Alkolde özgürlük ve yasak!..

Haberin Devamı

Dün bir arkadaşım “Bir internet sitesi ‘Senin dün Bebek Lucca’da masalarda içki bulunmadığı yazını’ içki yasağına tepki duyduğun şeklinde aksettirmiş...” dedi;

- “Tepki mi duydun?..” diye sordu...

O zaman anladım ki, “alkol yasağı tartışmasında” tutumumu daha da net olarak koymam elzemdir...

İÇKİ VE SİGARA REKLAMLARINA KARŞIYIM

İçki ve sigara reklamlarına karşıyım... 30 yıl sigara içtim, içki içtim biliyorum...

Bu reklamlar çok tehlikeli...

İnsanın bilinçaltında “özlem” yaratıyorlar...

Ben yıllarca bir sigara markasının safari gömlek giymiş kıvırcık saçlı kahramanının, vahşi ormanda yalnız başına doğa koşullarıyla mücadele ederken çekilmiş karizmatik görüntüsünün etkisiyle o sigara markasını tercih ettim...

Bana yalan söylemesinler...

Sigara reklamları bire bir bilinçaltımı etkiledi...

Sigara içmek erkek karizmasının sembolü olarak algılatıldı bana...

15 yaşında böyle algıladım...

45 yaşına kadar bilinçaltımdaki bu algı, bilincimdeki ‘zararlı’ yargısını değiştiremedi...

Kimse beni aldatmaya kalkmasın...

Hayvan terli...

New York’un gece mavisinden etkilenip bir başka markayı sevdim...

Yeşil doğanın ortasında kovboyların at üstündeki karizmatik tavırları ise başka bir markayı gözümde büyülü hale getirdi...

O sigara reklamları masum değil...

O sigara reklamlarıyla “insanlar ve gençler zehirleniyor...”

En kötüsünü söyleyeyim isterseniz...

Alain Delon’un filmlerinde içtiği sigara markası yıllarca, benim bütün kuşağımda moda oldu...

O sert ve ciğerlerimizi parçalayan sigarayı sırf Alain Delon filmlerde içiyor diye içtik...

Çingene’nin Fransızcası’dır o markanın adı...

Bir kuşağın yıllarca o markayı sevmesinin nedeni, o sigaranın ve benzerinin Alain Delon’un eline tutuşturulmasıdır...



GECE 22’DEN SONRA İÇKİ SATIŞI OLMAYABİLİR..

Gece 22’den sonra dışarda içki satışının yasaklanması, anlamsızca büyütülen bir tartışmaya neden oluyor...

22’den sonra kim “içki satın almak ister?..”

O saate kadar içki içip, evdeki içkiyi tüketen kişi...

Burada içki içilmesi değil yasaklanan...

İçki tarafından tetiklenen bünyelerin, yeni ve plansız arayışlarıdır yasaklanan...

Trafik kazalarına daha fazla yol açacağından, gündüz planlanandan daha fazlasının tüketilerek, yeni komplikasyonlar çıkarma ihtimali artar...

Gece 22’den sabaha kadar perakende olarak içki satılmaması anlaşılabilir bir uygulama...



AKCİĞERİM DE KARACİĞERİM DE BU LAFLARA TOK...

İçki reklamları için de aynı şey geçerli... İçtiğim içki, Amerika’nın salon içkisiydi...

Al Pacino’dan, Clint Eeastwood’a kadar, karizmatik Amerikan erkekleri ile Western filmlerindeki karizmatik kovboylar o içkiyi içerlerdi...

İçtiğim içkinin, esasen o olması direkt olarak reklamlardaki ve filmlerdeki karakter algılamasının sonucuydu...

Bana herkes palavrayı bıraksın... Bilinçaltımızı reklamlarla yönetiyorlar...

Bunu da ticari amaçla yapıyorlar... Karlarına kar katıyorlar...

Özellikle gençlik yıllarında etkili oluyorlar, bilinçaltımıza şırıngalanıyorlar...

Filmlerde hayatın doğal akışı çerçevesinde içki sahnesi olabilir...

Fakat bu yıllardır yapıldığı gibi hiçbir zaman gizli reklamın bir parçası olmaz olamaz...

Tatavayı bırakın...

Benim akciğerim de karaciğerim de bu duruma tok...



RESTORANLARDA YASAKLANMASINA KARŞIYIM...

