3 Temmuz 2008’de yapmış o tarihi savunmayı AKP adına Cemil Çiçek...
Hatırlıyorum o günü...
Partinin kapatılmasıyla ilgili gerekçeler vardı...
Kapatılmaması için ise sivil bir niyet ve istek...
“AKP’nin kapatılmaması demokrasi için kazanç oldu” demiştim, çok kişi gibi ben de...
Fakat benim ne dediğimin pek önemi yok...
AKP’nin o günkü tarihi savunmasında ne dedikleri çok daha önemli...
Bugün AKP kapatma blokajlarını çoktan aşmış, önünde demokratik veya antidemokratik hiçbir engeli kalmamış, tek başına üçüncü kez iktidarını sağlamlaştırmış pozisyondadır...
Bütün güç elindedir ve şartlar eğer bir sürpriz getirmezse, kurucu ve doğal liderini Yarı Başkanlık veya Başkanlık yetkileriyle, Cumhurbaşkanlığı’na seçtirmeye hazırlanmaktadır...
Toplumun demokratik dizaynını tek başına AKP çizmektedir bugün...
Dün gazeteden gelen koli içerisinde “DEMOKRASİ SAVUNMASI-AK PARTİ’NİN KAPATMA DAVASI” başlıklı kitapçığı görünce içine dalıverdim...
Parti sözcüsü Cemil Çiçek tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan tarihi parti savunmasının, içeriğiydi kitaptaki savunma...
AK Parti yayınlarından çıkmıştı ve baskı tarihi 2012 yılını işaret ediyordu...
Hayatta muktedir olduğumuz günlerle, muhalif olduğumuz günler arasında “aynı özden, ruhumuzdan çıkan duygularımızdaki müştereki yakalayamazsak”, hayatı doğru okuyamayız...
AK Parti’nin “partinin kapatılmasını engellemek amacıyla yapılan tarihi savunmasından belirli pasajları aktarmaya” savunmayı okurken karar verdim...
Hayır; “Dün öyle söylüyordunuz, bugün böyle” tarzında bir çelişki göstermek babında değil...
AKP’nin özünde var olan “mazisindeki özgürlükçü ve muhalif müşterek”ine, rahat empati yapabileceği alıntıları seçtim özellikle...
Bu pasajlar “Barış içinde bir demokrasi için” seçildi...
Birbirini yok etmeyen bir çoğulculuk için aktarılıyor...
En zıt fikirlerin yaşamasının bir toplumun en doğal gerçeklerinden biri olduğunu “parti savunmasıyla” hatırlatmak için vurgulanıyor...
Ya da öylesine işte!..
İnsan tabiatının, “içinde bulunduğu pozisyona odaklı olduğunun bilinciyle, kendi içindeki ötekiyi aktarabilmek için” alıntılanıyor...
İşte AKP savunmasında en çarpıcı bölümlerden biri;
DEMOKRASİ “TOLERANS VE ÇOĞULCULUKTUR”
“Sayın Başkan, sayın Üyeler...
temas edeceğim bir diğer husus şudur...
Demokrasi bir anlamda toleranstır ve çoğulculuktur...
Çok farklı, çok zıt fikirlerin ÇIKARLARIN ve bunların taraftarlarının bir arada yaşamasına imkan veren bir siyasi iklimdir...
Hukuk da bunun çerçevesini çizer...
Bu çerçeve ÇELİKTEN DEĞİLDİR...
ESNEKTİR, DEĞİŞİME YATKINDIR...
Demokratik toplumlar ALINGAN değildir...
Hava bulutlu iken “Vay bana niye ördek dedin”e giden çarpık bir mantık zinciri yoktur...
Olaya öyle bakmaz isek her konuşmadan, her talepten, her tenkitten rejime yönelik bir tehdit algılaması çıkarabiliriz...
Ama bu ne kadar gerçekçi olur ya da ne kadar doğru olur?..
Böyle bir sistem içinde siyaset yapmak ne kadar mümkündür?..
Bu ve benzeri davalarda şahsen konuşmakta zorlandığımı ifade etmek istiyorum...
Neden?..
Çünkü ‘Acaba neyi söylersem İddia Makamı bunu dava konusu yapar’ diye endişeleniyorum...
İşin bir de bu yanı var...
Diğer bir yanı ise konuşan kişiye göre muamele...
Çok ileri bazı sözleri bazılarımız söylersek hiçbir işlem yok, hiçbir mahzur da yok...
Ama aynı konuda aynı sözleri, aynı konuyla ilgili olarak başka birileri söylerse hemen dava konusu yapmak...
Bu davanın en garip yanlarından, en anlaşılmaz yanlarından birisi de budur...”
Bu sözlerin aynısını AKP’nin bütün lider kadrosu bugün de söyleyecektir...
Hedefim aynılarını söyleyip söylemediklerini saptamak değil...
Amacım o günlerin “Kurulu düzene muhalif AKP’sinin içindeki muhalif ve özgürlükçü aurayı yakalamaya çalışmaktır...”
Herkes muhalif, farklı ve çok zıt görüşlerde olabilir...
Dün de bugün de...
Mesele o tarihi savunmada söylendiği gibi “Çok farklı çok zıt fikirlerin, çıkarların ve bunların taraftarlarının bir arada yaşamasına imkan verecek bir siyasi iklimdir...”
“Tarihi bir savunmadır”, AKP’nin kapatılmaya karşı Anayasa Mahkemesi’ndeki yaptığı savunma...
İyi ki yapılmıştır ve bugüne önemli bir referans olmuştur...
“Özümüzdeki müşterekin doğasında var olan özgürlükçü muhalif ruhu ötekileştirmeden hissetme” zamanıdır bugün sanırım...
“ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ...”
“AK Parti Demokrasi Savunması”nda çok önemli saydığım bir başlık da şöyle:
“Şüpheden sanık yararlanır ilkesi...”
Şöyle diyor AK Parti kapatma davasında savunmayı veren Cemil Çiçek:
“Şüphesiz bu davaya delil teşkil eden bir kısım dokümanlar delillendirilirken göz önünde tutmamız gereken kurallardan bir tanesi ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesidir...
Çünkü idamla sonuçlanacak bir hükmü verebilmek için gerçekten ortada hiçbir şüphenin olmaması lazım...
En ufak bir ihtimalin dahi söz konusu olması halinde bir evrensel kural olarak bunun parti lehine yorumlanması gerekir...
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi...”
GÜNÜN ANLAMLI SÖZÜ
BÜYÜK İNSANLARIN SIRRI...
“Hayallerinizin peşinden gidin...
İstediğiniz yaşamı inşa etmek için elinizden geleni yapın...
Sizi korkutan şeylerin üzerine gidin...
Sadece var olmak ile gerçekten yaşamak arasında bir fark vardır...
Gerçekten başarmak ve idare etmek arasındaysa bir ayrım vardır...
En üzücü şey, birçok insanın sahip olduğu armağanları gözden kaçırması ve en iyi yıllarını televizyona mahkum olarak geçirmesidir...
Çok sayıda insan güçlü yanlarını geliştirmek yerine, zayıflıkları üzerine zaman harcar...
Sahip olmadıkları şeye odaklanarak, gerçekte sahip oldukları becerileri göz §ardı ederler...
Bizden önce yaşamış tüm büyük insanların başarılı olmalarını sağlayan basit bir stratejileri vardır...
Onlar en temel beceriler üzerine zaman ayırdılar...
Bu özel nitelikler onları eşsiz hale getirdi ve hayatlarının geri kalanını onları büyütmeye ve geliştirmeye adadılar...
Robin Sharma...”

