki” içerisinde olması...
Kişiliğinin saydığım özellikleri gerçekte onun içki içmesini tetikliyor...
Dün sabah kendisiyle konuşuyordum...
- “Kendisini ifade etmekten çekinen, yanlış anlaşılmaktan korkan, gücünü kullanmak istemeyen” kişiliğinin “alkol kullanımıyla bire bir bağlantılı olduğunu” söyledim ona...
- “Bunları değiştirirsen artık içki içme isteği duymazsın...” dedim...
İçki, sigara ve kilo konusunda sorular soran yüzlerce insan hep bana şunu soruyorlardı;
- “Bunları bırakmak için, irade mi gerekli?.. Yoksa bir ilaç ya da insan desteği şart mı?..”
Oysa esasen ne ilaç, ne sakız, ne de başka ek desteklerle terk edilecek şeyler bunlar...
Hayatın her alanında olduğu gibi, “şifreleri çözmeniz” gerekiyor, içkide de, sigarada da, kilo konusunda da...
Şifreleri bulur çıkartırsanız, yeni ve taze duygularınıza uygun davranış modelleriyle hepsine “elveda” der, hayatı rahat ve keyifli yaşarsınız...
BÜYÜMEKTEN KORKMAYIN
R. Şanal’ın Kuantum İyileşme kitabı elime geçeli çok olmadı...
Alkol kullanan kişilerdeki duyguları şöyle açıklıyor R. Şanal;
- “Kimse beni anlamıyor... Ben de kendimi anlatmak istemiyorum...
Nedeni;
Kendini ifade edememek...
Güvensizlik...
Yanlış anlaşılmaktan çekinmek...
Gücünü kullanmaktan korkmak...
Düğümün şifreleri;
Kimse beni anlamıyor...
Gücümü kullanmak istemiyorum...
Büyümek olgunlaşmak istemiyorum...
Beni herkes yanlış anlıyor...
Çok kızgınım...
Kendimden utanıyorum...”
Telefonda konuştuğum arkadaşıma; “Gerçek duygularını hep içine atıyorsun... Farkında değil misin?..” diye sordum;
- “Onları ifade etmekten utanıyorsun... Onları ifade ettiğin zaman oluşması muhtemel sıkıntılı durumlardan geriliyorsun... Çıkacak olası tartışmalardan kaçıyorsun... Yanlış anlaşılmaktan korkuyorsun...
Bunları hissettiğin için, alkol alarak kendine dönüyorsun...
Bir kısım açılır; içtikten sonra kendini ifade etmeye başlar...
Sense çatışmadan kaçıyor ve içkinin seni gerginlikten uzaklaştıran sanal kaçamağının yarattığı iç dünyanda rahatlıyorsun...” dedim;
Ahizenin öbür ucundan “Aynen böyle oluyor... Yeter, yeter!.. Anladım...” diyen sesini işittim...
Üstelemedim...
Biliyordum ki yıllar önce; duygularımı “yanlış anlaşılır” diye ifade etmekten çekindiğim, “ne pahasına olursa olsun duygularımı ifade edecek cesareti gösterdiğimde” canım bir daha hiç içki içmek istemez olmuştu...
Buradaki temel sorun; “duyguları ifade etme durumunda yaşanacağını sandığınız bedelin çok ağır olmasıydı...”
Duygusal olarak buna hazır hissetmeyebiliyordunuz kendinizi...
Onun için sürekli “kaçıyor”, kendinizle başbaşa kalarak, durumu idare ediyordunuz...
O günden sonra dikkat ettim, ne zaman ki, birilerine karşı duygularımı ifade etmenin yanlış anlaşılacağından ürküyorum, öyle zamanlarda canım bir kadeh şarap içmek istiyor...
İçimde kalanı ne pahasına olursa olsun muhatabıma anlattığımda ise, “tadımlık niyetine bile şarap arzu etmez” hale geliyorum...