İçki ve sigara reklamlarının “gizli gizli” bilinçaltımızı etkilediğini ve bizi kendimize ve çevremize karşı zarar verecek eylemlere teşvik ettiğini biliyorum ve karşı çıkıyorum...

Buna karşı çıkıyorum, çünkü bu yasayla alınabilecek toplumsal bir önlem...

Buna karşın restoranlarda “içki servisinin” sınırlanması için değişik bahanelerle yasaklar icat edilmesini doğru bulmuyorum...

İçki ve sigara reklamı bir “teşvik”tir...

Restoranda içki bulunması ise, bir teşvik değil, kişisel özgürlüktür...

Restoranda içki içme özgürlüğünü daraltmak, kişisel özgürlükleri sınırlayacağı için bana doğru gelmez...

Avrupa’da ve Amerika’da da böyledir bu durum...

Bu nokta gayet açık ve sarih...



DİNİ REFERANS RAHATSIZ; TRAFİKTEKİ ÖNLEM RAHAT ETTİRİYOR BENİ...

Benim içki ve sigara içmememin, ya da içki ve sigara lobilerinin reklamlarla gençliğin bilinçaltını etkilemelerine dur dememin “dini referanslarla” hiçbir ilgisi yok...

Dinen böyle olması veya olmaması konuya bir ön yargıyla yaklaşmamı gerektirmiyor...

Dindar insanların düşündüklerinden rahatsız değilim...

Dindar olmayanların düşündükleri de beni germiyor...

Çağdaş bir devlet vatandaşının inancına göre uygulama yapmaz...

Kamu yararı ve kamu zararına göre yapar...

İçki içenler kendilerine zarar veriyorlar...

Bazı durumlarda ise, bu zararları karşılarındakine oluyor ve ölümcül nitelik taşıyor...

Karşılarındakine ve çevredekilere zarar verilen durumlarda müsamaha doğru değil...

***


Alkollü olarak kaza yaptığınız zaman, karşınızdakinin canına mal olabilirsiniz...

Bunu önlemek devletin görevi...

Bunu önlemek için elden geldiğince tedbirli davranmak da aynı sosyal devletin vazifesi...

Fakat özellikle yemeklerde sınırlı alkol tüketeni “ötekileştirmek, suç işliyormuş psikolojisine tabi tutmak” doğru değil...

İçki de sigara da ne kadar karşı olursak olalım zararı kendisinden ibaret kalıp, başkasına zarar vermedikçe kişisel bir tercih...

Patates kızartması da çok zararlı...

Bunun için fast-food hamburgercilerin “azaltılması yoluna gitmiyoruz...”

Sürekli zararlı olduğunu söyleyip, yavaş yavaş kullanımdan kaldırmayı hedefliyoruz...

Şeker de çok zararlı, kanser yapıyor...

Onu da söyleyerek, bilinçaltına yönelerek kesmeyi amaçlıyoruz...

Bu konularda ‘devrim’ değil, bilimle desteklenen ‘evrim’ doğru bir yaklaşım...



SONUÇ OLARAK...

Sonuç olarak, “AKP bu yasakları getirdi” diye, “irtica geliyor” gerekçesiyle düzenlemeleri incelemeden, yararlı olanları not etmeden, sağlık ve toplumsal yarar açısından taşıdıkları artıları görmeden, sloganist bir şekilde karşı çıkmak yanlış...

Yeni uygulamalar içinde doğru ve yararlı olan birçok uygulama var...

***


Buna karşın sigara ve içkiye karşıyız ya da zararlılar diye, “kişisel özgürlükleri ve tercihleri yok etmeye yol açacak, bir kesimde ciddi bir mahrumiyete neden olacak, kendini tamamen sınırlandırılmış, etrafı çevrilmiş, hapsedilmiş hissedecek” uygulamaları içselleştirmeme hakkına sahibiz...

Sonuçta içki bu ülkede edebiyatın önemli bir bölümüne damgasını vuran bir madde...

Ne yapacağız o edebiyat eserlerini?..

Eserleri okurken onları da mı buzlayacağız?..

İçki ve sigara içseydim, son düzenlemelerden sonra kendimi kötü hissederdim...

Ancak içki ve sigara içmezken de şunu hissediyorum;

- “Uğruna ölümlere gidilecek bir kutsaliyet değil...”

Ne içki ne de sigara...

Hepsi hepsi kişisel tercih ve özgürlük...

O kadar...

Fazlası değil...

DİĞER YENİ YAZILAR