Hayatta ruhumuzu ve kendimizi korumamız o kadar kolay değil...
Bunları korumak için, çocuklukta bize bazı davranış kalıpları öğretiliyor...
Bu davranış kalıplarının bir sürüsü yalan yanlış, hiçbir geçerliliği olmayan, tam tersi berbat sonuçlar veren kalıplar...
Ebeveynler ya o anda; “Çocuğa bir cevap vereyim de başımdan gitsin“ mantığıyla “ağızlarında bir şeyler gevelemiş oluyorlar...”
Ya da;
Bizzat ebeveynler çocuğun hayatını bloke ediyorlar...
Bazen de “hayata bakışlarının ve okuyuşlarının sorunlu olması çocuklarına geçiyor...”
O sorunlar, yadigar olarak bizlere intikal ediyorlar...
Şişman ebeveynlerin çocuklarının da şişman olması buna örnek...
Anne baba alkol kullanmayabilir...
Ancak, onlar da “yanlış anlaşılmaktan korktukları için, kendilerini ifade etmekten çekinmişlerse...”
Ya da yarattıkları baskılar, “kendinizi ifadenizin önüne set çekmiş, tıkamışsa”, içkiden uzak durmanız, kafanızın içindeki bu blokajı ortadan kaldırmanızla mümkün...
Kendinizi rahat ifade etmeye başladığınızda sorununuz kalmayacak...
Bu yazıyı aslında arkadaşım için yazdım...
Onun bir an önce rahatlamasını istiyorum...
Fakat bu söylediklerimin çok kişiye şamil olacağının farkındayım elbet...
BATI’NIN KURNAZLARI VE İŞTİRAKLERİ...
Diyelim ki;
Mısır Cumhurbaşkanı Mursi “gerçek bir demokrat lider değil...”
Bir yılda mı anladınız adamın gerçek bir demokrat olmadığını?..
Bu kadar zamanda ne yapmış olabilir ki bu “adam demokrattan sayılmayıp, diktatör damgası yedirilerek darbeye maruz kaldı?..”
Bitmedi...
- “Seçilen Mursi’nin bir yıllık iktidarını demokratik bulmayan Batı’nın yüksek demokrasi standartı!!!...
Nasıl olup da Suudi Krallığı’nın demokrasisini demokrasiye uygun buluyor?..
Öyle ya; hiç demokrasiyi kurtaracak, ülkeye ayar verecek askeri darbeden falan bahsedilmiyor oralarda?..”
Hiç seçim olmayan bir ülke mi daha demokrattır?..
Yoksa seçim yapmış ve yönetimini seçmiş bir ülke mi?..
Diyelim ki;
Sandık demokraside her şey değil...
Benim açımdan bunda bir tartışma yok...
Peki; “Sandık olmadığı zaman mı demokrasi oluyor?..”
Mısır’da demokrasiyi sağlamak için, darbelere bile yeten gücünüzü niye “demokratik açılımlar için” kullanmıyorsunuz?..
Darbe yapmaya yeten mali ve siyasi etkiniz, “seçilmiş bir iktidara daha demokrat davranması için yetmiyor mu?..”
Yoksa sizin meseleniz gerçekte demokrasi falan değil mi?..
Siz “petrolün satışıyla mı ilgilisiniz?..”
Çıkan petrollerin
kaç paradan kime gideceği, hangi geçiş yolundan geçeceği, kimlerin Ortadoğu’yu yöneteceği ve Gazze’ye açılan kapıların nasıl imha edileceğiyle mi?..
Doğru söyleyin...
Kurnazlık yapmayın...
Suudi Kralı için kılını kıpırdatmayan demokrasi standartınız nasıl olup da Mursi için ayağa kalkıveriyor?..
Soruları cevaplayamayacaksınız belli...
Zaten ben de size değil, ihale ettiğiniz kişilere soruyorum...
Türkiye’deki iştiraklerinize!..

